Tahrik,yara ve kontr hareketler.

Sabri Altun

04-09-2009 00:00

Eski defterler yeni defterler...
Eski hesaplar yeni hesaplar...
Bana göre hepsinin kesiştiği tek bir defter var.
Oda; Ergenekon defteri…
Türkiye bu gün yüzyıllık bir hesaplaşmanın tam orta yerinde patolojik olguların enfeksiyonel taraflarını yontmakla uğraşıyor.
Etraf toz duman.
Konuşulan gündem herkesi şaşkına çevirmiş.
Gelinen nokta çok ilginç…
Bazı dostların tedirginliği gözlerinden okunuyor;
“Acaba bu açılım lafıyla Ergenekon geri plana mı itildi?”
“Zira en büyük mesele bu gün itibarıyla Ergenekon’dur ve Ergenekon şu an hiç konuşulmuyor.”
Oysa bana göre tam tersi:
Bence bu açılım Ergenekon’un yeni bir dalgasıdır.
Bence devlet yetkilileri ya da hükümet işin ucunu tamamen ele geçirdikleri için ya da Ergenekon’un nihai sınırları kâğıda çizildiği için bu çıkışı yaptılar.
Çünkü ülkenin bu hale gelmesindeki tek neden Ergenekon yapılanması ve felsefesidir.
Yani hekim hastalığın teşhisini tamamen koymuş durumdadır.
Ve bu gün tedavi seanslarına geçilmeye başlandı
Bir yandan semptomatik tedaviye başlandı zaten diğer yandan etkenin ortadan kaldırılması için uğraşılıyor.
Şu an zayıflanan bünyenin kuvvet bulması için yan tedaviler yapılmaktadır.
En başta ise kanayan yaranın dindirilmesidir.
Kanayan yara ise Kürt yarasıdır.
Aslında hekim gözüyle meseleye baktığınızda buna yara demek pek uygun düşmüyor.
bu enfeksiyon sonucu oluşan bir yara değildir.
Bu durup dururken bir darbe sonucu oluşan bir yaradır.
Aslında bu yaraya bakarak Kürt milletinin dirayeti ve sadakati net bir şekilde anlaşılıyor.
Şöyle düşünün:
Vücudun herhangi bir yerinde oluşan bir yarayı eğer sürekli deşerseniz, yani kabuk bağlayıp iyileşmeye yüz tuttuğu bir anda tekrar deşerseniz ve bunu mütemadiyen tekrarlarsanız o yara kansere dönüşür.
Kansere dönüşen bir yaranın tedavisini de her kes biliyor.
Tek çare koparıp atmaktır.
İşte ben bu Kürt meselesini de böyle bir yaraya benzetiyorum.
Tam yüzyıldır kasıtlı bir şekilde Kürt’lerin bağrına hançer sokuldu.
Darbe üstüne darbe yedi.
İnsanlar tahrik edildi.
Kimisi kurşuna dizildi kimisi işkenceye maruz kaldı.
Kimisinin namusu payimal edildi. Kimsinin gözleri önünde evlatları katledildi.
Yani insanın aklına hayaline gelmeyecek insanlık dışı muamelelere maruz kalındı.
Kültürel hakları ise zaten tamamen yok kabul edilmişti.
Evet, yüzyıllık tahrik işkence hiçe sayma ve asimile politikalarına rağmen eğer hala yapılan bir araştırma sonucu sadece yüzde 7 si farklı bir devlet istiyorsa bu milleti farklı görmek tamamen insanlık dışı bir anlayıştır.
Yani bütün bunlara rağmen hala farklı bir devlet istenmiyorsa bu milletin alnından öpmek lazım.
Yahu kimse kendisini azınlık görmüyor ki.
Her kes kendisini bu vatanın gerçek sahibi olarak görüyor.
Öyleyse kimden korkuluyor.
