Kaysı,saglık,çimento

Celil Kocataş

15-12-2025 09:37

Celil Kocataş

kocatascelil@gmail.com

Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı

Yazıya kaysıyla başladım. Çünkü kaysı, bu coğrafyanın sadece bir ürünü değil; Malatya ve çevresinin alın teri, geçim kaynağı, belleği. Bu yıl yaşanan don felaketiyle zaten ağır yara alan üretici, şimdi bir kez daha mağdur edilmek üzere. Ancak asıl vahim olan, meselenin yalnızca tarımla sınırlı kalmaması.

Sağlık… Bence bu kadar ucuz olmamalı. Birilerinin para kazanması uğruna, bir bölgenin insanlarının sağlıksız bir yaşama mahkûm edilmesi kabul edilemez. Depremin üzerinden bin güne yakın zaman geçti; hala düzelmeyen, onarılmayı bekleyen sayısız sorun varken şimdi bir felaket daha kapıda: çevre felaketi.

Kısaca söyleyelim: Çimento fabrikası. Malatya’nın Yazıhan bölgesine yapılması planlanan çimento fabrikası, kaysının yoğun olarak yetiştiği, geniş tarım arazilerinin bulunduğu bir alanda düşünülüyor. Bu tercih, bir bölge halkının sağlığının ve geleceğinin, “yatırım” adı altında gözden çıkarılması anlamına geliyor. Üstelik ülkemizin hâlihazırda binlerce ton çimento ihraç ettiği bir dönemde, yeni bir “zehir kaynağına” gerçekten ihtiyaç var mı?

Çimento fabrikalarının bacalarından çıkan tozların tarımı ve hayvancılığı nasıl etkilediği bilinen bir gerçek. İnce partiküller bitkilerin yapraklarına çöker, fotosentezi engeller, verimi düşürür. Hayvanların ve insanların solunum yollarını etkiler. Peki bunlar hiç mi düşünülmedi? Yoksa birileri yine “yaptık oldu” mu diyecek? Sivil toplum örgütleri neredesiniz? Siyasi partiler, siz neredesiniz? Bir bölge göz göre göre zehirlenirken sessiz kalmak, bu yükün altına girmek değil midir?

Çimento fabrikaları çevreye ve insan sağlığına ne yapar? Yanıtlar ürkütücü ama şaşırtıcı değil. Çimento üretimi, yüksek enerji tüketimi ve kimyasal süreçler nedeniyle ciddi bir hava kirliliği kaynağı. Toz emisyonları, tarımsal üretimi ve hayvan sağlığını olumsuz etkiliyor. Karbondioksit salımı küresel iklim değişikliğini hızlandırıyor; azot oksitler ve kükürt dioksit asit yağmurlarına yol açabiliyor. Cıva, kadmiyum gibi ağır metallerin çevreye yayılma riski ise halk sağlığı açısından büyük bir tehdit.

Bununla da bitmiyor. Gürültü ve titreşim kirliliği yaşam kalitesini düşürüyor; ocak işletmeleri geniş alanları tahrip ederek ekolojik dengeyi bozuyor, su kaynaklarını etkiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, hava kirliliğinin akciğer kanserine yol açtığını, mesane kanseri riskini artırdığını açıkça ortaya koyuyor.

Çimentonun ana bileşeni olan klinker; silisyum, kalsiyum, alüminyum ve demir oksit içeren hammaddelerin yüksek ısıda pişirilmesiyle elde ediliyor. Bu süreç doğası gereği kirletici. Sonuç ortada: Çimento sanayi hem yerel hem küresel ölçekte çevreyi ve insan sağlığını olumsuz etkiliyor.

Dahası var. ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinde çevre ve sağlık kaygıları nedeniyle kapatılan ya da sınırlandırılan çimento tesislerinin, Türkiye gibi ülkelere kaydırıldığı biliniyor. Yani başkalarının istemediği yük, bizim coğrafyamıza taşınıyor.

Bu tablo karşısında sessizlik kabul edilemez. Bu, yalnızca yerel bir çevre itirazı değil; sağlıklı yaşam hakkının, tarımsal üretimin ve şeffaf yönetimin savunusudur. Sivil toplum örgütlerinin ve siyasi partilerin, bir bölgenin göz göre göre zehirlenmesine karşı açık ve net bir duruş sergilemesi gerekir. Kaysıdan sağlığa, sağlıktan geleceğe uzanan bu zincir koparsa, kaybeden hepimiz oluruz.

kocatascelil@gmail.com

DİĞER YAZILARI Taksitli Memleket: Satılan Taşınmazlar, Ertelenen Borçlar ve Kâğıt Üzerindeki Refah 01-01-1970 03:00 Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma 01-01-1970 03:00 Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? 01-01-1970 03:00 Köy yine karışık; herkes bir üstünlük kurma yarışında 01-01-1970 03:00 Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Şimdi ne olacak, haydeee… 01-01-1970 03:00 Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 : Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak Doğanın kadim bir terazisi vardı; sessizce işleyen, kendi içinde tutarlı ve sarsılmaz. İnsan, o terazinin kefeleriyle oynamaya başladığında bunun bedelini sadece doğa kirliliğ 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” 01-01-1970 03:00 Ahlakın Partisi Olmaz 01-01-1970 03:00 Kazananı Olmayan Bir Sınav 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? 01-01-1970 03:00 Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Kürsü Sizin, Sokak Bizim! 01-01-1970 03:00 Sıradaki kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın dili 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer 01-01-1970 03:00 Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar 01-01-1970 03:00 Bir “Şok” Diğerini Sökerken 01-01-1970 03:00 Köyde Büyük Telaş 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER 01-01-1970 03:00 Yeter artık bi kalkın 01-01-1970 03:00 10 ocakta hatırlananlar 01-01-1970 03:00 Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu? 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? 01-01-1970 03:00 Bir felaketin uzayan gölgesi 01-01-1970 03:00 Tekstilde Sessiz Göç 01-01-1970 03:00 Merhaba 01-01-1970 03:00