Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik

Celil Kocataş

29-04-2026 22:55

Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik
1 Mayıs… Takvim yapraklarında “işçi bayramı” olarak işaretli o gün. Meydanlarda sloganlar, ekranlarda kutlama mesajları, sosyal medyada iyi dilekler… Peki gerçekten kutlayan kim? Daha doğrusu, bu bayram kimin bayramı?
Bir günlüğüne tatil ilan edilen bir gerçeklikten söz ediyoruz. Ama o tatilin bile herkese ait olmadığını bile bile… Çünkü bu ülkede “işçi bayramı” denilen günde bile çalışmaya devam eden binlerce insan var. Fabrikada, şantiyede, hastanede, maden ocağında… Onlar için 1 Mayıs, diğer günlerden farksız; hatta belki daha yoğun, daha görünmez, daha sahipsiz.
Şimdi durup sormak gerekiyor: Bir günlüğüne verilen tatil, bir yılın yükünü unutturur mu? Ya da bir gün “bayram” ilan edilince, diğer 364 günün hesabı kapanır mı?
Geçtiğimiz günlerde maden işçilerinin direnişine tanık olduk. Günlerce, haftalarca seslerini duyurmaya çalıştılar. Haklarını istediler, alın terlerinin karşılığını talep ettiler. Görüldüler mü? Kısmen. Duyuldular mı? Belki. Ama asıl soru şu: Haklarını gerçekten alabildiler mi?
Çünkü bu ülkede çoğu zaman hak, verilmez; alınır denir. Ama işçi ne kadar alabilir? Ne kadar dayanabilir? Ne kadar direnirken ayakta kalabilir?
1 Mayıs’ta kürsülerden “emeğin kutsallığı” anlatılır. İşçinin değeri, alın terinin önemi vurgulanır. Güzel sözler, güçlü cümleler kurulur. Ama ertesi gün ne değişir? Aynı işçi, aynı koşullarda, aynı belirsizliklerle çalışmaya devam eder.
İşte tam da bu yüzden, 1 Mayıs bir kutlamadan çok bir sorgulama günüdür. Kimler gerçekten bayram yapıyor, kimler sadece izliyor, kimler o gün bile çalışmak zorunda kalıyor…
Ve en önemlisi: Bu bayram, gerçekten işçinin mi?
Eğer bir ülkede işçi hâlâ hakkını almak için direniş yapmak zorundaysa, eğer emeğin karşılığı hâlâ tartışılıyorsa, eğer bayram günü bile çalışmak zorunda olanlar varsa… O zaman ortada kutlanacak bir bayram değil, konuşulacak büyük bir gerçek var demektir.
1 Mayıs’ı alkışlarla değil, sorularla karşılamak gerekiyor.
Çünkü bazen en büyük kutlama, gerçeği söylemektir.

DİĞER YAZILARI Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 : Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak Doğanın kadim bir terazisi vardı; sessizce işleyen, kendi içinde tutarlı ve sarsılmaz. İnsan, o terazinin kefeleriyle oynamaya başladığında bunun bedelini sadece doğa kirliliğ 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” 01-01-1970 03:00 Ahlakın Partisi Olmaz 01-01-1970 03:00 Kazananı Olmayan Bir Sınav 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? 01-01-1970 03:00 Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Kürsü Sizin, Sokak Bizim! 01-01-1970 03:00 Sıradaki kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın dili 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer 01-01-1970 03:00 Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar 01-01-1970 03:00 Bir “Şok” Diğerini Sökerken 01-01-1970 03:00 Köyde Büyük Telaş 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER 01-01-1970 03:00 Yeter artık bi kalkın 01-01-1970 03:00 10 ocakta hatırlananlar 01-01-1970 03:00 Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu? 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? 01-01-1970 03:00 Bir felaketin uzayan gölgesi 01-01-1970 03:00 Kaysı,saglık,çimento 01-01-1970 03:00 Tekstilde Sessiz Göç 01-01-1970 03:00 Merhaba 01-01-1970 03:00