Sükût Ediyorum

Sabri Altun

26-06-2012 22:33

Demokratik düzenlerde sistem nasıl işler biliyor musunuz?

Memleket idaresinin bütün sivil kademelerinde idareci ve yöneticiler secimle iş başına gelir.

Hangi birim olursa olsun idari seçimde yeni gelen eskiden daha iyi yapacak diye gelir.

Bu bir dernek olur, bir sendika olur, bir parti başkanlığı olur, hiç fark etmez.

Demokrasinin en vazgeçilmez tarafı budur.

Lakin bir durum var ki; bu sistemin böyle işleyişini henüz ülke olarak algılamış değiliz.

Yaklaşık yüz yıldır sözde demokrasiye geçtiğimiz halde hala başkanlıkları “geleneksellik” çerçevesinde değerlendiriyoruz.

 

Şöyle bir demokrasi tarihimize baktığımızda kaç tane iktidara oynayan partilerin başkanları ölmeden önce değişmiştir?

Birisi bir partiyi kurduğunda, hele ki bu parti ülke idaresinde biraz söz sahibi ise yani belirli bir tabana sahipse asla başkan değişikliği yaşanmamıştır.(iğrenç komplo skandalları hariç)

Tabi durum böyle olunca demokrasiyi hazmetmemiz mümkün olmamaktadır.

Demokrasinin en önemli unsuru partilerde durum böyle olunca varın demokrasinin diğer birimlerini siz hesap edin.

Zaten Türkiye’de hiçbir zaman demokrasi bütün güçleriyle hâkimiyetini sağlamamıştır.

Zira bizim demokrasi algımız takım tutma refleksiyle paralel gitmiştir.

Tabi durum böyle olunca karşı tarafın haklılığı hiçbir zaman değer kazanmamıştır.

Kendi tarafının şeytanı karşı tarafın meleğine tercih edilmiştir.

Bu durum Türk demokrasisinin belki de en büyük handikabıdır.

Bir diğer handikapsa; başarısızlıkların gerektiği şekilde cezalandırılmamasıdır…

Bunu sadece halkın seçimlerde cezalandırması olarak algılamayalım.

Tabii ki seçim ve halk önemlidir, fakat asıl önemli olan başarısızların tekrar yüz bulup devam etmesidir.

Mesela batıda zaman zaman basında duyarız ki her hangi bir ülkede yaşanan herhangi bir kriz döneminde bir idareci eğer krizi iyi yönetmemişse yahut da iddialı girdiği bir seçimde beklenenin altında oy almışsa seçime gerek kalmadan idareciler istifa eder.

Zira öyle bir gelenek oturmuştur ki; başarısızlık en büyük ayıptır.

Çünkü başa gelen adam başarmak için gelmiştir.

Halkına ve seçmenine o sözü vermiştir.

Hiçbir zaman “dün dündür, bu gün bu gündür “lafı revaç bulmaz.

Dolayısıyla hem idarecisi erdemlidir hem de seçmeni…

Allah aşkına siz söyleyin Türkiye’de hiç böyle bir durum yaşadık mı?

Kaç tane başbakan, kaç tane parti başkanı, kaç tane vekil veya belediye başkanı “söz verdiklerimi yapamadım” yahut karşı karşıya kaldığı olumsuz bir durum karşısında beceremeyince “beceremedim” diye istifa etmiştir.

Ben hatırlamıyorum.

Varsa da son derece acayip bir istisnadır.

Evet, ülkemizde demokrasi anlayışı maalesef gerçek manada henüz oturmadığı için konuşulması gereken o kadar çok handikapları var ki, insan hangisini anlatacağını şaşırıyor;

Mesela, yerel olarak bazen öyle durumlar yaşanır ki bütün bir halkın idarecileriyle birlikte tepki göstermesi gerekir.

Bir şartla ki; idareciler yapılması gerekeni bihakkın yapmışsa…

İsterseniz meseleyi biraz daha özelleştirip biraz daha açalım;

Bu gün Çelikhan adliyesinden oldu.

