DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Celil Kocataş
Celil Kocataş
Giriş Tarihi : 21-08-2026 23:28

Evimiz Yanarken Camdan Bakmak: Deprem Gerçeği ve Bitmeyen Umursamazlık


Uzmanlar, sismologlar, bilim insanları yıllardır aynı şeyi söylüyor:
“Deprem geliyor. Hazırlanın!”
Peki biz ne yapıyoruz?
Dinliyor gibi yapıyor, birkaç gün konuşuyor, sonra gündelik hayatımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Sanki deprem başka ülkelerin sorunuymuş gibi…
Oysa bu topraklarda neredeyse her gün yer sallanıyor. Bir gün Ege, başka bir gün Marmara, ardından Doğu Anadolu, Güneydoğu veya İç Anadolu…
Ben bu yazıyı hazırlarken Marmara Bölgesi'nde onlarca küçük deprem meydana geldi. Çok şükür, bunlar büyük yıkımlara yol açacak şiddette değildi. Fakat mesele yalnızca bugün meydana gelen depremin büyüklüğü değil.
Asıl mesele, bize yapılan uyarıyı ne kadar ciddiye aldığımızdır.
Fay hatları konuşuyor.
Yer kabuğu hareket ediyor.
Bilim insanları uyarıyor.
Peki biz?
Biz hâlâ seyrediyoruz.
Acaba ne zaman harekete geçeceğiz?
İllaki büyük deprem olacak, binalar yıkılacak, insanlar enkaz altında kalacak, sokaklar yardım çığlıklarıyla dolacak, televizyon ekranlarında günlerce enkaz görüntüleri yayınlanacak da ondan sonra mı “Deprem gerçeğini unutmamalıyız” diyeceğiz?
Her depremden sonra aynı cümleleri duymaktan yorulmadık mı?
“Ders çıkarmalıyız.”
“Bir daha böyle acılar yaşanmamalı.”
“Binalarımızı güçlendirmeliyiz.”
“Kentsel dönüşüm hızlandırılmalı.”
“Depreme hazırlıklı olmalıyız.”
Sonra ne oluyor?
Bir süre geçiyor, gündem değişiyor.
Deprem unutuluyor.
Ta ki bir sonraki sarsıntıya kadar…
İşte bizim en büyük problemimiz de burada başlıyor.
Biz depremi bir gerçeklik olarak değil, bir felaket olduktan sonra hatırlanan bir haber olarak görüyoruz.
Oysa deprem haber değildir.
Deprem hayatın gerçeğidir.
Son yıllarda bu ülke çok büyük acılar yaşadı. Özellikle 6 Şubat depremleri, hepimizin hafızasında derin yaralar bıraktı. Binlerce insanımızı kaybettik. Şehirlerimiz ağır yıkıma uğradı. Aileler dağıldı, çocuklar anne ve babasız kaldı, insanlar bir gecede evsiz kaldı.
Peki bütün bunlardan sonra gerçekten ders çıkardık mı?
Benim cevabım açık:
Henüz yeterince ders çıkarmadık.
Çünkü hâlâ deprem riskini konuşuyoruz ama deprem olmadan önce yapılması gerekenleri gerektiği hızda yapamıyoruz.
Hâlâ bazı binaların güvenliği tartışılıyor.
Hâlâ riskli yapıların ne zaman dönüştürüleceği konuşuluyor.
Hâlâ “proje hazırlanıyor”, “çalışma yapılıyor”, “önümüzdeki süreçte” gibi cümlelerle zaman geçiriyoruz.
Oysa deprem takvimimize bakarak gelmiyor.
Deprem, “Hazır mısınız?” diye sormuyor.
“Evimiz yanarken camdan bakıyorsunuz”
Geçtiğimiz dönemde Tunceli'deki bir medya seminerinde de dile getirdiğim bir cümle vardı:
“Evimiz yanarken siz camdan bakıp ‘vah vah’ diyordunuz.”
Bugün deprem konusunda geldiğimiz noktayı bundan daha iyi anlatan bir cümle olduğunu düşünmüyorum.
Ev yanarken müdahale etmiyoruz.
Alevler büyüyor.
Çatı tutuşuyor.
Duvarlar çatlıyor.
Ama biz hâlâ camdan bakıyoruz.
Yangın bütün evi sardığında ise hep birlikte dışarı çıkıp:
“Ah vah, keşke daha önce önlem alsaydık.”
diyoruz.
Oysa akıl bize çok basit bir şey söylüyor:
Yangın çıkmadan önce önlem almak, yangın başladıktan sonra söndürmeye çalışmaktan çok daha kolaydır.
Deprem için de aynı şey geçerli.
Depremi engelleyemeyiz.
Ama depremin öldürmesini büyük ölçüde engelleyebiliriz.
Çünkü insanları öldüren çoğu zaman yalnızca sarsıntının kendisi değil; dayanıksız yapılar, yanlış yapılaşma, denetimsizlik ve hazırlıksızlıktır.
Konteynerler neden sadece felaket sonrasını beklesin?
Burada başka bir konuya da dikkat çekmek gerekiyor.
