Pralamenter sistem aslında ne demek

Sabri Altun

13-02-2017 10:02

Siz hiç şöyle durup gerisin geriye baktınız mı?

Geçen yüzyıl ülkemizdeki yaşanan siyasi çalkantılara nazarınızı gezdirdiniz mi?

Yaklaşık 1950'ye kadar tek parti sistemi varken 50'den sonra çok partili sisteme geçildi.

Bu geçiş hepimiz tarafında hayra alamet olarak görülür.

Zira ülke, beşerin bulduğu en büyük (!) ve de modern (!) sistem olan demokrasiyle tanışmış ve o yolda ilerlemeye başlamıştı.

O zamana kadar ülke Atatürk diktatörlüğünden, milli şef diktatörlüğüne devşirilmiş, rejimin oturması adına büyük zulümler işlenmiş, ülke mazlumların kanıyla yıkanmıştı.

Çok partili sistem ise tam bir can simidi olmuştu.

Buraya kadar öyle sanıyorumki hepimizin hem fikir olduğu, böyle yüzeysel bakıldığında çok iyi bir sonuca varıldığı kabul görmektedir.

Meğerki can alıcı nokta işte tam burasıymış…

Şöyle düşünün; Ülke o günden sonra dört temayüle bölündü.

Bu öyle bir bölünme idi ki asla bir daha bu ülkenin halkı memlekettin gerçek çıkarları için bir araya gelmeyecektir.

Birisinin ak dediğine diğeri siyah diyecektir.

Çünkü milletin genlerine siyasi ayrılık tohumları ekildi.

Siyasetin çirkin yüzü bütün ülkeyi kaplamaya başladı.

Artık takım tutar gibi parti tutulmaya başlandı.

Bir de her ihtimale karşı herhangi bir sıçramayı önlemek için ülke bütün olarak bir rendeleme sistemine girdi.

Ne zamanki bir parti azıcık öne çıksa ve de milli değerler doğrultusunda bir adım atsa derhal önü kesilip paçavra gibi dağıtılır oldu.

Sonra araya sağ-sol diye bir şeyler girdi.

(60 ihtilalından sonra bizzat kraliçe Elizabeth eliyle ülkeye ekilen tohumlar…)

Sonra komünistler girdi.

Sonra ülkücüler girdi.

Derken Kürtçüler de sıraya girdi.

Alevilik ve Sünnilik de ayrıca kazanda hep servis anını bekledi.

Müteakiben cemaatler oluştu.

Her cemaat diğer cemaati kötüleyerek yer edinmeye başladı.

Ardından bir curcuna, bir vaveyla, yüksek tonda çığlıklar ve en geride kahkahalar yükseldi.

Artık bu ülkede asla kısa, orta ve uzun vade kalkınma, ekonomik hiçbir hamle yapılamaz oldu.

Dört yıllık iktidarlar ve koalisyon kavgaları başladı.

(Ülke şehirlerin kaldırımları gibi her yeni belediye başkanı tarafından yıkıp yeniden yapılmaya başlandığı misali her iktidar farklı hamleler denedi sonuç alınmadan iktidarlar değişti.)

Sağ-sol, şucu-bucu, dindar-komünist, muhafazakâr-laik, Kürt-Türk, alevi-sünni, gerici-illerici gibi onlarca zıtlıklar dünyasında büyüyen çocuklar, kin ve öfke ile birbirlerine bakar oldular.

Bununla da kalmadı, sağcılar kendi aralarında birbirlerine öfke kusan söylemlerle ayrılırken, aynı kaynaktan beslenen cemaatler de onlarca guruplara ayrıldılar.

Solcular ise saymakla bitmeyecek kadar parçalara bölündüler.

Marksist, Leninist, Maocu, devgenç, ateist, laik, ulusalcı gibi…

Şimdi siz söyleyin artık bu millet bu şartlarda asla bir araya gelebilir mi?

Peki, bu neden böyle oldu?

Bunun cevabını bulmak için bence 1950'lerde Bediüzzaman hazretlerinin yaptığı, manevi bir ihtar sonucu gelen bir uyarıyı incelemek gerekecektir.

