SÖZ

Sabri Altun

21-01-2015 13:33

Bu gün “söz”lerle başımız derde girmişken, ortalıkta dolaşan alçakca sözlerin bir toplumu nasıl uçuruma doğru sürüklediğini izlerken,sayın Valimizin de Karmkuk suyu için cemaat yapıp geleneksel bir yolla davayı çözmeye çalışırken,muhatapların devleti,kanunu dinlemediğini,şimdide cemaati de dinlemek niyetinde olmadığını duyduğumuz (eğer doğrusa tabi…) fiiller ortalıkta dolaşırken,şeytanlaşmış insanların hala ortalığı karıştırdığını görürken. ”darbe insanı öldürmez,tahrik edici sözler insanı öldürür” atasözünü hatırlatırcasına,şeytanın kulağıma fısıldadığı ve benim dinlemek ve dahi dillendirmek istemediğim tahrik edici bir sözü asla söylemek istemezken,”söz namustur” hakikatından “su da namustur” teoremini ıspatlamaya çalışan ,hala eskiye takılmış bir zihniyete tuz biber olsun diye sözü bir “söz”’e bırakıyorum.

 

 

SÖZ

 

Sözden söze mana yol bulup giderken… Sözün eğrisinden dost feryat ederken... Günlerin asırlara, sözlerin ­savaşlara gebe olduğunu görürken…

“Söz ola kestire başı

Söz ol bitire savaşı”

Hengâmesinde nice nice sözlerin nelere kadir olduğunu düşünürken, kulaklarımıza bir söz fısıldanır. O söz kimi yerde bir tarih değiştirir. Kimi yerde hayata hayat katar, kimi yerde hayatları katleder.

Ve işte bir söz fısıldanır Hüso Ağa’nın kulağına, Hüso Ağa da önce titremeye başlar, kalbinde fırtınalar koparken yüzünde hiçbir şey olmamış gibi bir durgunluk hükmeder. Oysa Hüso Ağa’nın içindeki korkunç fırtına bütün haşmetiyle Hüso Ağa’nın hanımı Güllü hatunun yüzünde belirir. Güllü hatun olduğu yere çöker. Adeta dizlerinin bağı çözülmüştür, karnındaki bebeğinin tekmeleri birer balyoz gibi karnını döverken, sanki beynini dövüyormuş gibi zonklar. Gözündeki ışıltı birden bire sonsuza kadar kaybolur.

O kocasını çok iyi tanıyordu. Yıllardır onun bütün yönlerini iyi ezberlemişti.

“Hüso bu sözün altında asla kalmaz.” Diye içinde geçirdi, artık onun için tek, bir kurtuluş vardı… Babasının evine kaçmak…

Hüso ağa o gece yatmaz. Sabaha kadar düşünür kendisini bir mengenede sanıyor, nefesi daralıyor, tonlarca ağırlığını altında ezilmiş gibi hissediyordu.

Bir söz insanı bu kadar etkiler mi? “Hayır hayır! Bu bir söz değil. Bir iftira. Hem de ağır bir iftira.”

Hüso bilinen manada bir ağa değildi. Ama köyün ileri geleni sayılırdı. Biraz variyeti biraz zorbalığı olduğu için kendisine ağa diyorlardı. Zaten kendiside ağalık taslamazdı. Ama ağırlığını da hissettirmek isterdi. Yeri geldiğinde cömert olduğu gibi yeri geldiğindeki dünyanın en büyük zalimi kesilirdi.

Ona karşı çıkanı asla af etmezdi. Çoğu kere düşmanları evini yurdunu bırakıp, Hüso Ağanın şerrinden kaçmak zorunda kalırlardı.

Avgurı da onlardan biriydi. Avgurı’nın harmanını yakmış bütün tarlasını bozmuş, evini de yakacağını söylemiş ve Avgurı mecburen çoluk çocuğuyla köyü terk etmek zorunda kalmıştı. Hüso ağa, Avgurı’nın gittiği gece evini de yakmış ve hızını alamayarak Avgurıya bir elçi göndererek; “Biz insanın evinin böyle harabeye döndürürüz.”

Sözün sözü doğuracağını, hesaplamadan söylenen bu söz… Avgurınında taşmasına, köşeyi sıkışmış kedi misali aslan kesilmesine neden olmuştu. Hüso ağaya gücü yetmemişti. Ama sözün altında da kalacak değildi. Öyle bir söz söyledi ki Hüso ağanın hayatını cehenneme döndürmüştü. Ona öyle bir cevap vermişti ki, onu can evinden vurmuştu.

Hüso ağa çaresizlik girdabındadır. Hüso ağa sabah ezanıyla birlikte kendini toparlayarak “Erkek dediğin şerefi için ölmeyi bilmeli. Kendini artık bundan itibaren yok saymalıyım.” diyerek odasından dışarı çıkar. Hanımının yattığı odaya bakar ki hanımı yoktur. “Allah kahretsin. Babasına kaçtı ha! Şimdi bir kat daha yıkıldım işte!”

Evet bir kat daha yıkılmıştı. Artık Avgur sözünü boşa söylememiş diyecekler.

Bir an durakladı. Başını avuçları arasına alıp düşünmeye başladı. Karısına güveniyordu. Ama el’e ne diyecekti.

Olacaklar olmalıydı.

Bir süre sonra ayağa kalktı. Ve dışarı çıktı. Hami Hüsenin evinin önünde durup kapıyı tıklattı. Tan yeri henüz ağarıyordu.

- Kimdi?

- Benim Hüso.

- ....

- Ham kapıyı açıp

- Hayrola Hüso

- Hiç bir şey sorma elbiselerini giy. Seninle bir yer gideceğiz.

Hami Hüse ağzı laf yapan birisiydi. Civar köylerde sözü geçerliydi. Bir yerde bir cemaat yapılsa onu da mutlaka çağırırlardı.           

- Hüso onun itibarını kullanarak karısını tekrar almaya gidecekti.      

Yolda karısının korkup kaçtığını halbuki hiç bir şey yapmayacağını söyleyerek Hamo’yu ikna edip karısının köyüne gittiler.

* * *

- Bak anneciğim ben onu iyi tanırım. Beni    tekrar göndermeyin. Eğer gidersem kesinlikle beni öldürür. Hiçbir şey yapmadığını bile bile sadece gururu için beni katleder.

- Dinle kızım Hüso ağır yeminler ediyor. Hem Hami hüseyi’de getirmiş. Hami hüse böyle bir şeye alet olmaz. Ayrıca bende seninle geleceğim. Bir kaç gün yanında kalacağım. Zerre kadar bir şey hissedersem seni geri getiririm. “Ama anne!..” Güllü hatun kocasının karşısına geçince Hüso ağa:

- Sen deli misin? Yoksa manyak mısın? Ben bir soytarının sözüne inanıp sana zarar verir miyim? Şunu unutmam ki: ‘İt ürür kervan yürür.”

Daha bir sürü söz söyleyerek Güllü hatunu ikna edip yola çıktılar. Çay boyunca yol alıyorlardı. Artık köylerinin hizasına gelmişlerdi. Hüso ağa Güllüye yaklaşıp samimi bir şekilde konuşmaya başladı. Çünkü Hüso’nun sırtındaki mavzere gözü iliştikçe bütün vücudu titriyordu. Zaten 7 aylık gebeydi. Zor yürüyordu.

Bir de korku saldı mı dizleri daha da ağırlaşıyordu. Hami Hüse ile Güllü’nün annesi karı koca arasına girmeyelim belki söyledik sözleri vardır diyerek biraz ilerlediler. Bir ara öyle dalmışlardı ki tamamen gözden kaybolmuşlardı.

İşte ne olduysa o an oldu...

Bir mavzer pat­ladı, canhıraş bir feryat ve fırtınanın kopması...

Dağlardan silahın yankısıyla Şirfin deresin­den bir ağıt yükselir arşa, sonra taş olur mızrak olur düşer annenin üzerine; yüreği parçalanır ve annenin dudaklarından çığlıklar yükselir.

Manzara dehşet vericidir.

“Nasıl kıydın ceylanıma. Nasıl kopardın gonca gülümü? Karnındaki bebesine de mi acımadın. Bakın bakın kolu çıkmış bebeğin.Oy Oy! Ben ölem ben ölem!”

