Şimdi ne olacak, haydeee…

Celil Kocataş

14-05-2026 08:38

Köyde uzun zamandır görülmeyen bir hareketlilik vardı. Normalde öğleden sonra sessizliğe gömülen sokaklar, o hafta sonu erken saatlerden itibaren kalabalıklaşmıştı. Kahvenin önü dolmuş, okulun bahçesinde insanlar kümelenmiş, mezarlığa çıkan yolda bile araçlar sıralanmıştı. Çünkü eski muhtar köye gelmişti.
Gelişi sıradan bir ziyaret gibi başlamıştı ama kısa sürede başka bir havaya dönüşmüştü. Gençlerle bir araya geldi, okulda yapılan toplantıya katıldı, yaşlıların elini öptü, taziyeleri dolaştı. Esnafı tek tek gezdi. Nerede dursa etrafı sarılıyor, herkes bir şey anlatmaya çalışıyordu. Özellikle gençlerin söylediği sözler köyün içinde yankılanmıştı:
“Abi, bizi yalnız bırakma…”
Bu sözler bazılarını heyecanlandırırken, bazılarını da ciddi şekilde huzursuz etmişti. En çok huzursuz olan ise köyün meşhur “küçük eniştesi” olmuştu. Daha düne kadar kahvede sessiz sessiz oturan adam, bir anda sağda solda görünmeye başlamıştı. Eski muhtarın yaptıklarının aynısını yapmaya başlamıştı. Her girdiği ortamda kendini belli etmeye çalışıyor, “Köyün yeni abisi ben olacağım,” diye konuşuyordu. Ama köylü onu dinlerken yüzüne bakıyor, arkasından da birbirine gülüyordu.
Sebze tüccarı ise bütün bu tartışmalardan sıkılmıştı. Kahvede yüksek sesle:
“Ula, siz kendi hâlinize yanın, ben şehir şehir geziyorum,” deyip çayını içmeye devam etmişti.
Ama herkes biliyordu ki köyde taşlar yerinden oynamıştı. Çünkü eski muhtarın gelişi, uzun zamandır dağılmış görünen dengeleri yeniden kurmuştu. Hatta kahvedeki yaşlılar kendi aralarında:
“Bu iş değişti… Dengeler bozuldu…”
demeye başlamıştı.
Daha önce “esbabcı” diye bilinen biri vardı. Günler önce yoklama yapmış, nabız ölçmüş, kendinden emin konuşmuştu. Ama şimdi aynı adam, yakın çevresine:
“Pabuç bu sefer pahalı…”
diyormuş. Bir yandan da dernek işine bulaştığına pişman olmuş gibiydi. Hatta gizli gizli:
“Ben nereden girdim bu işlere? Muhtar değişirse benim başım çok ağrır…”
dediği konuşuluyordu.
Köyde komik olan başka şeyler de vardı. Sessiz çalışan bazı isimler, ortada görünmeden çalışma yürütüyor, sonra da “Ben istemiyorum ama halk beni çağırıyor” havasıyla fotoğraf çektirip sosyal medyada paylaşıyordu. Herkes bunun farkındaydı ama kimse kimsenin yüzüne bir şey söylemiyordu.
Küçük enişte ise işi tamamen gösteriye dökmüştü. Yeni bir imaj arayışına girmiş, renkli videolar hazırlatmaya başlamıştı. Müzikli görüntüler, ağır çekim yürüyüşler, tarlada selam verdiği sahneler… Ama her videodan sonra dönüp aynı soruyu soruyormuş:
“Nasıl olmuş?”
Etrafındaki şakşakçılar da hiç bozmadan:
“Çok iyi olmuş abi, sen bu işi biliyorsun,” diyorlarmış.
Oysa kahvede videolar sessizce izleniyor, sonra çay karıştırılırken sadece bıyık altından gülünüyormuş.
Karşı köyde ise garip bir sessizlik hâkimmiş. Herkes bu sakinliğin fırtına öncesi olduğunu konuşuyordu. Özellikle “Ankara’daki memur”un çalışmaları dikkat çekiyormuş. Öyle yoğun geziyormuş ki kahvedeki yaşlılar bile:
“Adam işi ciddi tutuyor,” diye takdir ediyormuş.
Bir başka konuşulan isim ise “Çeperci” olmuş. Eski borçlarını ödememekte direndiği söylenirken, bir yandan da yeni işler aldığı konuşuluyordu. Nasıl aldığı, kimlerle iş tuttuğu kahvenin en büyük gündemine dönüşmüştü. Herkes biliyor ama kimse açık açık söylemiyordu.
Kadın muhtar adayları ise tamamen sessizliğe bürünmüştü. Sanki ortalığın biraz durulmasını bekliyorlardı. Çünkü köy dışında çalışanların çok olması nedeniyle seçim tarihinin beklenenden daha yakın olacağı konuşuluyordu.
Akşam olunca kahvenin önü yine doluyordu. Çaylar geliyor, konu dönüp dolaşıp yine seçime geliyordu. Yaşlılardan biri bastonunu yere vurup:
“Gelen ağam, giden paşam…”
diyordu. Diğeri ise derin bir iç çekip ekliyordu:
“İyi de… İçinde neyimiz var, kirve?”

DİĞER YAZILARI Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 : Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak Doğanın kadim bir terazisi vardı; sessizce işleyen, kendi içinde tutarlı ve sarsılmaz. İnsan, o terazinin kefeleriyle oynamaya başladığında bunun bedelini sadece doğa kirliliğ 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” 01-01-1970 03:00 Ahlakın Partisi Olmaz 01-01-1970 03:00 Kazananı Olmayan Bir Sınav 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? 01-01-1970 03:00 Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Kürsü Sizin, Sokak Bizim! 01-01-1970 03:00 Sıradaki kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın dili 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer 01-01-1970 03:00 Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar 01-01-1970 03:00 Bir “Şok” Diğerini Sökerken 01-01-1970 03:00 Köyde Büyük Telaş 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER 01-01-1970 03:00 Yeter artık bi kalkın 01-01-1970 03:00 10 ocakta hatırlananlar 01-01-1970 03:00 Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu? 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? 01-01-1970 03:00 Bir felaketin uzayan gölgesi 01-01-1970 03:00 Kaysı,saglık,çimento 01-01-1970 03:00 Tekstilde Sessiz Göç 01-01-1970 03:00 Merhaba 01-01-1970 03:00