Öyleyse demokratik bir açılımdan rahatsız olmak neyin nesi…
Öyleyse bu ateşin sönmesini gerçekten istemeyen ve kanla beslenenler var.
*                        *                    *
Kim ne derse desin bu açılım Ergenekon’un yeni bir dalgasıdır.
Bu dalganın arkasında gidilse tesir alanına bakılsa ucu çok daha ciddi kişilere dayanacaktır.
Bir kere şunu iddia ediyorum ki PKK diye bir belayı kesinlikle Ergenekon ya da Ergenekon’un yan bir kolu ülkenin başına musallat etmiştir.
Şu anekdot okunsa iddiam daha iyi anlaşılacak sanıyorum:
"'Uğur Mumcu'nun çözdüğü olaylardan birisi 12 Mart döneminde daha büyük ceza almaktan kurtarılan Abdullah Öcalan'ın nasıl daha sonra derin devletin elinde, yani o çizgide palazlandığını çözmüş olmasıyla ilgili. Öcalan'la ilgili olarak, 12 Mart döneminin savcısı Baki Tuğ tam ceza verilecekken MİT tarafından kendisine "bizim adamımızdır" yazan bir kağıt geldiğini ve uzun süre ceza almak yerine üç aylık cezayla kurtarıldığını Uğur Mumcu'ya söylüyor. Uğur Mumcu o kağıdı Baki Tuğ'dan alamadan hunhar bir suikasta kurban gitti. Bu da onun birtakım şeyleri çözmüş olmasıyla alakalı yani sisteme temel anlamda muhalif olmayan, ama zaman zaman eleştiriler yapabilen bir insanın dahi hayatının tehlikede olabileceğini burada görüyoruz.'"( Baknz:12 Ağustos 2007, Pazar Zaman gazetesi, S.Yalsızuçanlar)
Yani düşünebiliyor musunuz?
Mit bu adam için devreye giriyor ve zamanın savcısına ;”bu adam bizim adamımızdır” diyor.
Ve bu adam PKK yı kuruyor.
Bu adam 40 bin insanın ölümüne sebep oluyor. Ve bu adam yıllardır İmralıda adeta yeni görevler bekliyor.
Gerçekten iyi hesaplayın böyle bir kişilik dünyanın herhangi bir devletinde olsaydı ve yakalansaydı kaç saat canlı kalabilirdi?
Türkiye’de ise değil öldürülmesi bir rivayete göre meclise bile gireceği söyleniyor
Şimdi bu düşünceler doğrultusunda meseleye baktığımızda açılım için muhatap alınacak mercilerin çok iyi hesaplanması gerektiğine inanıyorum.
Aslında olayın gerçekliliği yukarda anlatmaya çalıştığım şekilde ortaya çıkarsa iş daha da çetrefilleşeceği muhakkaktır.
Zira bir zamanların derin devletinin yada Ergenekon örgütünün cürümü çok daha büyüdüğü ve çok daha korkunç boyutlara ulaştığı gibi,durup dururken Kürt halkına yapılan bu kurgusal aldatmanın açtığı menfezi doldurmak için devletin açılımdan öteye özür dilemesi bile gerekeceğine inanıyorum.
Hakikaten böyle bir olay tarihin hiçbir döneminde yaşanmış mıdır?
Yani topyekûn bir halkı yok kabul edip, yok etmeye başlayacaksın, çeşitli hadiseler bahane edip katletmeye başlayacaksın, o yetmedi sürgüne göndereceksin, asimilasyon politikaları uygulayacaksın, baktın olmuyor tahrik edeceksin, hakaret edeceksin ki ayaklansınlar yine olmayınca tamamen meşrulaştırmak için kendi elinle örgüt kurup kendi askerini öldürteceksin ve yıllarca memleketi kan gölüne çevireceksin…
Şimdide kalkıp böyle bir açılımı ihanet kabul edeceksin.
Gerçekten bu milletin günahını çok aldınız.