6 Şubat depremlerinin ardından deprem bölgesine çok sayıda konteyner getirildi. İnsanlarımızın barınma ihtiyacını karşılamak için kullanılan bu konteynerlerin bir bölümü bugün farklı amaçlarla değerlendiriliyor, bir bölümü ise ihtiyaçların değişmesiyle birlikte atıl durumda kalabiliyor.
Peki neden elimizdeki imkânları sadece geçmişte yaşanan felaketin hatırası olarak görmek zorundayız?
Deprem bölgesinde kullanılmayan veya yeniden değerlendirilebilecek durumdaki konteynerler, uygun planlama ve mevzuata uygun şekilde afet hazırlık merkezleri, geçici toplanma alanları, lojistik depoları veya acil durum eğitim noktaları için değerlendirilemez mi?
Buralarda deprem anında kullanılacak malzemeler hazır tutulamaz mı?
İlk yardım ekipmanları, arama-kurtarma malzemeleri, jeneratörler, su ve temel ihtiyaç stokları önceden hazırlanamaz mı?
Mahalle mahalle afet gönüllüleri eğitilemez mi?
İnsanlara deprem anında ne yapacakları öğretilemez mi?
Bunlar gerçekten çok zor işler mi?
Bence değil.
Zor olan yapmak değil, önce karar vermektir.
Her binaya “güvenli” diyebilmek
Bir başka hayati mesele ise binalar.
Deprem riski bulunan bölgelerde bina stokunun bilimsel kriterlerle incelenmesi, riskli yapıların tespit edilmesi ve gerekli dönüşümün hızlandırılması gerekiyor.
Bir vatandaş evinin sağlam olup olmadığını bilmiyorsa, o vatandaşın geceleri huzur içinde uyumasını nasıl bekleyebiliriz?
Bir apartmanda yaşayan insanlar, “Acaba bu bina depreme dayanır mı?” diye düşünüyorsa, orada sorun yalnızca beton ve demir değildir.
Orada güven sorunu vardır.
Devletin, belediyelerin, ilgili kurumların ve yapı sektörünün görevi vatandaşa “Merak etme” demek değil; “İşte binanın durumu, işte yapılan inceleme, işte alınması gereken tedbir” diyebilmektir.
Çünkü deprem hazırlığı afişlerle, toplantılarla, sloganlarla olmaz.
Deprem hazırlığı ölçülür, denetlenir ve sahada görülür.
Artık içi boş vaatleri bir kenara bırakmalıyız.
Kâğıt üzerinde kalan kentsel dönüşüm projelerini, yıllarca süren bürokratik işlemleri, her deprem sonrasında yapılan açıklamaları ve felaket yaşandıktan sonra söylenen “keşke”leri bir kenara bırakmalıyız.
Fay hatlarını değiştiremeyiz.
Depremi durduramayız.
Ama çürük binayı değiştirebiliriz.
Riskli yapıyı dönüştürebiliriz.
İmar anlayışımızı değiştirebiliriz.
Denetimi güçlendirebiliriz.
Afet stoklarımızı hazır tutabiliriz.
İnsanlarımızı eğitebiliriz.
Mahallelerimizi deprem gerçeğine göre hazırlayabiliriz.
Ve en önemlisi…
Umursamazlığımızı değiştirebiliriz.
Deprem geldiğinde herkes kahraman olmak istiyor.
Enkazın başında beklemek, yardım göndermek, yaraları sarmak elbette insanlığımızın gereğidir.
Ama asıl kahramanlık enkazın başında değil, enkaz oluşmadan önce yapılır.
Bir binayı depremden önce güçlendirmek…
Bir riskli yapıyı yıkıp yenisini yapmak…
Bir aileyi bilinçlendirmek…
Bir mahallede toplanma alanını hazır hale getirmek…
Bir konteyneri afet hazırlık merkezine dönüştürmek…
Bir çocuğa deprem sırasında ne yapacağını öğretmek…
Belki de gerçek kurtuluş tam burada başlıyor.
Çünkü deprem olduktan sonra yapılan her şey, aslında gecikmiş bir müdahaledir.
Artık o camın önünden çekilmenin zamanı geldi.
Evimiz yanarken camdan bakmayalım.
Dumanı gördüğümüzde değil, yangın çıkmadan önce harekete geçelim.
Çünkü bir sonraki deprem bizim hazır olmamızı beklemeyecek.
Fay hattı takvimimize bakmayacak.
Saatimizi sormayacak.
“Şimdi uygun musunuz?” demeyecek.
Gelecek.
Asıl soru şu:
Biz o gün geldiğinde ne yapacağız?
Yine enkaz başında “Keşke” mi diyeceğiz?
Yoksa bugün, henüz zaman varken gerekeni mi yapacağız?
Benim korkum depremden çok, deprem gerçeğini bilip hiçbir şey yapmamak.
Çünkü deprem doğanın gerçeğidir.
Ama hazırlıksızlık…
Bizim tercihimizdir.

