https://www.celikhanhaber.com/files/uploads/user/50bb4b781898459e99c81b050843896b-761d3d3c0510b5b25d77.jpeg
Celil Kocataş

Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi?

24-01-2026 12:56


İstanbul, Konya derken bu kez Elazığ’da patlak veren skandal, adlî emanet sisteminin geldiği vahim tabloyu bir kez daha gözler önüne serdi. Buketle teslim edilen uyuşturucu paralarının, altın ve gümüşlerin adlî emanetten buharlaştığı iddiaları artık “istisna” değil, neredeyse rutin hâline gelmiş durumda.
Yapılan incelemeler, meselenin birkaç memurun ihmaliyle açıklanamayacağını açıkça ortaya koyuyor:
Türkiye Petrolleri’nin Antalya ve Hatay Dörtyol’daki depolarında 18 bin 476 ton akaryakıt eksik,
Diyarbakır Adliyesi adlî emanet deposunda 793 adet kalaşnikof mermisi çalınıp satılmış,
Konya Yunak’ta TMO’nun kiraladığı lisanslı depodan yaklaşık 22 bin ton buğday kaybolmuş,
Mardin’de TMO’ya ait 137 bin ton buğday satılarak yaklaşık 1 milyar TL’lik vurgun yapılmış,
İstanbul Adalar Cumhuriyet Başsavcılığı’na ait suç eşyası ve emanet deposunda 12 adet silahın kayıp olduğu tespit edilmiş; olayla ilgili bir zabıt kâtibi tutuklanmış.
Bu tablo bize şunu söylüyor:
Denetim mekanizmaları ya hiç çalışmıyor ya da yalnızca kâğıt üzerinde var. Sayım yok. Şeffaflık yok. Hesap soran yok. “Emanet” kavramı, kamu vicdanında hızla anlamını yitiriyor.
Artık buna “ihmal” demek saflık olur.
“Münferit olay” demek ise akılla alay etmektir.
Bu ülkenin adlî emanet depoları çökmemiştir; bilerek ve isteyerek çürütülmüştür.
Haritaya iğne batırır gibi her şehirden bir skandal çıkıyor. Uyuşturucu parası kayboluyor, altın buharlaşıyor, mermi satılıyor, silah yürütülüyor, buğday kamyon kamyon yok ediliyor, akaryakıt tonlarca eksiliyor. Bunların hiçbiri doğal afet değil; insan eliyle yapılan açık bir yağmadır.
Adlî emanet, devletin namus kasasıdır.
Ama bugün o kasalarda hırsızın anahtarı var, kilit süs, kamera kör, sistem sağırdır.
Sorular ortadadır:
Bu kadar mal tek kişinin cebine mi girdi?
Bu kadar yük tek imzayla mı çıktı?
Bu kadar eksik tek sayımda mı fark edilmedi?
Cevap net: Hayır.
Bu, örgütlü bir çürümenin, zincirleme bir suskunluğun ve yukarıdan aşağıya yayılan bir görmezden gelmenin sonucudur.
Vatandaşa gelince devletin terazisi mikron hassasiyetindedir: vergi var, ceza var, haciz var.
Ama konu kendi depolarına gelince devlet kör, sağır ve dilsizdir.
Artık lafı dolandırmaya gerek yok:
Adlî emanet depoları yol geçen hanı değil, kamu malının profesyonelce talan edildiği alanlara dönüşmüştür.
Yapılması gereken ertelenemez:
81 ilde, tüm ilçelerde adlî emanetler ve kamu depoları eş zamanlı olarak sayılmalı,
Sonuçlar makyajlanmadan kamuoyuyla paylaşılmalı,
Bir memur feda edilerek dosya kapatılmamalı; kim göz yumduysa, kim imzaladıysa, kim sustuysa zincirleme hesap vermelidir.
Aksi hâlde bu ülkenin adalet sistemi yalnızca adliye salonlarında değil, emanet raflarında da çökmüş demektir.
Ve unutulmamalıdır:
Emanetin çalındığı yerde adalet ayakta kalamaz.

DİĞER YAZILARI Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? Köy yine karışık; herkes bir üstünlük kurma yarışında Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz Şimdi ne olacak, haydeee… Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik Ben Neyi Savunuyorum? O Ney La! O Ney La! Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi Yeni İsimler Er Meydanında : Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak Doğanın kadim bir terazisi vardı; sessizce işleyen, kendi içinde tutarlı ve sarsılmaz. İnsan, o terazinin kefeleriyle oynamaya başladığında bunun bedelini sadece doğa kirliliğ "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” Ahlakın Partisi Olmaz Kazananı Olmayan Bir Sınav Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı Köyde Kazan Kaynıyor Kürsü Sizin, Sokak Bizim! Sıradaki kim? Kutuplaşmanın dili Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Bir “Şok” Diğerini Sökerken Köyde Büyük Telaş Tesadüf Değil, Operasyon! Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar Bir Şehir Dolusu Mağduriyet BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER Yeter artık bi kalkın 10 ocakta hatırlananlar Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu? Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? Bir felaketin uzayan gölgesi Kaysı,saglık,çimento Tekstilde Sessiz Göç Merhaba