Sarılır anne kanlar içindeki cansız kızına. Delik karnından çıkan bebeğin elini yüzüne sürer. Kızını göğsüne yaslayıp arşı alaya figan eder. Melekler kulaklarını tıkar. Sema görmemek için kara bir bulut perdesini çeker gök­yüzüne, rüzgar öylesine hızlı eser ki ağaçlar secdeye kapanır. Dağ­lardan uğultu, Şirfin çayında çalkantı başlar. Hami Hüse başını avuçları arasına alıp olduğu yere çökerken, Hüso ağa Avgurı’nın gittiği köyün yolunu tutar. Gözleri kan çanağına dönmüş. Beyninde sadece Avgurı’nın Söz’ü zonklar. Her düşündükçe bir yılan olup ruhunu ısırır. Tek hedef Avgur’dır. Avgurı ALTI kişilik bir gurupla tarlada ırgatlık yapıyordu. Mola vermişlerdi su testisini kafasına dikip içtikten sonra indireceği an Hüso ağanın mavzerinin kanlı de­miriyle karşılaşır. Mav­zerin deliğinde sonsuz bir karanlık hükmetmektedir. Namluda alevler fışkırırken dudaklarında Hüso ağaya söylediği söz fısıldanır. “Sende yatağına hangi gözle bakacaksın”

Not: Hüso ağanın ne olduğunu sormayın. Onu vicdanıyla baş başa bırakıyorum.


