28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi?

Celil Kocataş

24-12-2025 14:43

Celil Kocataş
kocatascelil@gmail.com
28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi?
2026 yılı için belirlenen 28.075 TL’lik yeni asgari ücret, mevcut ekonomik koşullar ve hızla artan yaşam maliyetleri dikkate alındığında, geçinmekten çok ayakta kalma mücadelesini çağrıştırıyor. 23 Aralık 2025’te yapılan resmi açıklamayla netleşen bu rakam, milyonlarca çalışan için ne yazık ki temel ihtiyaçları karşılamada sınırda bir gelir anlamına geliyor.
Bir tabloyla durumu daha net görelim: “Yeni net asgari ücret: 28.075 TL, Açlık sınırı (4 kişilik aile): 29.828 TL, Bekâr bir çalışanın aylık yaşam maliyeti: 38.752 TL, Türkiye genelinde ortalama konut kirası: 24.898 TL” Rakamlar açıkça şunu söylüyor: “Asgari ücret, daha cebinize girmeden yetersiz kalıyor.”
Türkiye genelinde ortalama kiraların 24-25 bin TL bandına dayanması, tek bir asgari ücretin neredeyse tamamının yalnızca barınmaya gitmesi demek. Elektrik, su, doğal gaz, ulaşım, gıda, sağlık ve eğitim gibi temel giderler ise adeta “ekstra lüks” haline gelmiş durumda. TÜRK-İŞ verilerine göre, Kasım 2025 itibarıyla açlık sınırı 29.828 TL. 
Yani yeni asgari ücret, dört kişilik bir ailenin sadece gıda harcamasını bile kağıt üzerinde karşılamıyor. Bu tablo, “insanca yaşam” kavramının ne kadar uzağında olduğumuzu gözler önüne seriyor. Maaşlara yapılan %27’lik zam, yıl boyunca süren yüksek enflasyon, artan faturalar ve temel tüketim ürünlerindeki fiyat artışları karşısında kısa sürede etkisini yitirme riski taşıyor. 
Uzmanlar bu nedenle asgari ücretin, artık bir “geçim ücreti” değil, “hayatta kalma ücreti” haline geldiğini vurguluyor. Elbette istisnai durumlar da var. Eğer tek başınıza yaşıyor, kira ödemiyor ya da çok düşük bir kira veriyorsanız; harcamalarınızı kısmak şartıyla temel ihtiyaçlarınızı ucu ucuna karşılayabilirsiniz. 
Ancak kira ödeyen biriyseniz ya da çocuklu bir aile geçindiriyorsanız, 28.075 TL ile geçinmek neredeyse imkânsız görünüyor. Bu noktada haneye ikinci bir maaşın girmesi veya ek gelir kaynakları, bir tercih değil zorunluluk haline geliyor. Türkiye genelinde ortalama kira bedelinin 24.898 TL olduğu düşünülürse, bu rakam asgari ücretin yaklaşık %88’ine denk geliyor. 
Özellikle büyükşehirlerde tek başına eve çıkmak hayal olurken; paylaşımlı evler ya da aileyle birlikte yaşamak, geçinebilmenin neredeyse tek yolu olarak öne çıkıyor. Sonuç olarak; 28 bin TL’lik asgari ücret, rakam olarak artmış gibi görünse de hayat pahalılığı karşısında eriyen bir gelir olmaktan öteye gidemiyor. Asıl soru artık şu: Asgari ücretle geçinmek mi, yoksa sadece ayakta kalmak mı?
Geçmişe dönüp bakıldığında, asgari ücret yalnızca bir rakamdan ibaret görülmez; emeğin karşılığını alma, çalışanın onurunu koruma ve ay sonunu borçsuz kapatabilme hedefiyle ele alınırdı. O dönemde asgari ücretli, bugünkü gibi sürekli kredi kartı borçlarıyla, ek iş arayışlarıyla ya da temel ihtiyaçlardan feragat ederek yaşamaya mahkum edilmez.
 Ücret politikaları, en azından bir ailenin barınma, gıda ve temel giderlerini karşılayabilecek bir taban gelir anlayışıyla değerlendirilirdi. Elbette ekonomik zorluklar vardı, ancak devletin dilinde ve yaklaşımında “asgari ücretli” sosyal yük değil, üretimin ve kalkınmanın asli unsuru olarak görülür; çalışan kesimin refahı, ülkenin büyümesinin ön şartı olarak kabul edilirdi. Bugün gelinen noktada ise asgari ücret, geçim güvencesi olmaktan çıkıp yalnızca hayatta kalmaya yeten bir tutara dönüşmüş durumda.
kocatascelil@gmail.com

DİĞER YAZILARI Tek kelime ,Irmak Öğretmen Öldü! 01-01-1970 03:00 Taksitli Memleket: Satılan Taşınmazlar, Ertelenen Borçlar ve Kâğıt Üzerindeki Refah 01-01-1970 03:00 Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma 01-01-1970 03:00 Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? 01-01-1970 03:00 Köy yine karışık; herkes bir üstünlük kurma yarışında 01-01-1970 03:00 Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Şimdi ne olacak, haydeee… 01-01-1970 03:00 Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 : Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak Doğanın kadim bir terazisi vardı; sessizce işleyen, kendi içinde tutarlı ve sarsılmaz. İnsan, o terazinin kefeleriyle oynamaya başladığında bunun bedelini sadece doğa kirliliğ 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” 01-01-1970 03:00 Ahlakın Partisi Olmaz 01-01-1970 03:00 Kazananı Olmayan Bir Sınav 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? 01-01-1970 03:00 Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Kürsü Sizin, Sokak Bizim! 01-01-1970 03:00 Sıradaki kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın dili 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer 01-01-1970 03:00 Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar 01-01-1970 03:00 Bir “Şok” Diğerini Sökerken 01-01-1970 03:00 Köyde Büyük Telaş 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER 01-01-1970 03:00 Yeter artık bi kalkın 01-01-1970 03:00 10 ocakta hatırlananlar 01-01-1970 03:00 Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu? 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00 Bir felaketin uzayan gölgesi 01-01-1970 03:00 Kaysı,saglık,çimento 01-01-1970 03:00 Tekstilde Sessiz Göç 01-01-1970 03:00 Merhaba 01-01-1970 03:00