DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Celil Kocataş
Celil Kocataş
Giriş Tarihi : 22-06-2026 06:21

Evin Kapısı Var, Ama Eşiği Çok Yüksek: Depremzede Anahtara Nasıl Uzansın?

Konut sahibi olmak, bu topraklarda nesillerdir süregelen en büyük "hayal". Ancak artık bu hayal, bir yatırım aracı olmaktan çok öte; depremle birlikte bir hayatta kalma mücadelesine, yeniden tutunma çabasına dönüştü. Evini, eşyasını, anılarını toprağa gömen bir insan için "yuva", dört duvarın ötesinde bir anlam taşıyor.
İşte bu yüzden, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 64 ilde yaklaşık 20 bin konutu satışa çıkarması, ilk bakışta yaraları saracak bir umut ışığı gibi parladı. İnsanlar, artık boş vaatler değil, bir başlangıç noktası arıyor. Fakat satışa sunulan konutların şartları netleşince, o umut yerini derin bir soru işaretine bıraktı: Bu evler gerçekten depremzedenin yarasına merhem mi, yoksa sadece piyasa koşullarında bir gayrimenkul satışı mı?
Ödeme tablolarına baktığınızda, bürokrasinin diliyle her şey "makul" görünüyor. Peşin ödeyen için indirimler, yüzde 50 peşinat verene kolaylıklar... Kâğıt üzerinde sistem tıkır tıkır işliyor, hesap makinesi her şeyi doğruluyor. Ancak hayat, ne yazık ki kâğıt üzerinde yaşanmıyor.
Rakamlara inelim: Yaklaşık 4 milyon liralık bir konutu baz alalım. Yüzde 25 peşinat demek, 1 milyon lirayı masaya koymak demek. Yüzde 50'yi telaffuz bile etmek istemiyorum, o 2 milyon liralık bir "başlangıç bedeli". Bunun üzerine gelen, 21 bin liradan başlayıp 37 bin liraya kadar tırmanan aylık taksitleri de ekleyin.
Şimdi vicdanın sesini dinleyip soralım: Depremde evini kaybeden, işini kaybeden, bir gecede tüm dünyası yıkılan bir aile, bugün 1 milyon lirayı hangi kumbaradan çıkaracak?
Sosyal konutun ruhu, ulaşılabilir olmaktır. Eğer bir vatandaşın o evin kapısından içeri girebilmesi için "milyoner" olması gerekiyorsa, burada bir kavram karmaşası yok mu? Eğer başlangıç çizgisine gelebilmek için bu kadar büyük bir sermaye şartsa, o noktada vatandaşın aklına haklı olarak şu soru geliyor: Bu proje gerçekten "sosyal" mi, yoksa sadece adı mı öyle?
Elbette devletin maliyetleri var, yapılan her betonun, her demirin bir karşılığı bulunuyor. Kimse "bedavaya verilsin" demiyor. Ancak deprem bölgelerini sıradan bir emlak piyasası gibi değerlendirmek, gerçekleri ıskalamaktır. Burada insanlar "daha iyi bir eve geçeyim" diye değil, "kaybettiğim hayatı enkazın altından nasıl çıkarırım" diye çabalıyor.
Çözüm belli aslında. Deprem bölgesine özel, peşinatsız veya sembolik bir peşinatla başlayan; gelir düzeyine endeksli, faizden ziyade insanı odağına alan daha uzun vadeli modeller neden üretilemesin? Bugün asıl mesele, faiz oranı veya taksit miktarı değil; kapıdan içeri girebilmenin yarattığı o görünmez bariyer.
Devlet, vatandaşına ev gösteriyorsa, o evin anahtarını açacak yolu da oluşturmakla mükelleftir. Çünkü depremzedenin önüne konut koymak başka şeydir, o konuta ulaşabileceği gerçekçi bir zemini hazırlamak bambaşka.
Bugün o bölgedeki herkesin zihnindeki o tek soru, aslında bir yardım çığlığı: "Ev var, şartlar var... Peki bu kapıyı açacak o peşinat nerede?"

Celil Kocataş

Celil Kocataş

DİĞER YAZILARI Tek kelime ,Irmak Öğretmen Öldü! Taksitli Memleket: Satılan Taşınmazlar, Ertelenen Borçlar ve Kâğıt Üzerindeki Refah Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? Köy yine karışık; herkes bir üstünlük kurma yarışında Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik Ben Neyi Savunuyorum? O Ney La! O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında : Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak Doğanın kadim bir terazisi vardı; sessizce işleyen, kendi içinde tutarlı ve sarsılmaz. İnsan, o terazinin kefeleriyle oynamaya başladığında bunun bedelini sadece doğa kirliliğ "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” Ahlakın Partisi Olmaz Kazananı Olmayan Bir Sınav Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki kim? Kutuplaşmanın dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde Büyük Telaş Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? Bir Şehir Dolusu Mağduriyet BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER Yeter artık bi kalkın 10 ocakta hatırlananlar Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu? Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir felaketin uzayan gölgesi Kaysı,saglık,çimento Tekstilde Sessiz Göç Merhaba
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Sitemizi nasıl buldunuz?
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA