Ekran Karşısında Bir Soru: Reyting Uğruna Toplumsal Denge Zedeleniyor mu?

Celil Kocataş

29-06-2026 10:28

Televizyon kanalları arasında gezinirken bir kanalda yayınlanan yemek programına denk geldim. Yemek programlarını sevdiğim için izlemeye başladım. Ancak bir süre sonra dikkatimi çeken şey, yarışmadan çok yarışmacıların özel hayatlarının ön plana çıkarılması oldu. Özellikle, "Eşimden ayrıldım, artık kendi ayaklarım üzerinde durmak istiyorum." şeklindeki hayat hikâyeleri sıkça ekrana taşınıyordu.
Burada yanlış anlaşılmak istemem. İnsanların boşanması, yeniden bir hayat kurması ya da kendi mücadelesini vermesi elbette kişisel bir meseledir ve buna saygı duymak gerekir. Benim sorguladığım konu kişiler değil, medya dili ve ekranın kurduğu anlatıdır.
Çünkü bugün televizyon yalnızca eğlendiren bir araç değildir; aynı zamanda davranışları, algıları ve toplumsal bakış açılarını etkileyen güçlü bir mecradır. Sürekli olarak özel hayatların dramatize edilmesi, aile yapısının ikinci plana itilmesi ve bireysel kırılmaların başarı hikâyelerinin temel unsuru gibi sunulması, zamanla toplum üzerinde çeşitli etkiler oluşturabilir.
Bir toplum sadece ekonomiyle, yollarla ya da binalarla ayakta kalmaz. Aynı zamanda değerleriyle, güven duygusuyla, aile bağlarıyla ve ortak kültürel zeminiyle de varlığını sürdürür. Eğer medya içerikleri sürekli çatışmayı, kopuşu ve kişisel travmaları merkeze koyarsa; üretim, emek ve yetenek geri planda kalabilir.
Asıl soru şudur: Bir yemek yarışmasında konuşulması gereken tabağın lezzeti mi olmalıdır, yoksa yarışmacının özel hayatı mı?
Reyting uğruna insanların hayat hikâyeleri ne kadar ön plana çıkarılırsa, izleyici de zamanla başarıyı emekten çok yaşanmışlık üzerinden değerlendirmeye başlayabilir.
Toplumsal ahlak meselesi de tam bu noktada başlıyor. Ahlak yalnızca bireysel davranışlardan ibaret değildir. Neyin sürekli görünür hâle getirildiği, neyin normalleştirildiği ve neyin özendirildiği de toplumsal ahlakın şekillenmesinde önemli bir rol oynar.
Elbette tek bir program toplumun yapısını değiştirmez. Ancak medya, uzun vadede algı oluşturan en etkili araçlardan biridir. Belki bunların bir kısmı yalnızca reyting kaygısıyla yapılıyor, belki de izleyiciyle duygusal bağ kurma çabasının bir sonucudur.
Fakat şu soruyu sormak gerekir: Ekranlar bizi daha üretken, daha güçlü ve daha sorumlu bireyler olmaya mı teşvik ediyor; yoksa duygusal tüketimi besleyerek her şeyi bir gösteriye dönüştüren anlayışı mı güçlendiriyor?
Sorgulanması gereken kişiler değil, ekranın neyi merkeze aldığıdır. Çünkü toplumun geleceği yalnızca neyi yaşadığıyla değil, neyi sürekli izlediğiyle de şekillenir.

DİĞER YAZILARI Evin Kapısı Var, Ama Eşiği Çok Yüksek: Depremzede Anahtara Nasıl Uzansın? 01-01-1970 03:00 Tek kelime ,Irmak Öğretmen Öldü! 01-01-1970 03:00 Taksitli Memleket: Satılan Taşınmazlar, Ertelenen Borçlar ve Kâğıt Üzerindeki Refah 01-01-1970 03:00 Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma 01-01-1970 03:00 Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? 01-01-1970 03:00 Köy yine karışık; herkes bir üstünlük kurma yarışında 01-01-1970 03:00 Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Şimdi ne olacak, haydeee… 01-01-1970 03:00 Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 : Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak Doğanın kadim bir terazisi vardı; sessizce işleyen, kendi içinde tutarlı ve sarsılmaz. İnsan, o terazinin kefeleriyle oynamaya başladığında bunun bedelini sadece doğa kirliliğ 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” 01-01-1970 03:00 Ahlakın Partisi Olmaz 01-01-1970 03:00 Kazananı Olmayan Bir Sınav 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? 01-01-1970 03:00 Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Kürsü Sizin, Sokak Bizim! 01-01-1970 03:00 Sıradaki kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın dili 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer 01-01-1970 03:00 Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar 01-01-1970 03:00 Bir “Şok” Diğerini Sökerken 01-01-1970 03:00 Köyde Büyük Telaş 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER 01-01-1970 03:00 Yeter artık bi kalkın 01-01-1970 03:00 10 ocakta hatırlananlar 01-01-1970 03:00 Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu? 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? 01-01-1970 03:00 Bir felaketin uzayan gölgesi 01-01-1970 03:00 Kaysı,saglık,çimento 01-01-1970 03:00 Tekstilde Sessiz Göç 01-01-1970 03:00 Merhaba 01-01-1970 03:00