Celil Kocataş

Celil Kocataş

DİĞER YAZILARI Milyon Euroluk Transferler, Milyarlarca Liralık Borçlar Bu Ülkede Bir Haftada Neler Yaşandı? Gündem Değişiyor, Dertler Değişmiyor... Toplum Nereye Gidiyor? Sessiz Bir Çöküşün İçinde miyiz? Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana Bir Haftaya Sığan Türkiye, Bir Ömre Yayılan Sorunlar Mehterle Karşılayıp, İzmir Marşı'yla Uğurlayamadık Emekliler: İstatistiklerde "Var", Hayatta "Kayıt Dışı" Ekran Karşısında Bir Soru: Reyting Uğruna Toplumsal Denge Zedeleniyor mu? Evin Kapısı Var, Ama Eşiği Çok Yüksek: Depremzede Anahtara Nasıl Uzansın? Tek kelime ,Irmak Öğretmen Öldü! Taksitli Memleket: Satılan Taşınmazlar, Ertelenen Borçlar ve Kâğıt Üzerindeki Refah Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? Köy yine karışık; herkes bir üstünlük kurma yarışında Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik Ben Neyi Savunuyorum? O Ney La! O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında : Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak Doğanın kadim bir terazisi vardı; sessizce işleyen, kendi içinde tutarlı ve sarsılmaz. İnsan, o terazinin kefeleriyle oynamaya başladığında bunun bedelini sadece doğa kirliliğ "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” Ahlakın Partisi Olmaz Kazananı Olmayan Bir Sınav Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki kim? Kutuplaşmanın dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde Büyük Telaş Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? Bir Şehir Dolusu Mağduriyet BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER Yeter artık bi kalkın 10 ocakta hatırlananlar Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu? Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir felaketin uzayan gölgesi Kaysı,saglık,çimento Tekstilde Sessiz Göç Merhaba
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Sitemizi nasıl buldunuz?
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA