Bir felaketin uzayan gölgesi

Celil Kocataş

21-12-2025 09:41

Celil Kocataş
kocatascelil@gmail.com
Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü
Büyük felaketin üzerinden tam 1000 gün geçti. Modern şehircilik anlayışında bin gün; bir kentin ayağa kalkması, yaralarının sarılması ve geleceğe umutla bakabilmesi için azımsanmayacak bir süredir. Ancak deprem bölgesinde zaman, sanki enkazın altında kalmış gibi… Takvimler ilerliyor, ama hayat yerinde sayıyor.
Uzaktan bakıldığında bölge; “tamamlanan konut sayıları”, “başlatılan ihaleler” ve istatistik tablolarıyla okunuyor. Oysa sahaya inildiğinde, tozlu sokaklar ve yarım kalmış hayatlar gerçeği tüm çıplaklığıyla yüzümüze çarpıyor. Bir zamanlar doğasıyla, havasıyla, suyuyla anılan kadim şehirler; bugün her sabah hayatta kalma mücadelesinin yeniden başladığı alanlara dönüşmüş durumda.
Deprem bölgesinde bugün yaşanan en temel sorun, insani yaşam standartlarının asgari seviyenin dahi altına düşmüş olmasıdır. İnsanlar yalnızca evlerini kaybetmedi; temiz havayı, güvenli içme suyunu ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını da yitirdi. Dinmeyen toz bulutları ve bitmek bilmeyen moloz kaldırma çalışmaları, bölge halkını kronik solunum yolu hastalıklarıyla baş başa bırakıyor. 
Yaşanan aksaklıklar ise, depremin üzerinden yıllar geçmesine rağmen “acil durum” hâlinin fiilen sona ermediğini açıkça gösteriyor. Ancak en derin yıkım, betonun ve demirin ötesinde yaşanıyor. Bölgedeki en büyük kırılma noktası, halk ile yetkililer arasındaki güven bağının zedelenmiş olmasıdır. 
Siyasetçilerin sahada görünmesi, halkın sorunlarının çözüldüğü anlamına gelmiyor. Aksine; yaşanan sıkıntıların görülmemesi ya da görmezden gelinmesi, insanlarda derin bir terk edilmişlik duygusu yaratıyor. “Ne sesimizi duyan var ne de halimizi gören” düşüncesi, toplumun içine kök salarak umudu kemiriyor.
Şehirlerin dinamosu olan genç nüfus, işsizlik kıskacında bu kentleri terk etmek zorunda kalıyor. Geriye kalanlar ise işsizliğin yarattığı ekonomik dar boğaz ile depremin bıraktığı ağır psikolojik travma arasında sıkışmış durumda. Kentlerde hızla artan boşanma oranları ve ne yazık ki yükselişe geçen yaşamına son verme vakaları, toplumun psikolojik dayanma sınırının çoktan aşıldığını gösteren acı göstergelerdir.
Tam da bu noktada, en fazla ihtiyaç duyulan alan olan ruh sağlığı hizmetlerinde ciddi bir yetersizlik göze çarpıyor. Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerinin ve hastanelerin kapasitesinin ihtiyacı karşılayamaması, sosyal devlet anlayışının deprem bölgesinde en hayati yerde eksik kaldığını ortaya koyuyor. 
Depremin 1000. gününde bölge; yalnızca betona, demire ve duvarlara değil; insana dokunan, ruhsal yaraları saran, ekonomik umudu yeniden yeşerten bütüncül bir iyileştirme planına muhtaçtır. Çünkü şehirler yalnızca binalarla inşa edilmez. Bir kenti yaşatan; ruh sağlığı yerinde, geleceğe umutla bakabilen insanlarıdır. 
Eğer bugün bu sessiz çığlık duyulmazsa, yarın yükselen binaların içinde yaşayacak bir toplum bulamayabiliriz. Enkaz kaldırılabilir; ama umut kaybolursa, geriye onarılması çok daha zor bir yıkım kalır. Şehirler birkaç kelimeyle geçiştirilecek, tek cümleye sığdırılacak yerleşimler değildir. Her şehrin kendine özgü bir ruhu, bir karakteri vardır. Şehirler canlıdır; yaşar, yaralanır, iyileşir… Ama tüm bunlar, ancak farkında olabilenler için anlam kazanır.
kocatascelil@gmail.com

DİĞER YAZILARI Tek kelime ,Irmak Öğretmen Öldü! 01-01-1970 03:00 Taksitli Memleket: Satılan Taşınmazlar, Ertelenen Borçlar ve Kâğıt Üzerindeki Refah 01-01-1970 03:00 Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma 01-01-1970 03:00 Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? 01-01-1970 03:00 Köy yine karışık; herkes bir üstünlük kurma yarışında 01-01-1970 03:00 Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Şimdi ne olacak, haydeee… 01-01-1970 03:00 Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 : Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak Doğanın kadim bir terazisi vardı; sessizce işleyen, kendi içinde tutarlı ve sarsılmaz. İnsan, o terazinin kefeleriyle oynamaya başladığında bunun bedelini sadece doğa kirliliğ 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” 01-01-1970 03:00 Ahlakın Partisi Olmaz 01-01-1970 03:00 Kazananı Olmayan Bir Sınav 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? 01-01-1970 03:00 Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Kürsü Sizin, Sokak Bizim! 01-01-1970 03:00 Sıradaki kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın dili 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer 01-01-1970 03:00 Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar 01-01-1970 03:00 Bir “Şok” Diğerini Sökerken 01-01-1970 03:00 Köyde Büyük Telaş 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER 01-01-1970 03:00 Yeter artık bi kalkın 01-01-1970 03:00 10 ocakta hatırlananlar 01-01-1970 03:00 Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu? 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? 01-01-1970 03:00 Kaysı,saglık,çimento 01-01-1970 03:00 Tekstilde Sessiz Göç 01-01-1970 03:00 Merhaba 01-01-1970 03:00