DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Celil Kocataş
Celil Kocataş
Giriş Tarihi : 12-09-2026 23:45

Otomobile Binmek de Artık Lüks Oldu Gelin bugün otomobil sahibi olmanın değil, otomobile binebilmenin hesabını yapalım.

Çünkü artık mesele yalnızca bir araba satın almak değil. Asıl mesele, o arabayı aldıktan sonra yolda tutabilmek.
Eskiden otomobil bir ihtiyaçtı. İnsan işe gidip gelmek, çocuğunu okula götürmek, hastaneye ulaşmak, hafta sonu ailesiyle bir yerlere gitmek için araba alırdı. Araba, hayatı kolaylaştıran bir araçtı.
Bugün ise vatandaş direksiyona geçmeden önce hesap yapmak zorunda.
Çünkü artık arabanın kendisinden çok, arabayı kullanmanın maliyeti can yakıyor.
Ortalama bir araç üzerinden kabaca hesaplayalım.
Yıllık araç sigortasını yaklaşık 15 bin lira düşünelim. Kasko yaptırırsanız bunun üzerine ortalama 20 bin lira daha ekleniyor. Muayene yaklaşık 3 bin 900 lira. Yazlık-kışlık lastik değişimi 3 bin lira civarında. Motorlu Taşıtlar Vergisi'ni ortalama 8 bin lira kabul edelim. Yıllık bakım için de en az 10 bin lira ayırmak gerekiyor.
Bir de yakıt var.
Litresi 100 lira civarında olan akaryakıttan ayda sadece bir depo kullandığınızı düşünelim. Yılda 12 depo yaklaşık 80 bin liraya geliyor.
Şimdi hesap makinesini çıkaralım:
15.000 + 20.000 + 3.900 + 3.000 + 8.000 + 10.000 + 80.000 = yaklaşık 139.900 TL.
Yani ayda yaklaşık 11 bin 700 lira, yuvarlak hesapla 12 bin lira, sadece otomobili ayakta tutmanın ve kullanabilmenin maliyeti.
Ama durun, daha bitmedi.
Bu hesabın içinde lastik eskimesi yok. Akü değişimi yok. Fren balatası yok. Yağ ve filtre değişimleri yok. Beklenmedik bir motor arızası yok. Otopark yok. Otoyol ve köprü geçişleri yok. Trafik cezası yok. Allah korusun, büyük bir tamir masrafı hiç yok.
Yani hesap kâğıt üzerinde 139 bin 900 lirada kalıyor. Gerçek hayatta ise rakam çok daha yukarılara çıkabiliyor.
Bir de bunun üzerine otomobilin satın alma bedelini koyun.
Vatandaş arabayı alabilmek için yıllarca borçlanıyor. Borcu bittikten sonra da arabayı kullanabilmek için her ay yeniden para harcıyor.
İşin en düşündürücü tarafı ise şu:
Arabanız garajda dursa bile masraf devam ediyor.
Sigorta var, kasko var, vergi var, muayene var, bakım var...
Yola çıktığınız anda ise yakıt, park, geçiş ücretleri ve diğer giderler devreye giriyor.
Sonra dönüp vatandaşa soruyoruz:
“Niye tasarruf yapamıyorsun?”
Nasıl yapsın?
Ev kirası, elektrik, su, doğalgaz, mutfak masrafı, çocukların ihtiyaçları, eğitim giderleri derken bir de otomobilin masrafları geliyor.
Üstelik burada lüks bir otomobilden söz etmiyoruz.
Vatandaşın istediği son model, milyonluk, gösterişli bir araç da değil.
İstediği şey belli:
İşe gidip gelebileceği, çocuğunu okula götürebileceği, gerektiğinde ailesini hastaneye ulaştırabileceği, yılda birkaç kez memleketine gidebileceği bir otomobil.
Hepsi bu.
Ama bugün geldiğimiz noktada, sıradan vatandaş için otomobil sahibi olmak bir yana, otomobile binmek bile lüks haline gelmeye başladı.
Eskiden “Araba alırsam hayatım kolaylaşır” derdik.
Şimdi vatandaşın cümlesi değişti:
“Arabam var ama masrafından binemiyorum.”
İşte hayat pahalılığının en somut göstergelerinden biri de burada karşımıza çıkıyor.
Maaşınız artıyor. Fakat aynı anda sigorta, vergi, bakım, yakıt, yedek parça ve diğer giderler de artıyorsa, maaşınıza yapılan zam daha cebinize girmeden eriyip gidiyor.
Bugün bir otomobil almak zor.
Otomobilin borcunu ödemek zor.
Ama asıl zor olan, o otomobile düzenli olarak binebilmek.
Çünkü artık vatandaş için araba bir ulaşım aracı olmaktan çıkıp adeta ayrı bir bütçe kalemine dönüşmüş durumda.
Kısacası mesele artık otomobile sahip olmak değil.
Mesele, o otomobile binecek parayı bulabilmek.
Ve geldiğimiz noktada, sıradan vatandaş için otomobil sahibi olmak değil, otomobile binmek bile her geçen gün biraz daha hayal oluyor.


Celil Kocataş

Celil Kocataş

DİĞER YAZILARI Enflasyon Değil, Pahalılık Sarmalında Bir Türkiye Depremden Sonra Değil, Türkiye’de Kira Gerçeği: İnsanlar Ev Değil, Geçinebilecekleri Bir Hayat Arıyor Evimiz Yanarken Camdan Bakmak: Deprem Gerçeği ve Bitmeyen Umursamazlık Milyon Euroluk Transferler, Milyarlarca Liralık Borçlar Bu Ülkede Bir Haftada Neler Yaşandı? Gündem Değişiyor, Dertler Değişmiyor... Toplum Nereye Gidiyor? Sessiz Bir Çöküşün İçinde miyiz? Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana Bir Haftaya Sığan Türkiye, Bir Ömre Yayılan Sorunlar Mehterle Karşılayıp, İzmir Marşı'yla Uğurlayamadık Emekliler: İstatistiklerde "Var", Hayatta "Kayıt Dışı" Ekran Karşısında Bir Soru: Reyting Uğruna Toplumsal Denge Zedeleniyor mu? Evin Kapısı Var, Ama Eşiği Çok Yüksek: Depremzede Anahtara Nasıl Uzansın? Tek kelime ,Irmak Öğretmen Öldü! Taksitli Memleket: Satılan Taşınmazlar, Ertelenen Borçlar ve Kâğıt Üzerindeki Refah Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? Köy yine karışık; herkes bir üstünlük kurma yarışında Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik Ben Neyi Savunuyorum? O Ney La! O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında : Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak Doğanın kadim bir terazisi vardı; sessizce işleyen, kendi içinde tutarlı ve sarsılmaz. İnsan, o terazinin kefeleriyle oynamaya başladığında bunun bedelini sadece doğa kirliliğ "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” Ahlakın Partisi Olmaz Kazananı Olmayan Bir Sınav Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki kim? Kutuplaşmanın dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde Büyük Telaş Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? Bir Şehir Dolusu Mağduriyet BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER Yeter artık bi kalkın 10 ocakta hatırlananlar Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu? Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir felaketin uzayan gölgesi Kaysı,saglık,çimento Tekstilde Sessiz Göç Merhaba
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Sitemizi nasıl buldunuz?
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA