Neden Mustafa Bulut…

Sabri Altun

14-04-2014 15:47

Çünkü Mustafa Bulut’un bu memlekete bir borcu vardır.

Çünkü Mustafa Bulut bu memleketin ümidi iken hayal kırıklığı olmuştu.

Çünkü Mustafa Bulut bu memleketin bastırılmış bir öfkesiydi.

Çünkü Mustafa Bulut ürkek bir toplumun deli dolu sesiydi.

Bitişi de şahlanışı da aynı anda barındırıyordu.

Bir manada iki ayrı kutbun en uç noktalarıdır.

Öyle bir ateş topudur ki kendisini de çevresini de yaktığı gibi etrafında bir soba oluşturulursa bütün memleketi ısıtacak kadar bir enerji barındırıyor.

Aslında bu yakıcılığı kendi kendisini yakıp siyaseten öldürmüştü lakin “kaht-ı rical” yaşanan bir toplumda, bu ateş, bu toplumun son refleksinin can havliyle düştüğü yerden kaldırıp yukarıya en üste taşımasıyla şimdilik son buldu.

*                         *                        *

Siz bu seçimi nasıl okuyorsunuz bilmiyorum ama ben şöyle okuyorum:

Bu memleket bu adama hem öfke kusuyor hem de baş tacı yapıyor.

Öfke kusuyor çünkü yapabileceği çok şeyleri varken çok azını yapmıştı. .

Öfke kusuyor, çünkü ilk defa 2004 te güçlü bir iktidardan yararlanma ruhsatını ona vermişti.

Öfke kusuyor çünkü ilk beş sene sonunda kendisini savunacak doğru dürüst bir açıklama getirmiyordu.

Öfke kusuyor çünkü Çelikhan küçülürken kılını kıpırdatmamıştı. En azında halktaki yansıması öyle gözüküyordu.

Yani “istese yapardı yapmadı” gibi…

Ve işte işin en garip tarafı, bütün bu öfkeye rağmen bir o kadarda seviliyor.

O kadar seviliyor ki siyaseten öldürüp toprağa gömdükleri halde tekrar mezarında kaldırıp en başköşeye oturttular.

Belki dünyada Bulut kadar böylesi aşırı uçlarda oynayan bir lider yoktur.

Belki size garip gelecek ama ben bu seçimde her iki tarafta da Mustafa bulutu gördüm.

Adeta Mustafa Bulut iki ayrı şahsiyete büründü ve seçime girdi.

*                         *                  *

 

Öyle ise Mustafa bulut kazandığı şahsiyete bürünmeli yani muhalefetteki Mustafa Bulut’u orda bırakıp sevilen ve beklentilerle doldurulan Mustafa Bulut olmalı.

Tam bu noktada isterseniz müspet Mustafa Bulut’un bir tahlilini yapalım. Yani bu toplum nasıl bir Mustafa bulut hayal edip oyunu vermiş.

1-En az kırk yıllık siyasi bir geçmişi olan, siyasetin en alt basamağından cesareti ve iradesiyle sürekli yukarı çıkan, siyasi çevresi olan, tecrübeli birikimli biri…

2-Ak Parti hükümetini en iyi tanıyan Ankara’yı bilen çaldığı her kapıdan içeri girebilecek potansiyeli olan ne zaman ne diyeceğini iyi bilen bir siyasetçi…

3-Bürokrasi dilini iyi bilen…

4-Adıyaman siyasetinde ağabey konumunda olan tatlı sert yapısıyla son derece sevilen…

5-Belediyenin 5 tane ayağını en iyi şekilde kullanabilecek tek kişi.(beş ayak şunlardır: Adıyaman bürokrasisi, Adıyaman siyaseti, bölge müdürleri, Ankara bürokrasisi ve siyaseti, belediyenin kendi sınırları)

6-Devlet gücünü en iyi şekilde kullanabilecek, belediyeye gelen kendi payının dışında da belediyeye para aktarabilecek hâlihazırdaki tek şahsiyet.

7-sahipsiz kalan bu memlekete sahiplik yapmak için.

Bu yazdıklarım direk Mustafa Bulut’un şahsını ilgilendiren özelliklerdir.

Birde “neden Mustafa Bulut’un “cevabını almak için son beş yılda yaşananlar bakmak ve toplumumuzun karakterinin incelemek gerekecektir.

Aslında bu yazıyı Mustafa Bulut siyaset sahnesinden çekildikten sonra yazmak isterdim.

Fakat bu son seçimde toplumumuzun gösterdiği semptomlar beni bu manadaki bir yazıyı yazmaya zorladı.

Bu son seçim toplumumuzun maalesef sağlıklı bir zemine oturmadığını gösterdi.

Adeta şizofrenik bir karakter gösterdi.

Aslında bu karakter her seçimde çok az bir şekilde ortaya çıkıyordu.

Ki oda her adayın kendi has çevresi tarafında hissedilebiliyordu.

Çünkü rakip kazansa adeta onların bütün hayat damarlarını kesecek diye bir algı hükmediyordu.

Bu hal ise Çelikhan siyasetinin çok yanlış bir zeminde yeşerdiği içindi.

Ben buna “kötü siyaset” diyordum.

Önce öyle bir hava estirilirdi ki her tarafın çekirdek tabanı işi ölüm kalım meselesine dönüştürüp ölümüne çalışırdı.

Öyle ki seçimin son ayında bütün sokaklar her adayın adamları tarafında ablukaya alınırdı.

Bu seçimde böyle zahiri görüntüler yaşanmadı.

Lakin seçim sonucunda ortaya çıktı ki o sert rüzgârlar kişilerin iç âleminde tezahür etmiş.

Evet, şu an toplum iki ayrı şahsiyete bürünmüştür.

Ve bu iki şahsiyet birbirine yabancı ve düşman halindedir.

Sitemize gelen yorumlar bu tespitimizin açık delilidir.

Bu yorumları görünce inanın ki hayretten hayrete düşüyoruz.

 

 Devam Edecek...

 

 

 

