Bir Haftaya Sığan Türkiye, Bir Ömre Yayılan Sorunlar

Celil Kocataş

18-07-2026 20:52

Bazı ülkelerde bir haftada tek bir olay konuşulur. Bizde ise bir haftaya ekonomi de sığıyor, siyaset de, adliye de, spor da, dış politika da... Gündem o kadar hızlı değişiyor ki, dünün sıcak haberi bugünün unutulmuş manşeti oluyor. Ama değişmeyen tek bir şey var: Vatandaşın sırtındaki yük...
Son bir haftaya dönüp baktığımızda yine ilk sırada ekonomi vardı. Peş peşe gelen akaryakıt zamları, yalnızca benzin istasyonlarının tabelalarını değiştirmedi; pazardaki domatesi, fırındaki ekmeği, minibüs ücretini, çiftçinin maliyetini, esnafın rafını da değiştirdi. Çünkü bu ülkede mazota gelen her zam, sonunda sofradaki ekmeğe kadar uzanıyor.
Emekliye maaş artışı açıklandı. Ancak daha maaş cebe girmeden zamlar kapıyı çaldı. Milyonlarca emekli yine ay sonunu değil, ayın ortasını nasıl getireceğini düşünmeye başladı. İşte tam bu noktada eski AK Parti Milletvekili Şamil Tayyar'ın yaptığı açıklamalar dikkat çekti. İktidarın içinden gelen bu uyarılar, ekonomide yaşanan sıkıntının artık siyasi görüşlerin ötesinde ortak bir gerçek hâline geldiğini gösteriyordu.
Diğer yandan bir AK Parti milletvekilinin emekli maaşlarıyla ilgili sözleri kamuoyunda geniş tepki topladı. Çünkü açlık sınırını, yoksulluk sınırını rakamlarla anlatabilirsiniz; ama pazarda cebindeki son parayı sayan emeklinin yaşadığı çaresizliği hiçbir istatistik anlatamaz.
Haftanın bir başka gündemi ise AHBAP ve Haluk Levent üzerinden yürüyen tartışmalar oldu. Sosyal medya mahkemeleri yine herkesten önce karar vermeye çalıştı. Oysa hukuk, beğenilere göre değil, delillere göre işler. Aynı günlerde uyuşturucu soruşturmalarında gözaltına alınan bazı ünlü isimler ise toplumda ayrı bir hayal kırıklığı oluşturdu. Gençlerin örnek aldığı insanların bu tür haberlerle gündeme gelmesi, aslında yalnızca adli değil, aynı zamanda sosyal bir alarmdır.
Sporun da kaderi değişmedi. Şike soruşturmaları kapsamında kulüp yöneticilerinin gözaltına alınması, yıllardır "temiz futbol" söylemlerinin neden bir türlü karşılık bulamadığını yeniden sorgulattı. Futbol, milyonların ortak sevdasıdır. O sevdayı kirleten her iddia, sadece kulüpleri değil, toplumun spora olan güvenini de yaralar.
Deprem bölgesi ise her zamanki gibi sessizdi... Ama o sessizliğin içinde binlerce yarım kalan hayat vardı. Hâlâ anahtar bekleyen aileler, hâlâ konteynerlerde yaşam mücadelesi veren insanlar... Gündem değişiyor ama onların bekleyişi değişmiyor.
Bu hafta sınırlarımızın dışında yaşanan bir gelişme de dikkat çekiciydi. Fransa'daki Paris Temyiz Mahkemesi, Türkiye'nin Irak petrol ihracatıyla ilgili uluslararası tahkim kararına yaptığı itirazı reddetti. Yaklaşık 1 milyar 470 milyon dolarlık tazminat yükümlülüğü yeniden Türkiye'nin önüne geldi. Milyar dolarlık bu karar, zaten ekonomik yük altında ezilen bir ülke için sıradan bir haber değildi.
Siyasetin cephesine baktığımızda ise tablo farklı değildi. İktidar ekonomi eleştirileriyle karşı karşıya kalırken, ana muhalefet partisi CHP de kendi iç tartışmalarıyla gündemdeydi. Kurultay süreci, mahkemeye taşınan iddialar ve parti içindeki görüş ayrılıkları, toplumun gözünü çevirdiği muhalefetin enerjisini iç hesaplaşmalara harcadığı eleştirilerine neden oldu. Oysa vatandaş, iktidarın da muhalefetin de birbirleriyle veya kendi içlerinde mücadele etmesini değil; kendi sorunlarına çözüm üretmesini bekliyor.
Bütün bunlar yalnızca bir haftada yaşandı.
Bir tarafta zamlar... Bir tarafta emekli... Bir tarafta uyuşturucu operasyonları... Bir tarafta şike soruşturmaları... Bir tarafta siyasi krizler... Bir tarafta milyarlarca dolarlık uluslararası davalar... Bir tarafta deprem gerçeği...
Ve bütün bunların tam ortasında yine aynı insan duruyor: Sabah işe giderken deposunu doldurmaya çalışan vatandaş... Pazarda etiketlere bakıp sessizce geri dönen emekli... Çocuğunun geleceği için kaygılanan anne-baba... Evine kavuşacağı günü bekleyen depremzede...
Türkiye'nin sorunu gündeminin yoğunluğu değil, sorunlarının kalıcı hâle gelmesidir. Her yeni olay, bir öncekini unutturuyor. Ama hiçbir sorun gerçekten ortadan kalkmıyor.
Bir ülke, her gün yeni tartışmalar üreterek değil; eski sorunlarını çözerek büyür.
Çünkü tarih; çok konuşanları değil, zor zamanlarda milletinin yükünü hafifletenleri yazar. Ve bu millet artık yeni gündemler değil, yeni umutlar bekliyor.

