“Bir saat adaletle karar vermek, bin saatlik ibadetten hayırlıdır.” buyurmuş Allah’ın Son Elçisi.
Devletlerin bekası adaletle hükmetmek, adilane yönetilen halkın refah düzeyinin sağlanması ile mümkün olabilir.
Hükümran olan idareciler, adaletsiz olunca belki bir müddet iktidarda kalmayı başarırlar ama hiçbir zaman yönetilenlerin gönüllerinde hükümran olamazlar.
Hazreti Ömer’in yüzlerce yıl gönüllerde taht kurabilmesinin sırrı adalet değil midir? Tarihimize baktığımızda adaletin garantörünün Türk milleti olduğunu çok açık bir şekilde görebiliriz. Ecdadımız yıllarca adaletle hükmetmişler ki yüzlerce yıl ayakta kalabilmişlerdir.
Sosyal bir hukuk devleti olduğumuz aşikârdır. Vatanını, milletini, bayrağını savunan her bir fert yanlış adalet uygulamaları ile mücadele etme durumundadır.
Bugüne kadar ülkeler kılıçla, silahla fethedilmiştir ancak adaletle korunabilmiş, âdil yönetimle ayakta kalabilmişlerdir. Adaletten sapan ülkeler yok olmaya mahkûm olmuşlardır. Âdil olmayan liderler ise kısa zamanda saltanatlarını kaybetmişlerdir.
Adalet, başkasının haklarına riayet etmektir. Adalet sana yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapmamaktır.
Adalet öyle bir şeydir ki bazen ödül vermek adalet olurken, bazen cezalandırmak adalet olmaktadır.
Demokratik toplumlarda, adalet anlayışı; azınlık, çoğunluk, etnik yapı, din, mezhep ayrımı yapmaksızın bütün bireylere eşit mesafede durmak, eşit muamele etmek ve ulus kavramı içerisinde bulunan her bireye aynı hukukla hükmetmektir.
Adalet, elbette ki sadece mahkemelerde söz konusu değildir. Sadece devlet idaresinde bulunanların âdil olması yeterli değildir. Her insanın kendince adil olmayı gerektirecek bir konumu vardır.
Çobanın sürüsüne adil davranması, anne-babanın çocuğuna adil davranması, öğretmenin öğrencisine, yönetenin yönetilene, birinin her bir insana âdil davranması gerekiyor.
Adaleti yazılı kuralların uygulanması olarak algılamamak gerekir. Adalet, insanın vicdanında manasını bulur ancak. Her ferdin, bitkilere, hayvanlara, doğaya kısaca bütün çevresine âdil davranma zorunluluğu vardır.
Mülk her şeydir. Ve M. Kemal Atatürk’ün deyişiyle “Adalet mülkün temelidir.”
Yüce Rabbimiz kitabında “Ey mü’minler! Adaleti tam yerine getirerek Allah için şahitlik edenlerden olun. Bir topluluğa karşı duyduğunuz kin, sizi adaletten saptırmasın. Âdil olun. Adalet takvaya daha yakındır.” buyuruyor.
Ne mutlu âdil davranabilenlere…