Yaklaşık kırk senelik bir inzivadan sonra manevi bir ihtar gereği siyasete bir yüzünü çeviriyor ki ne görsün.

Dehşet bir tehlike ülkeyi bekliyor.

Dünyayı idare eden zındıka komiteleri Türkiye’yi paçavraya çevirecek bir atmosfere itiyorlar.

“Kırk seneye yakın siyaseti terk ettiğimden ve ekser hayatım bir neviinzivada geçtiğinden, hayat-ı içtimaiye ve siyasiye ile meşgul olmadığımdan, büyük bir tehlikeyi göremiyordum. Bugünlerde o tehlikenin hem millet-i İslâmiyeye ve hem de bu memleket ve hükûmet-i İslâmiyeye büyük bir zarar vermeye zemin hazırlamakta olduğunu hissettim. Mecburiyetle, İslâmiyet milliyeti ve hâkimiyeti ve memleketin selâmeti için çalışan ehl-i siyaset ve cemiyet-i beşeriyeye hamiyetle çalışanlar için bana mânevî bir ihtar edildiğinden Üç Noktayı beyan edeceğim.(Emirdağ Lahikası, 89)

Bu mektuba yayınlanışından bu güne geçen 60 yıllık yaşananların tecrübesiyle baktığımızda, ancak Bediüzzaman hazretlerinin ne demek istediğini anlayabiliyoruz.

Çünkü o uyarıdan sonradır ki ülkede yukarda anlatmaya çalıştığım çıkmazlar başlamış.

Zira Bediüzzaman’ın aslında  ne demek istediği anlaşılmamış.

Evet, bu mektubu incelerseniz şunu görürsünüz ki; ülkemizde oturtulmak istenen (ta o zaman) demokrasi ve daha da güncelleştirirsek parlamenter sistem, "Beşerin vahşet ve bedevîlik zamanlarındaki bir kanun-u esasîsine, medeniyet namına dine hücum edenler, irtica ile o vahşete ve bedevîliğe dönüyorlar.”

“Beşerin selâmet, adalet ve sulh-ü umumîsini mahveden o dehşetli vahşiyane kanun-u esasî, şimdi bizim bu biçare memleketimize girmek istiyor.”

O kanun-u esasinin birinci ayağı ise;” Garazkârâne ve anûdâne particilik gibi bazı cereyanları aşılamaya başlaması gibi bir ihtilâf görülüyor.”(age)

*

Sözü fazla uzatmadan bu mektuptan çıkarttığım birkaç tespiti yapıp geri kalanını ehli akıl ve siyasilere havale ediyorum:

Bu memlekette en kötü zamanlarda bile, ehli İslamiyet, hamiyet-i diniye ve kuvvet-i imaniye ile mücehhez hamiyetperverler vardır.

Bunların gayesi millet-i islamiyeyi ihya edip bir hükümet-i islamiyeyi kurup bütün İslam alemini arkasına alıp yekvücut yaparak İslamları Avrupanın dilenciliğinden kurtarmaktır.

Bu potansiyel her zaman batıyı ürkütmüştür.

Öyle ise bu potansiyeli etkisiz hale getirmek gerekir.

İşte bunun için ülkemizde zındıka komiteleri, çağdaş-modern bir kılıf içinde demokrasi dedikleri aslında içinde tamamen eski çağların insan öğüten ve birbirine düşman kılan bir sistemi yerleştiriken, ehli hamiyetin sesini tamamen kesmek için gericilikle yobazlıkla itham ettiler.

Ve öyle bir algıyla yerleştirdiler ki en ilkel sistemi bize en modern sistem olarak yutturdular.

Bu öyle bir aldatmacadır ki, demokrasi ismi altında kendileri tam bir monarşi ile idare edilirken dünyaya da Bediüzzaman'ın tabiri ile "beşerin selamet, adalet ve sulh-u umumisini mahveden dehşetli, vahşiyane bir kanun-u esasiyi" yutturdular. Bu sistemle insanları birbirine düşürüp istedikleri ülkeye müdahale etmeyi meşrulaştırdılar.

