ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER

Celil Kocataş

13-01-2026 14:28

Adıyaman bugün yalnızca bir kentin değil, siyaset anlayışının da enkazını yaşıyor. Depremin üzerinden zaman geçti ama bazıları hâlâ bu gerçeği görmezden gelmeyi tercih ediyor. Yıkılmış bir şehirde, bağırarak siyaset yapılabileceğini sananlar, aslında en büyük zararı yine bu kente veriyor.
Son günlerde tanık olduğumuz tablo kaygı verici. Dün ortada olmayanlar, bugün yüksek sesle konuşarak sorumluluktan kurtulabileceklerini zannediyor. Oysa mesele ses yükseltmek değil; yetkiyi, sorumluluğu ve öncelikleri bilmektir.
Bir kentin kaderi asfaltla değil, altyapıyla belirlenir. Altyapısı olmayan yollara asfalt dökmek, sorunu çözmez; sadece üzerini örter. Adıyaman bunu daha önce yaşadı. Bu kentin altyapısının büyük bölümünü rahmetli Mehmet Erdem yaptı. Bedeli ağır oldu; ikinci dönem seçilemedi. Sonrasında gelenler, asfaltla vitrin oluşturdu. Deprem ise gerçeği tüm çıplaklığıyla ortaya koydu: Altyapı yoksa, şehir ayakta kalmaz.
Deprem sonrası en ağır hasar altyapıda yaşandı. Buna rağmen sürecin siyasi çekişmelere kurban edilmesi kabul edilemez. Belediyenin siyasi kimliği üzerinden hizmetin yavaşlatılması, “bizden değilsen yapamayız” anlayışının hâlâ diri olduğunu gösteriyor. Bu anlayışın bedelini siyasetçiler değil, Adıyaman halkı ödüyor.
Eleştiri demokrasinin vazgeçilmezidir. Ancak eleştiri, çamur atarak değil; çözüm önererek yapılır. Kentin yaralarını sarmak yerine siyasi rant peşinde koşanlar, bugün yüksek sesle konuşabilir. Ama tarih, sesi çok çıkanları değil; sorumluluk alanları yazar.
Adıyaman’ın ihtiyacı bağıran siyasetçiler değil, işini bilen yöneticilerdir. Bu kent, siyasetin gölgesinde değil; aklın, vicdanın ve ortak iradenin ışığında ayağa kalkabilir.
Unutulmamalıdır ki: Elin atına binen, çabuk iner

DİĞER YAZILARI Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? 01-01-1970 03:00 Köy yine karışık; herkes bir üstünlük kurma yarışında 01-01-1970 03:00 Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Şimdi ne olacak, haydeee… 01-01-1970 03:00 Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 : Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak Doğanın kadim bir terazisi vardı; sessizce işleyen, kendi içinde tutarlı ve sarsılmaz. İnsan, o terazinin kefeleriyle oynamaya başladığında bunun bedelini sadece doğa kirliliğ 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” 01-01-1970 03:00 Ahlakın Partisi Olmaz 01-01-1970 03:00 Kazananı Olmayan Bir Sınav 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? 01-01-1970 03:00 Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Kürsü Sizin, Sokak Bizim! 01-01-1970 03:00 Sıradaki kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın dili 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer 01-01-1970 03:00 Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar 01-01-1970 03:00 Bir “Şok” Diğerini Sökerken 01-01-1970 03:00 Köyde Büyük Telaş 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR 01-01-1970 03:00 Yeter artık bi kalkın 01-01-1970 03:00 10 ocakta hatırlananlar 01-01-1970 03:00 Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu? 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? 01-01-1970 03:00 Bir felaketin uzayan gölgesi 01-01-1970 03:00 Kaysı,saglık,çimento 01-01-1970 03:00 Tekstilde Sessiz Göç 01-01-1970 03:00 Merhaba 01-01-1970 03:00