Daha önce kaldırılan birçok birim gibi buda sessiz sedasız ve tepkisiz ortadan kalktı.

Bu noktada şöyle düşünelim:

Adliyenin kalkacağına dair en az bir senedir söylentiler var. Hatta kuvvetli söylentiler vardı.

Hangimiz ve hangi birimimiz bu işe hazırlandı?

Kim bu konuyla ilgili bir dosya hazırladı ki gerekli mercilere başvursun?

Haydi diyelim ki önceden hesaplanmadı; olay gerçekleştikten bu yana kimler bu konuda hazırlık yaptı, kimler nerelere müracaat etti?

Oturup ah vah edip mangaldan kül bırakmamacasına sağa sola laflarla saldırmaktan başka kim ne yaptı?

44 tane ilçe geri hakkını alırken, belki de en çok hakka sahip Çelikhan olduğu halde kim nerelere başvurdu?

Kim ne tür hazırlıklar yaptı?

Bir Sayın Ahmet Aydın’ın başbakanla görüştüğünü duyduk.

En azında manevi destek olsun diye övücü bir haber yaptık, habere yapılan yorumlar ortadadır.

Bir kere neyi niçin yaptığımızı ve neyi niçin yapmamız gerekir, onu bile bilmiyoruz.

Her neyse bu konu o kadar acıtıcı ki halkımızın ve aydınlarımızın bu durumunu başka bir zamana havale ederek şunu demek istiyorum;

 

Bir kere baştan beri yazmaya çalıştığım ideal bir demokrasi kılıfı içerisinde, bizler başta tüm idarecilerimiz ve halk olarak sınıfta kaldık.

Bir kere yaşadığımız bu şok dalgasını www.celikhannet.com  dışında hiç birisi idare etmemiştir.

İadeciler başarısız olmuş, yöneticiler başarısız olmuş, bütün sivil kurum ve kuruluşlar başarısız olmuş.

Oysa şöyle bir hayal ediyorum ki;

Bu olay ilk duyulduğu zaman her birim kendi çapında bir hazırlık yapmıştır.

Mesela belediye duyar duymaz ta bir sene öncesinden Çelikhan’ın bütün coğrafi, sosyal ve siyasal yapısını nazarlara sunacak bir dosya hazırlamıştır.

İktidar partisi mensupları aynı minvalde dosyalar hazırlayıp, bütün Milletvekilleriyle sürekli diyalog halinde olup atılması gereken adımlar atılmıştır.

Bütün sivil toplum kuruluşları her alanda ve her platformda yanlışlığı dile getirmiş bu konuda her haliyle idarecilerin arkasında olduğunu belirtmiştir.

İş ciddiye bindiği anlaşıldığı andan itibaren belediye, iktidar partisi, ana muhalefet, Mecliste grubu bulunan siyasi partiler, tüm partiler ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte ortaklaşa geniş şümullü bir dosya hazırlanıp gerekli birimlere 4 koldan sunulmuştur.

Adıyaman’a Ankara’ya heyetler gönderilmiş gerekli tepki ve açıklamalar yapılmıştır.

Bütün bunlara rağmen hiçbir şey elde edilmeyince ve adliyede kapanınca bütün idareciler(başta belediye başkanı, akabinde İktidar Partisi ilçe başkanı ve diğer siyasi ve STK temsilcileri) halkı da arkasına alarak görevlerinden istifa etmiştir.

 

Ve bu tepki öylesine dikkatlere sunulmuştur ki; ne pahasına olursa olsun bu memleket hiçbir sandığa gitmeyecektir.

Çünkü eğer demokrasilerde haklıysan kazanırsın.

Şimdi siz söyleyin böylesine bir tepki karşısında ulusal basının bigane kalması mümkün mü?

Ulusal basınla çıkan böylesi gür bir sese karşı hükümet ve devlet ne yapacak?

(orasını bende merak ediyorum)

Şimdi hayalden hakikate geçersek;

Başta idareciler olarak, sonra bütün halk olarak bu işin ne kadarını yapmışız ve gerçekten ne kadarını yapabiliriz.