Böylece bütün dünyanın dizginlerini ele geçirdiler.

İşte Bediüzzaman hazretleri yaklaşık 65 sene önce bu durumu keşfetti ve ta o zaman parlamenterler sisteme böyle şifreli bir şekilde karşı çıktı. 

Şu bir gerçek ki büyük reformları muktedir iktidarlar gerçekleştirir.

Parlamenter sistemlerde ise hiç bir zaman muktedir iktidarlar çıkmamıştır.

Türkiye ve üçüncü dünya ülkeleri buna şahttir.

Bütün siyasilerin kulakları çınlasın.

Kaynak: Bediüzzaman ve parlamenter sistem

DİĞER YAZILARI Bebeklerin Gücü.... 01-01-1970 03:00 Devletin inisiyatif gücü 01-01-1970 03:00 “Vurun kahpeye” 01-01-1970 03:00 Ormanda 15 Temmuz 01-01-1970 03:00 Orantısız Kavgalar 01-01-1970 03:00 Orman'da Yeni Düzen! 01-01-1970 03:00 Bir eseri hiddet… 01-01-1970 03:00 Küffara giden dualarımız. 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Ve Bir Öneri! 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve parlamenterler sistem 01-01-1970 03:00 Panama Leaks ve Bediüzzaman 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum. 01-01-1970 03:00 Bir Devrin Anatomisi 01-01-1970 03:00 İnsanları idare edenlerin gözünü kan bürümüş. 01-01-1970 03:00 Ayrık otları ve yaşlı kadınlar 01-01-1970 03:00 Müslümanlar savaşıyor. 01-01-1970 03:00 Sınırı olmayacak… 01-01-1970 03:00 Alın o sapıkları başınıza çalın 01-01-1970 03:00 SÖZ 01-01-1970 03:00 Allah rızasını düşünen üçüncü şahıslara duyurulur 01-01-1970 03:00 Dilimizi yüreğimizle güçlendirmek… 01-01-1970 03:00 Milenyum nesli ve tenha siyaset 01-01-1970 03:00 Neden Mustafa Bulut… 01-01-1970 03:00 Batının gücü nerden geliyor 01-01-1970 03:00 Sineklerin kartallalra savaşı… 01-01-1970 03:00 Ucb’un böylesi… 01-01-1970 03:00 Kavgayla gelen bir mecburiyet 01-01-1970 03:00 İsrail'in muvaffakiyeti, Müslümanların muvaffakiyetsizliği 01-01-1970 03:00 Kutsal mekânlar hapishane gibi 01-01-1970 03:00 Her karışı Peygamber kokuyor 01-01-1970 03:00 Kudüs Gezisi 01-01-1970 03:00 Hiç büyümeseydim 01-01-1970 03:00 Olimpiyatları alsak ne yazar? 01-01-1970 03:00 Dağ tepeye, tepe kuma dönmesin… 01-01-1970 03:00 Mağlubiyetin sırrı 01-01-1970 03:00 SBS'deki başarının çarpıcı öyküsü. 01-01-1970 03:00 Ey menhus ruh artık titre 01-01-1970 03:00 İftar çadırı ve nesli ati 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve gezi hareketi 01-01-1970 03:00 Belki Garip, Ama Bir Öz Eleştiri 01-01-1970 03:00 Son Osmanlıya son saldırı… 01-01-1970 03:00 Kadınlık onuru 01-01-1970 03:00 Dehlizlerdeki sahte kahramanlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Türkiye’ye sığmıyor. 01-01-1970 03:00 Hangisi daha tehlikeli? 01-01-1970 03:00 Biz Ne Olacağız? 01-01-1970 03:00 Takdir ve İhanet 01-01-1970 03:00 Ne idik, ne olacağız? 01-01-1970 03:00 Mustafa Şahin 01-01-1970 03:00 Bir Liderin Doğuşu 01-01-1970 03:00 Yaşayan Efsane,Reis Yaylagül 01-01-1970 03:00 Mahmut Şahin 01-01-1970 03:00 Toplumsal refleksler 01-01-1970 03:00 Sükût Ediyorum 01-01-1970 03:00 Gelemeyen Bahar 01-01-1970 03:00 Herkes işine Baksın... 