DİĞER YAZILARI Mehterle Karşılayıp, İzmir Marşı'yla Uğurlayamadık 01-01-1970 03:00 Emekliler: İstatistiklerde "Var", Hayatta "Kayıt Dışı" 01-01-1970 03:00 Ekran Karşısında Bir Soru: Reyting Uğruna Toplumsal Denge Zedeleniyor mu? 01-01-1970 03:00 Evin Kapısı Var, Ama Eşiği Çok Yüksek: Depremzede Anahtara Nasıl Uzansın? 01-01-1970 03:00 Tek kelime ,Irmak Öğretmen Öldü! 01-01-1970 03:00 Taksitli Memleket: Satılan Taşınmazlar, Ertelenen Borçlar ve Kâğıt Üzerindeki Refah 01-01-1970 03:00 Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma 01-01-1970 03:00 Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? 01-01-1970 03:00 Köy yine karışık; herkes bir üstünlük kurma yarışında 01-01-1970 03:00 Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Şimdi ne olacak, haydeee… 01-01-1970 03:00 Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 : Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak Doğanın kadim bir terazisi vardı; sessizce işleyen, kendi içinde tutarlı ve sarsılmaz. İnsan, o terazinin kefeleriyle oynamaya başladığında bunun bedelini sadece doğa kirliliğ 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” 01-01-1970 03:00 Ahlakın Partisi Olmaz 01-01-1970 03:00 Kazananı Olmayan Bir Sınav 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? 01-01-1970 03:00 Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Kürsü Sizin, Sokak Bizim! 01-01-1970 03:00 Sıradaki kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın dili 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer 01-01-1970 03:00 Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar 01-01-1970 03:00 Bir “Şok” Diğerini Sökerken 01-01-1970 03:00 Köyde Büyük Telaş 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER 01-01-1970 03:00 Yeter artık bi kalkın 01-01-1970 03:00 10 ocakta hatırlananlar 01-01-1970 03:00 Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu? 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? 01-01-1970 03:00 Bir felaketin uzayan gölgesi 01-01-1970 03:00 Kaysı,saglık,çimento 01-01-1970 03:00 Tekstilde Sessiz Göç 01-01-1970 03:00 Merhaba 01-01-1970 03:00