Bu günah sizi boğar.
Evet, bütün uğraşmalarınıza rağmen yara henüz kansere dönmemiştir.
Eğer kansere dönerse şu kesinlikle bilinsin ki vücut tamamen ölecektir.
Zira yara denilen şey aslında zoraki yara haline getirilmiş vücudun bir parçasıdır.
DİĞER YAZILARI Bebeklerin Gücü.... 01-01-1970 03:00 Devletin inisiyatif gücü 01-01-1970 03:00 “Vurun kahpeye” 01-01-1970 03:00 Ormanda 15 Temmuz 01-01-1970 03:00 Orantısız Kavgalar 01-01-1970 03:00 Orman'da Yeni Düzen! 01-01-1970 03:00 Pralamenter sistem aslında ne demek 01-01-1970 03:00 Bir eseri hiddet… 01-01-1970 03:00 Küffara giden dualarımız. 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Ve Bir Öneri! 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve parlamenterler sistem 01-01-1970 03:00 Panama Leaks ve Bediüzzaman 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum. 01-01-1970 03:00 Bir Devrin Anatomisi 01-01-1970 03:00 İnsanları idare edenlerin gözünü kan bürümüş. 01-01-1970 03:00 Ayrık otları ve yaşlı kadınlar 01-01-1970 03:00 Müslümanlar savaşıyor. 01-01-1970 03:00 Sınırı olmayacak… 01-01-1970 03:00 Alın o sapıkları başınıza çalın 01-01-1970 03:00 SÖZ 01-01-1970 03:00 Allah rızasını düşünen üçüncü şahıslara duyurulur 01-01-1970 03:00 Dilimizi yüreğimizle güçlendirmek… 01-01-1970 03:00 Milenyum nesli ve tenha siyaset 01-01-1970 03:00 Neden Mustafa Bulut… 01-01-1970 03:00 Batının gücü nerden geliyor 01-01-1970 03:00 Sineklerin kartallalra savaşı… 01-01-1970 03:00 Ucb’un böylesi… 01-01-1970 03:00 Kavgayla gelen bir mecburiyet 01-01-1970 03:00 İsrail'in muvaffakiyeti, Müslümanların muvaffakiyetsizliği 01-01-1970 03:00 Kutsal mekânlar hapishane gibi 01-01-1970 03:00 Her karışı Peygamber kokuyor 01-01-1970 03:00 Kudüs Gezisi 01-01-1970 03:00 Hiç büyümeseydim 01-01-1970 03:00 Olimpiyatları alsak ne yazar? 01-01-1970 03:00 Dağ tepeye, tepe kuma dönmesin… 01-01-1970 03:00 Mağlubiyetin sırrı 01-01-1970 03:00 SBS'deki başarının çarpıcı öyküsü. 01-01-1970 03:00 Ey menhus ruh artık titre 01-01-1970 03:00 İftar çadırı ve nesli ati 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve gezi hareketi 01-01-1970 03:00 Belki Garip, Ama Bir Öz Eleştiri 01-01-1970 03:00 Son Osmanlıya son saldırı… 01-01-1970 03:00 Kadınlık onuru 01-01-1970 03:00 Dehlizlerdeki sahte kahramanlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Türkiye’ye sığmıyor. 01-01-1970 03:00 Hangisi daha tehlikeli? 01-01-1970 03:00 Biz Ne Olacağız? 01-01-1970 03:00 Takdir ve İhanet 01-01-1970 03:00 Ne idik, ne olacağız? 01-01-1970 03:00 Mustafa Şahin 01-01-1970 03:00 Bir Liderin Doğuşu 01-01-1970 03:00 Yaşayan Efsane,Reis Yaylagül 01-01-1970 03:00 Mahmut Şahin 01-01-1970 03:00 Toplumsal refleksler 01-01-1970 03:00 Sükût Ediyorum 01-01-1970 03:00 Gelemeyen Bahar 01-01-1970 03:00 Herkes işine Baksın... 