01-01-1970 03:00 Suçlu Benim 01-01-1970 03:00 Ormanın Tarihi Yeniden Yazılıyor 01-01-1970 03:00 Baykuş’un Gözleri 01-01-1970 03:00 Bir Masalım Var 01-01-1970 03:00 Deccal operasyonu mu Kürt sorunu mu? 01-01-1970 03:00 Eğitim, Toplum Ve İntihar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Ve Kızların Hakkı 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 2 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 1 01-01-1970 03:00 Kelimeler canlanır mı? 01-01-1970 03:00 Kavimler neden helak oldular? 01-01-1970 03:00 Ene ve nefsin serüveni 01-01-1970 03:00 Amerika’yı sömürmek… 01-01-1970 03:00 "mahşeri gördüm" 01-01-1970 03:00 Küre-i Arz Konuşunca... 01-01-1970 03:00 Kim ayvayı yiyecek? 01-01-1970 03:00 Baba mı dediniz? 01-01-1970 03:00 Hangi rejim? 01-01-1970 03:00 Bir Çıkmazın Anatomisi 01-01-1970 03:00 Hayal hakikat arası bir şey 01-01-1970 03:00 Zindandaki delik 01-01-1970 03:00 Yumurta idaresi 01-01-1970 03:00 Hain Köpek 01-01-1970 03:00 Bireyin gücü mü cemiyetin gücü mü? 01-01-1970 03:00 Acıdan söz et bana 01-01-1970 03:00 Bu film burda bitmez 01-01-1970 03:00 Demokratik yağmurlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Net ve TOKİ sürecinde almamız gereken ders 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa Veya Mü’min’in Yitik Malları 01-01-1970 03:00 Kaymakamların rolü ve Anadolu Mayası 01-01-1970 03:00 Kaymakamlar Geçidi 01-01-1970 03:00 Düşman içimizde… 01-01-1970 03:00 Kördüğüm Bir Dünya… 01-01-1970 03:00 Yansın Tahrir Meydanı 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum 01-01-1970 03:00 Mahkum adam nasıl hür adam olur? 01-01-1970 03:00 “Hür Adam”la açılan ufuklar… 01-01-1970 03:00 "Yarab hayretimi arttır" 01-01-1970 03:00 Her şey 'kün' de saklı 01-01-1970 03:00 Eyvah Amerika'yı kızdırdık 01-01-1970 03:00 Asrın en büyük eğitim yanlışı 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 2 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 01-01-1970 03:00 Haritaya dikkat! 01-01-1970 03:00 Devlet ve Ramazan Bayramı 01-01-1970 03:00 Onlar rahmete uçtu ya bize ne olacak? 01-01-1970 03:00 Perde gerisine bakalım bence… 01-01-1970 03:00 En büyük buluşma 01-01-1970 03:00 Yıkılmayan duvarlar (Mutluluğa yolculuk-2) 01-01-1970 03:00 Heni en lekum (Mutluluğa yolculuk) 01-01-1970 03:00 Asya'nın bahtına saplandım 2 01-01-1970 03:00 Şahin Bakışlı adam 01-01-1970 03:00 Hesaplanmayan Hesap 01-01-1970 03:00 Dağdan iniş… 01-01-1970 03:00 Cennette futbol var mı 01-01-1970 03:00 Gerçeğin çizgileri ve bir Ceylan 01-01-1970 03:00 Bayramlar Ve Bazı Adetlerimiz 01-01-1970 03:00 Irmak Ummanda Boğulur 01-01-1970 03:00 Tahrik,yara ve kontr hareketler. 01-01-1970 03:00 Cüruf’a Dikkat 01-01-1970 03:00 Ham Çarık Ve Kıl Çorap 01-01-1970 03:00 Uygun Adım 01-01-1970 03:00 Şimdi Jari Zamanı 01-01-1970 03:00 Ve yeni valimiz... 01-01-1970 03:00