Elhasıl durum bu şekilde ise, bana neden bu konuyla ilgili yazmıyorsun diyorlar:

Yahu ben neyi yazacağım.

Hiçbir şey yapmamışız ki…

Devlet devletliliğini bırakmış şirket gibi davranırsa…

Millet sahip olduğu yetkilerinin farkında değilse…

İdareciler ve yöneticiler temsil ettikleri onura elyak hareket etmiyorsa…

Aydınlarımızın hali sitemizde çıkan haber ve yazılara yapılan alakasız birbirinin kellesinin alır cinsinden yorumlarla göz önünde ise…

Bana sükût düşer…

 

 

DİĞER YAZILARI Bebeklerin Gücü.... 01-01-1970 03:00 Devletin inisiyatif gücü 01-01-1970 03:00 “Vurun kahpeye” 01-01-1970 03:00 Ormanda 15 Temmuz 01-01-1970 03:00 Orantısız Kavgalar 01-01-1970 03:00 Orman'da Yeni Düzen! 01-01-1970 03:00 Pralamenter sistem aslında ne demek 01-01-1970 03:00 Bir eseri hiddet… 01-01-1970 03:00 Küffara giden dualarımız. 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Ve Bir Öneri! 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve parlamenterler sistem 01-01-1970 03:00 Panama Leaks ve Bediüzzaman 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum. 01-01-1970 03:00 Bir Devrin Anatomisi 01-01-1970 03:00 İnsanları idare edenlerin gözünü kan bürümüş. 01-01-1970 03:00 Ayrık otları ve yaşlı kadınlar 01-01-1970 03:00 Müslümanlar savaşıyor. 01-01-1970 03:00 Sınırı olmayacak… 01-01-1970 03:00 Alın o sapıkları başınıza çalın 01-01-1970 03:00 SÖZ 01-01-1970 03:00 Allah rızasını düşünen üçüncü şahıslara duyurulur 01-01-1970 03:00 Dilimizi yüreğimizle güçlendirmek… 01-01-1970 03:00 Milenyum nesli ve tenha siyaset 01-01-1970 03:00 Neden Mustafa Bulut… 01-01-1970 03:00 Batının gücü nerden geliyor 01-01-1970 03:00 Sineklerin kartallalra savaşı… 01-01-1970 03:00 Ucb’un böylesi… 01-01-1970 03:00 Kavgayla gelen bir mecburiyet 01-01-1970 03:00 İsrail'in muvaffakiyeti, Müslümanların muvaffakiyetsizliği 01-01-1970 03:00 Kutsal mekânlar hapishane gibi 01-01-1970 03:00 Her karışı Peygamber kokuyor 01-01-1970 03:00 Kudüs Gezisi 01-01-1970 03:00 Hiç büyümeseydim 01-01-1970 03:00 Olimpiyatları alsak ne yazar? 01-01-1970 03:00 Dağ tepeye, tepe kuma dönmesin… 01-01-1970 03:00 Mağlubiyetin sırrı 01-01-1970 03:00 SBS'deki başarının çarpıcı öyküsü. 01-01-1970 03:00 Ey menhus ruh artık titre 01-01-1970 03:00 İftar çadırı ve nesli ati 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve gezi hareketi 01-01-1970 03:00 Belki Garip, Ama Bir Öz Eleştiri 01-01-1970 03:00 Son Osmanlıya son saldırı… 01-01-1970 03:00 Kadınlık onuru 01-01-1970 03:00 Dehlizlerdeki sahte kahramanlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Türkiye’ye sığmıyor. 01-01-1970 03:00 Hangisi daha tehlikeli? 01-01-1970 03:00 Biz Ne Olacağız? 01-01-1970 03:00 Takdir ve İhanet 01-01-1970 03:00 Ne idik, ne olacağız? 01-01-1970 03:00 Mustafa Şahin 01-01-1970 03:00 Bir Liderin Doğuşu 01-01-1970 03:00 Yaşayan Efsane,Reis Yaylagül 01-01-1970 03:00 Mahmut Şahin 01-01-1970 03:00 Toplumsal refleksler 01-01-1970 03:00 Gelemeyen Bahar 01-01-1970 03:00 Herkes işine Baksın... 