Dünya bizden hep öne çıkmamızı, kendimizi sürekli anlatmamızı, ispat etmemizi bekliyor. Oysa insana yakışan en zarif duruş, gösterişsizce ve sakince kalabilmektir. Gürültünün çoğaldığı yerde insan kendi iç sesini kaybediyor.
Her şeye yetişmeye çalışan, her yere geç kalıyor; hiçbir şeyin tadını alamıyor. Sürekli bir yerlere koşan insan, yolun güzelliğini değil sadece yorgunluğunu taşıyor. İşi bitmeyen dünyanın telaşına fazla kapıldığımızda, kalbimizin sesini duyamaz oluyoruz. Oysa toprağın altında bekleyen tohum gibi, insanın da biraz kendi sessizliğine ihtiyacı var.
Eksilmek her zaman kaybetmek midir?
Ruhu yoran kalabalıklardan, lüzumsuz heveslerden ve içi boş laflardan geri durmak insanı eksiltmez; aksine aslına yaklaştırır. Bazı yükleri dışarıda bırakmak zihnimizi ferahlatır.
Gökyüzünün hâlâ ne kadar geniş ve ne kadar özgür olduğunu anlamak için bazen durmak gerekir. Bırakalım dünyanın koşturmacası kendi gürültüsünde boğulsun; kabuğuna sığınan insan için huzur, fırtınanın ortasındaki en güvenli limandır. Sabırla ve sakince bekleyen o umut, vakti geldiğinde elbet yeşerir.
erkanaltas6502@gmail.com