İlk mektubunun üzerinden kaç akşamüstü yerini o bilindik yalnızlığa bıraktı, inan sayamadım. Zaman üzerine titrediğimiz ne varsa usulca alıp götürüyor sevgili dost.
Zamanın açtığı o boşluktan mıdır bilmem, sen gidince buralardan sadece bir insan eksilmedi; mahallemizdeki ağaçlar, evlerin önündeki küçük bahçeler de eksildi. Onların yerini kaba saba beton yapılar ve lüks araçlar aldı. Görüntü çoğaldı ama mana azaldı. Neticede gürültüsü bol bir çağın içindeyiz neylersin.
Kıymetli dostum, maddi anlam ifade eden hiçbir şeye sahip olmadın, sanırım olmaya da niyetin yok. "Nasıl geldiysem öyle de gitmek istiyorum, kirlenmek istemiyorum." demiştin. İnsanların dünya hırsını gördükçe yine senin sözlerinin serinliğine sığınıyorum.
Kıymetli kardeşim, bu uğultunun içerisinde kendi sessizliğimizi ararken, bazen hiç hesapta olmayan güzelliklerle karşılaşabiliyoruz. Geçenlerde bir kaldırım taşının gölgesinde yeşeren bir çiçek gördüm. Göğe uzanan bir selam gibiydi. Ancak ayrılmak zorunda kaldık. İki saat sonra tekrar yanına uğradım, yoldan geçenler ezmişlerdi. Koruyamadım, üzgünüm. O an aklıma seninle olan son konuşmamız geldi. İnsanların giderek daha aceleci, daha hoyrat bir hâl aldığını söylemiştin. Bu bir tespitten öte sitem gibiydi. Susup onaylamıştım; şimdi ise seni daha iyi anlıyorum.
Aziz dostum, belki çiçeği koruyamadım ama şunu anladım: Kabalıklar içerisinde inceliği seçmek halâ mümkün. O yüzden senin kalbe dokunan kelamını daima koruyacağım bilesin.
Güzel günlerden birinde görüşmek dileğiyle...
Erkan Altaş
SENDEN KALAN
Celil Kocataş
Emekliler: İstatistiklerde "Var", Hayatta "Kayıt Dışı"
Mustafa Aloğlu
İlahi-Semah-Zikir ve Kemaliz ile Laiklik….
Önder Gümüş
ÜÇ ANTİK UYGARLIĞIN GÖZETİCİSİ: ZERBAN
Fahrettin Çelik
BUGÜN 7 ŞUBAT
Adnan Boynukara
ABD ve İsrail’in “Büyük Savaş” Arzusu
Mücahit Bilici
Son Bakışta Şair
Necati ATAR
ŞEYTANDAN ATEŞTEN BELADAN KAÇAR GİBİ KAÇIN ROMAN OKUMAYANLARIN DÜNYASINDAN
Aynur Sel
Namuslu Bir Ömür Üstüne
Misafir Yazar
Kur’anda Haram Kılınan Şeyler