Çoğu zaman birilerinin sırtımızdan geçindiğini, bizleri basamak olarak kullandığını, işleri bitince de unutup gittiğini söyler dururuz.
Özellikle de elinden iş gelebilen, kabiliyetli ve gayretli insanlar bu konuda bir hayli serzenişlerde bulunurlar.
Aslında böylesi insanlar genellikle bir karşılık beklemeden ve herhangi bir hesap içerisinde olmadan çalışanlardır.
Ama bu samimiyet vefa adına çoğu zaman karşılık bulmaz.
Hatta tabir yerinde ise enayi mesabesinde değerlendirilir kimilerince.
Kimileri bunu alışkanlık haline getirir. Yani kullanılanlar/kendilerini kullandıranlar her defasında bir pişmanlık yaşasalar da samimiyetlerinden olsa gerek yeni kullandırılmalara yelken açarlar.
Gerçi kimilerince buna samimiyet dense de genellikle safdillik denir.
Hatta…
Neyse, devamını getirmeye gerek yok, noktalı yeri siz doldurursunuz artık.
Başlığa bakıp fazla amiyane bir ifade ve yazı olarak görebilirsiniz.
Hemşehrimiz Hayrullah Şanzumi’nin Üçüncü Harname (Eşek Kitabı) adlı kitabını okursanız bu ifadelerin sandığınız gibi olmadığını göreceksiniz.
Maksat hakaret ya da küçümseme değil asla.
Maksat bazı şeylerin iyi anlaşılmasıdır.
Bu yüzden bazen fıkralardan, kıssa ve hikâyelerden yardım isteriz.
Öyle bir yapımız var ki, kimi zaman zarif ve latif anlatımlar pek iz bırakmayabiliyor bizde.
Bazen şimdi okuyacağınız fıkradaki üsluba da ihtiyacımız olabiliyor.
Köyün yaşlı semercisi Bekir usta ölmüştü. Tüm eşekler köy meydanında toplandılar, tepindiler oynamaya başladılar. Yaşlı hasta bir eşek duvar dibinde düşünüyordu. Ona geldiler:
“Haberin yok herhalde, semercimiz öldü” dediler.
“Ne olmuş öldüyse?”
“Artık sırtımız yara bere olmayacak, özgür olacağız”
“Nasıl bir özgürlükmüş bu!”
“Semerci olmayınca artık sırtımıza semer yapılmayacak, kırda bayırda istediğimiz gibi dolaşacağız…”
Yaşlı eşek gülmüş:
“Şaşarım aklınıza” demiş.
“Bugün sevinçle tepineceğinize, aslında yas tutmalısınız. Bekir Usta iyi kötü sırtımızın ölçüsünü biliyor, bizi rahatsız etmeyecek semerler yapmaya çalışıyordu. Yarın bir acemi semerci getirirler, sırtınız yaradan kurtulmaz. İyisi mi siz semerciden değil, eşeklikten kurtulmanın yolunu arayın. Eşek kaldıkça, sırtınıza bir semer yapan bulunur.”
Celil Kocataş
Köyde Kazan Kaynıyor
Mustafa Aloğlu
İlahi-Semah-Zikir ve Kemaliz ile Laiklik….
Erkan Altaş
SENDEN KALAN
Önder Gümüş
ÜÇ ANTİK UYGARLIĞIN GÖZETİCİSİ: ZERBAN
Fahrettin Çelik
BUGÜN 7 ŞUBAT
Adnan Boynukara
ABD ve İsrail’in “Büyük Savaş” Arzusu
Mücahit Bilici
Son Bakışta Şair
Necati ATAR
ŞEYTANDAN ATEŞTEN BELADAN KAÇAR GİBİ KAÇIN ROMAN OKUMAYANLARIN DÜNYASINDAN
Aynur Sel
Namuslu Bir Ömür Üstüne
Misafir Yazar
Kur’anda Haram Kılınan Şeyler