DİĞER YAZILARI Bebeklerin Gücü.... 01-01-1970 03:00 Devletin inisiyatif gücü 01-01-1970 03:00 “Vurun kahpeye” 01-01-1970 03:00 Ormanda 15 Temmuz 01-01-1970 03:00 Orantısız Kavgalar 01-01-1970 03:00 Orman'da Yeni Düzen! 01-01-1970 03:00 Pralamenter sistem aslında ne demek 01-01-1970 03:00 Bir eseri hiddet… 01-01-1970 03:00 Küffara giden dualarımız. 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Ve Bir Öneri! 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve parlamenterler sistem 01-01-1970 03:00 Panama Leaks ve Bediüzzaman 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum. 01-01-1970 03:00 Bir Devrin Anatomisi 01-01-1970 03:00 İnsanları idare edenlerin gözünü kan bürümüş. 01-01-1970 03:00 Ayrık otları ve yaşlı kadınlar 01-01-1970 03:00 Müslümanlar savaşıyor. 01-01-1970 03:00 Sınırı olmayacak… 01-01-1970 03:00 Alın o sapıkları başınıza çalın 01-01-1970 03:00 Allah rızasını düşünen üçüncü şahıslara duyurulur 01-01-1970 03:00 Dilimizi yüreğimizle güçlendirmek… 01-01-1970 03:00 Milenyum nesli ve tenha siyaset 01-01-1970 03:00 Neden Mustafa Bulut… 01-01-1970 03:00 Batının gücü nerden geliyor 01-01-1970 03:00 Sineklerin kartallalra savaşı… 01-01-1970 03:00 Ucb’un böylesi… 01-01-1970 03:00 Kavgayla gelen bir mecburiyet 01-01-1970 03:00 İsrail'in muvaffakiyeti, Müslümanların muvaffakiyetsizliği 01-01-1970 03:00 Kutsal mekânlar hapishane gibi 01-01-1970 03:00 Her karışı Peygamber kokuyor 01-01-1970 03:00 Kudüs Gezisi 01-01-1970 03:00 Hiç büyümeseydim 01-01-1970 03:00 Olimpiyatları alsak ne yazar? 01-01-1970 03:00 Dağ tepeye, tepe kuma dönmesin… 01-01-1970 03:00 Mağlubiyetin sırrı 01-01-1970 03:00 SBS'deki başarının çarpıcı öyküsü. 01-01-1970 03:00 Ey menhus ruh artık titre 01-01-1970 03:00 İftar çadırı ve nesli ati 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve gezi hareketi 01-01-1970 03:00 Belki Garip, Ama Bir Öz Eleştiri 01-01-1970 03:00 Son Osmanlıya son saldırı… 01-01-1970 03:00 Kadınlık onuru 01-01-1970 03:00 Dehlizlerdeki sahte kahramanlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Türkiye’ye sığmıyor. 01-01-1970 03:00 Hangisi daha tehlikeli? 01-01-1970 03:00 Biz Ne Olacağız? 01-01-1970 03:00 Takdir ve İhanet 01-01-1970 03:00 Ne idik, ne olacağız? 01-01-1970 03:00 Mustafa Şahin 01-01-1970 03:00 Bir Liderin Doğuşu 01-01-1970 03:00 Yaşayan Efsane,Reis Yaylagül 01-01-1970 03:00 Mahmut Şahin 01-01-1970 03:00 Toplumsal refleksler 01-01-1970 03:00 Sükût Ediyorum 01-01-1970 03:00 Gelemeyen Bahar 01-01-1970 03:00 Herkes işine Baksın... 01-01-1970 03:00 Suçlu Benim 01-01-1970 03:00 Ormanın Tarihi Yeniden Yazılıyor 01-01-1970 03:00 Baykuş’un Gözleri 01-01-1970 03:00 Bir Masalım Var 01-01-1970 03:00 Deccal operasyonu mu Kürt sorunu mu? 01-01-1970 03:00 Eğitim, Toplum Ve İntihar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Ve Kızların Hakkı 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 2 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 1 01-01-1970 03:00 Kelimeler canlanır mı? 01-01-1970 03:00 Kavimler neden helak oldular? 01-01-1970 03:00 Ene ve nefsin serüveni 01-01-1970 03:00 Amerika’yı sömürmek… 01-01-1970 03:00 "mahşeri gördüm" 01-01-1970 03:00 Küre-i Arz Konuşunca... 01-01-1970 03:00 Kim ayvayı yiyecek? 01-01-1970 03:00 Baba mı dediniz? 01-01-1970 03:00 Hangi rejim? 01-01-1970 03:00 Bir Çıkmazın Anatomisi 01-01-1970 03:00 Hayal hakikat arası bir şey 01-01-1970 03:00 Zindandaki delik 01-01-1970 03:00 Yumurta idaresi 01-01-1970 03:00 Hain Köpek 01-01-1970 03:00 Bireyin gücü mü cemiyetin gücü mü? 01-01-1970 03:00 Acıdan söz et bana 01-01-1970 03:00 Bu film burda bitmez 01-01-1970 03:00 Demokratik yağmurlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Net ve TOKİ sürecinde almamız gereken ders 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa Veya Mü’min’in Yitik Malları 01-01-1970 03:00 Kaymakamların rolü ve Anadolu Mayası 01-01-1970 03:00 Kaymakamlar Geçidi 01-01-1970 03:00 Düşman içimizde… 01-01-1970 03:00 Kördüğüm Bir Dünya… 01-01-1970 03:00 Yansın Tahrir Meydanı 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum 01-01-1970 03:00 Mahkum adam nasıl hür adam olur? 01-01-1970 03:00 “Hür Adam”la açılan ufuklar… 01-01-1970 03:00 "Yarab hayretimi arttır" 01-01-1970 03:00 Her şey 'kün' de saklı 01-01-1970 03:00 Eyvah Amerika'yı kızdırdık 01-01-1970 03:00 Asrın en büyük eğitim yanlışı 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 2 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 01-01-1970 03:00 Haritaya dikkat! 01-01-1970 03:00 Devlet ve Ramazan Bayramı 01-01-1970 03:00 Onlar rahmete uçtu ya bize ne olacak? 01-01-1970 03:00 Perde gerisine bakalım bence… 01-01-1970 03:00 En büyük buluşma 01-01-1970 03:00 Yıkılmayan duvarlar (Mutluluğa yolculuk-2) 01-01-1970 03:00 Heni en lekum (Mutluluğa yolculuk) 01-01-1970 03:00 Asya'nın bahtına saplandım 2 01-01-1970 03:00 Şahin Bakışlı adam 01-01-1970 03:00 Hesaplanmayan Hesap 01-01-1970 03:00 Dağdan iniş… 01-01-1970 03:00 Cennette futbol var mı 01-01-1970 03:00 Gerçeğin çizgileri ve bir Ceylan 01-01-1970 03:00 Bayramlar Ve Bazı Adetlerimiz 01-01-1970 03:00 Irmak Ummanda Boğulur 01-01-1970 03:00 Tahrik,yara ve kontr hareketler. 01-01-1970 03:00 Cüruf’a Dikkat 01-01-1970 03:00 Ham Çarık Ve Kıl Çorap 01-01-1970 03:00 Uygun Adım 01-01-1970 03:00 Şimdi Jari Zamanı 01-01-1970 03:00 Ve yeni valimiz... 01-01-1970 03:00