01-01-1970 03:00 Suçlu Benim 01-01-1970 03:00 Ormanın Tarihi Yeniden Yazılıyor 01-01-1970 03:00 Baykuş’un Gözleri 01-01-1970 03:00 Bir Masalım Var 01-01-1970 03:00 Deccal operasyonu mu Kürt sorunu mu? 01-01-1970 03:00 Eğitim, Toplum Ve İntihar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Ve Kızların Hakkı 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 2 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 1 01-01-1970 03:00 Kelimeler canlanır mı? 01-01-1970 03:00 Kavimler neden helak oldular? 01-01-1970 03:00 Ene ve nefsin serüveni 01-01-1970 03:00 Amerika’yı sömürmek… 01-01-1970 03:00 "mahşeri gördüm" 01-01-1970 03:00 Küre-i Arz Konuşunca... 01-01-1970 03:00 Kim ayvayı yiyecek? 01-01-1970 03:00 Baba mı dediniz? 01-01-1970 03:00 Hangi rejim? 01-01-1970 03:00 Bir Çıkmazın Anatomisi 01-01-1970 03:00 Hayal hakikat arası bir şey 01-01-1970 03:00 Zindandaki delik 01-01-1970 03:00 Yumurta idaresi 01-01-1970 03:00 Hain Köpek 01-01-1970 03:00 Bireyin gücü mü cemiyetin gücü mü? 01-01-1970 03:00 Acıdan söz et bana 01-01-1970 03:00 Bu film burda bitmez 01-01-1970 03:00 Demokratik yağmurlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Net ve TOKİ sürecinde almamız gereken ders 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa Veya Mü’min’in Yitik Malları 01-01-1970 03:00 Kaymakamların rolü ve Anadolu Mayası 01-01-1970 03:00 Kaymakamlar Geçidi 01-01-1970 03:00 Düşman içimizde… 01-01-1970 03:00 Kördüğüm Bir Dünya… 01-01-1970 03:00 Yansın Tahrir Meydanı 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum 01-01-1970 03:00 Mahkum adam nasıl hür adam olur? 01-01-1970 03:00 “Hür Adam”la açılan ufuklar… 01-01-1970 03:00 "Yarab hayretimi arttır" 01-01-1970 03:00 Her şey 'kün' de saklı 01-01-1970 03:00 Eyvah Amerika'yı kızdırdık 01-01-1970 03:00 Asrın en büyük eğitim yanlışı 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 2 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 01-01-1970 03:00 Haritaya dikkat! 01-01-1970 03:00 Devlet ve Ramazan Bayramı 01-01-1970 03:00 Onlar rahmete uçtu ya bize ne olacak? 01-01-1970 03:00 Perde gerisine bakalım bence… 01-01-1970 03:00 En büyük buluşma 01-01-1970 03:00 Yıkılmayan duvarlar (Mutluluğa yolculuk-2) 01-01-1970 03:00 Heni en lekum (Mutluluğa yolculuk) 01-01-1970 03:00 Asya'nın bahtına saplandım 2 01-01-1970 03:00 Şahin Bakışlı adam 01-01-1970 03:00 Hesaplanmayan Hesap 01-01-1970 03:00 Dağdan iniş… 01-01-1970 03:00 Cennette futbol var mı 01-01-1970 03:00 Gerçeğin çizgileri ve bir Ceylan 01-01-1970 03:00 Bayramlar Ve Bazı Adetlerimiz 01-01-1970 03:00 Irmak Ummanda Boğulur 01-01-1970 03:00 Cüruf’a Dikkat 01-01-1970 03:00 Ham Çarık Ve Kıl Çorap 01-01-1970 03:00 Uygun Adım 01-01-1970 03:00 Şimdi Jari Zamanı 01-01-1970 03:00 Ve yeni valimiz... 01-01-1970 03:00