01-01-1970 03:00 Suçlu Benim 01-01-1970 03:00 Ormanın Tarihi Yeniden Yazılıyor 01-01-1970 03:00 Baykuş’un Gözleri 01-01-1970 03:00 Bir Masalım Var 01-01-1970 03:00 Deccal operasyonu mu Kürt sorunu mu? 01-01-1970 03:00 Eğitim, Toplum Ve İntihar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Ve Kızların Hakkı 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 2 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 1 01-01-1970 03:00 Kelimeler canlanır mı? 01-01-1970 03:00 Kavimler neden helak oldular? 01-01-1970 03:00 Ene ve nefsin serüveni 01-01-1970 03:00 Amerika’yı sömürmek… 01-01-1970 03:00 "mahşeri gördüm" 01-01-1970 03:00 Küre-i Arz Konuşunca... 01-01-1970 03:00 Kim ayvayı yiyecek? 01-01-1970 03:00 Baba mı dediniz? 01-01-1970 03:00 Hangi rejim? 01-01-1970 03:00 Bir Çıkmazın Anatomisi 01-01-1970 03:00 Hayal hakikat arası bir şey 01-01-1970 03:00 Zindandaki delik 01-01-1970 03:00 Yumurta idaresi 01-01-1970 03:00 Hain Köpek 01-01-1970 03:00 Bireyin gücü mü cemiyetin gücü mü? 01-01-1970 03:00 Acıdan söz et bana 01-01-1970 03:00 Bu film burda bitmez 01-01-1970 03:00 Demokratik yağmurlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Net ve TOKİ sürecinde almamız gereken ders 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa Veya Mü’min’in Yitik Malları 01-01-1970 03:00 Kaymakamların rolü ve Anadolu Mayası 01-01-1970 03:00 Kaymakamlar Geçidi 01-01-1970 03:00 Düşman içimizde… 01-01-1970 03:00 Kördüğüm Bir Dünya… 01-01-1970 03:00 Yansın Tahrir Meydanı 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum 01-01-1970 03:00 Mahkum adam nasıl hür adam olur? 01-01-1970 03:00 “Hür Adam”la açılan ufuklar… 01-01-1970 03:00 "Yarab hayretimi arttır" 01-01-1970 03:00 Her şey 'kün' de saklı 01-01-1970 03:00 Eyvah Amerika'yı kızdırdık 01-01-1970 03:00 Asrın en büyük eğitim yanlışı 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 2 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 01-01-1970 03:00 Haritaya dikkat! 01-01-1970 03:00 Devlet ve Ramazan Bayramı 01-01-1970 03:00 Onlar rahmete uçtu ya bize ne olacak? 01-01-1970 03:00 Perde gerisine bakalım bence… 01-01-1970 03:00 En büyük buluşma 01-01-1970 03:00 Yıkılmayan duvarlar (Mutluluğa yolculuk-2) 01-01-1970 03:00 Heni en lekum (Mutluluğa yolculuk) 01-01-1970 03:00 Asya'nın bahtına saplandım 2 01-01-1970 03:00 Şahin Bakışlı adam 01-01-1970 03:00 Hesaplanmayan Hesap 01-01-1970 03:00 Dağdan iniş… 01-01-1970 03:00 Cennette futbol var mı 01-01-1970 03:00 Gerçeğin çizgileri ve bir Ceylan 01-01-1970 03:00 Bayramlar Ve Bazı Adetlerimiz 01-01-1970 03:00 Irmak Ummanda Boğulur 01-01-1970 03:00 Tahrik,yara ve kontr hareketler. 01-01-1970 03:00 Cüruf’a Dikkat 01-01-1970 03:00 Ham Çarık Ve Kıl Çorap 01-01-1970 03:00 Uygun Adım 01-01-1970 03:00 Şimdi Jari Zamanı 01-01-1970 03:00 Ve yeni valimiz... 01-01-1970 03:00