DİĞER YAZILARI Bebeklerin Gücü.... 01-01-1970 03:00 Devletin inisiyatif gücü 01-01-1970 03:00 “Vurun kahpeye” 01-01-1970 03:00 Ormanda 15 Temmuz 01-01-1970 03:00 Orantısız Kavgalar 01-01-1970 03:00 Orman'da Yeni Düzen! 01-01-1970 03:00 Pralamenter sistem aslında ne demek 01-01-1970 03:00 Bir eseri hiddet… 01-01-1970 03:00 Küffara giden dualarımız. 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Ve Bir Öneri! 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve parlamenterler sistem 01-01-1970 03:00 Panama Leaks ve Bediüzzaman 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum. 01-01-1970 03:00 Bir Devrin Anatomisi 01-01-1970 03:00 İnsanları idare edenlerin gözünü kan bürümüş. 01-01-1970 03:00 Ayrık otları ve yaşlı kadınlar 01-01-1970 03:00 Müslümanlar savaşıyor. 01-01-1970 03:00 Sınırı olmayacak… 01-01-1970 03:00 Alın o sapıkları başınıza çalın 01-01-1970 03:00 SÖZ 01-01-1970 03:00 Allah rızasını düşünen üçüncü şahıslara duyurulur 01-01-1970 03:00 Dilimizi yüreğimizle güçlendirmek… 01-01-1970 03:00 Milenyum nesli ve tenha siyaset 01-01-1970 03:00 Batının gücü nerden geliyor 01-01-1970 03:00 Sineklerin kartallalra savaşı… 01-01-1970 03:00 Ucb’un böylesi… 01-01-1970 03:00 Kavgayla gelen bir mecburiyet 01-01-1970 03:00 İsrail'in muvaffakiyeti, Müslümanların muvaffakiyetsizliği 01-01-1970 03:00 Kutsal mekânlar hapishane gibi 01-01-1970 03:00 Her karışı Peygamber kokuyor 01-01-1970 03:00 Kudüs Gezisi 01-01-1970 03:00 Hiç büyümeseydim 01-01-1970 03:00 Olimpiyatları alsak ne yazar? 01-01-1970 03:00 Dağ tepeye, tepe kuma dönmesin… 01-01-1970 03:00 Mağlubiyetin sırrı 01-01-1970 03:00 SBS'deki başarının çarpıcı öyküsü. 01-01-1970 03:00 Ey menhus ruh artık titre 01-01-1970 03:00 İftar çadırı ve nesli ati 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve gezi hareketi 01-01-1970 03:00 Belki Garip, Ama Bir Öz Eleştiri 01-01-1970 03:00 Son Osmanlıya son saldırı… 01-01-1970 03:00 Kadınlık onuru 01-01-1970 03:00 Dehlizlerdeki sahte kahramanlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Türkiye’ye sığmıyor. 01-01-1970 03:00 Hangisi daha tehlikeli? 01-01-1970 03:00 Biz Ne Olacağız? 01-01-1970 03:00 Takdir ve İhanet 01-01-1970 03:00 Ne idik, ne olacağız? 01-01-1970 03:00 Mustafa Şahin 01-01-1970 03:00 Bir Liderin Doğuşu 01-01-1970 03:00 Yaşayan Efsane,Reis Yaylagül 01-01-1970 03:00 Mahmut Şahin 01-01-1970 03:00 Toplumsal refleksler 01-01-1970 03:00 Sükût Ediyorum 01-01-1970 03:00 Gelemeyen Bahar 01-01-1970 03:00 Herkes işine Baksın... 01-01-1970 03:00 Suçlu Benim 01-01-1970 03:00 Ormanın Tarihi Yeniden Yazılıyor 01-01-1970 03:00 Baykuş’un Gözleri 01-01-1970 03:00 Bir Masalım Var 01-01-1970 03:00 Deccal operasyonu mu Kürt sorunu mu? 01-01-1970 03:00 Eğitim, Toplum Ve İntihar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Ve Kızların Hakkı 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 2 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 1 01-01-1970 03:00 Kelimeler canlanır mı? 01-01-1970 03:00 Kavimler neden helak oldular? 01-01-1970 03:00 Ene ve nefsin serüveni 01-01-1970 03:00 Amerika’yı sömürmek… 01-01-1970 03:00 "mahşeri gördüm" 01-01-1970 03:00 Küre-i Arz Konuşunca... 01-01-1970 03:00 Kim ayvayı yiyecek? 01-01-1970 03:00 Baba mı dediniz? 01-01-1970 03:00 Hangi rejim? 01-01-1970 03:00 Bir Çıkmazın Anatomisi 01-01-1970 03:00 Hayal hakikat arası bir şey 01-01-1970 03:00 Zindandaki delik 01-01-1970 03:00 Yumurta idaresi 01-01-1970 03:00 Hain Köpek 01-01-1970 03:00 Bireyin gücü mü cemiyetin gücü mü? 01-01-1970 03:00 Acıdan söz et bana 01-01-1970 03:00 Bu film burda bitmez 01-01-1970 03:00 Demokratik yağmurlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Net ve TOKİ sürecinde almamız gereken ders 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa Veya Mü’min’in Yitik Malları 01-01-1970 03:00 Kaymakamların rolü ve Anadolu Mayası 01-01-1970 03:00 Kaymakamlar Geçidi 01-01-1970 03:00 Düşman içimizde… 01-01-1970 03:00 Kördüğüm Bir Dünya… 01-01-1970 03:00 Yansın Tahrir Meydanı 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum 01-01-1970 03:00 Mahkum adam nasıl hür adam olur? 01-01-1970 03:00 “Hür Adam”la açılan ufuklar… 01-01-1970 03:00 "Yarab hayretimi arttır" 01-01-1970 03:00 Her şey 'kün' de saklı 01-01-1970 03:00 Eyvah Amerika'yı kızdırdık 01-01-1970 03:00 Asrın en büyük eğitim yanlışı 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 2 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 01-01-1970 03:00 Haritaya dikkat! 01-01-1970 03:00 Devlet ve Ramazan Bayramı 01-01-1970 03:00 Onlar rahmete uçtu ya bize ne olacak? 01-01-1970 03:00 Perde gerisine bakalım bence… 01-01-1970 03:00 En büyük buluşma 01-01-1970 03:00 Yıkılmayan duvarlar (Mutluluğa yolculuk-2) 01-01-1970 03:00 Heni en lekum (Mutluluğa yolculuk) 01-01-1970 03:00 Asya'nın bahtına saplandım 2 01-01-1970 03:00 Şahin Bakışlı adam 01-01-1970 03:00 Hesaplanmayan Hesap 01-01-1970 03:00 Dağdan iniş… 01-01-1970 03:00 Cennette futbol var mı 01-01-1970 03:00 Gerçeğin çizgileri ve bir Ceylan 01-01-1970 03:00 Bayramlar Ve Bazı Adetlerimiz 01-01-1970 03:00 Irmak Ummanda Boğulur 01-01-1970 03:00 Tahrik,yara ve kontr hareketler. 01-01-1970 03:00 Cüruf’a Dikkat 01-01-1970 03:00 Ham Çarık Ve Kıl Çorap 01-01-1970 03:00 Uygun Adım 01-01-1970 03:00 Şimdi Jari Zamanı 01-01-1970 03:00 Ve yeni valimiz... 01-01-1970 03:00