Mahkum adam nasıl hür adam olur?

Sabri Altun

12-01-2011 10:13

Garip duygular sarmıştı beni.
Üç devrin atmosferini, farklı dünyaların gelgitlerini üç saat’te yaşamış, hüzünle mutluluk arası bir Araf’ta kalmış gibiydim.
 Ailece geldiğimiz "Hür Adam" filmini izlemiş, eve doğru gidiyorduk.
Her şeye rağmen hasretle ve muhabbetle özlediğim üstadımın yanında geldiğimin hissine kapılmıştım.
Çocukluğumdan beride bir sinema takipçisiydim.
Hemen hemen vizyona giren tüm kayda değer filmleri mutlaka seyreden bir sinema hayranıydım.
Minyeli Abdullah filminden bu yana da ne zaman bir sinemada film seyretmeye başlamışsam ilk evvela aklıma "Beddiüzzzaman" filmi gelir.
"Keşke Üstadın filmini de bir gün böyle seyredebilseydim "diye iştiyakla arzulardım.
Fakat her seferinde de içimi bir burukluk sarar "asla Üstadın gerçek manada bir filmi yapılamaz" diye de hayıflanırdım.
Taki "Avatar"ı izleyene kadar.
Avatar'ı izledikten sonra içimdeki tüm burukluk gitmiş "bu teknikle üstadın filmi yapılabilir" diye içten içe sevinmiştim.
Evet şimdi ise bir bediüzzaman’ın filmini seyretmiş sanki onunla hasret gidermiş,biraz mutluluk biraz hüzün ve birazda buruklukla birlikte karmaşık duygularla kendi dünyama doğru gidiyordum.
*                      *                   *
Sinemayı her zaman farklı kılan en önemli unsurların başında; dram, destan ve mistizm gelir.
İnsanlara farklı atmosferler ve mekânlar sunmak zorundasınız.
Bir hikâyede bu unsurlar ne kadar çoksa o kadar başarı sağlanır.
Bediüzzaman’da bunların hepsi fazlasıyla mevcuttur.
Hayatının her karesi bir destan...
Çocukluğunda zamanın tüm eğitim sistemlerine karşı çıkışı mı bir destan değil?
İstanbul'da devrin en büyük âlimlerini çaresiz bırakışımı bir destan değil?
Meşrutiyetin ilanından sonra, kitleleri hizaya getiren nutukları ve tüm doğuya hürriyeti şeriat adına telkin etmesi mi bir destan değil?
Hele birinci cihan harbinde Van'da, Pasinler'de, Bitlis'te, Ermeni ve Ruslara karşı gösterdiği muhteşem direnişi mi bir destan değil?
Rusya'da esarette iken İstanbula kadar süren meçhul firarı mı destan değil?
İstanbul işgal altında iken İngilizlerin hayâsız yüzüne tükürüşü mü destan değil?
Cumhuriyetin ikinci meclisinden sonraki “din öldürülecektir” kararına karşı tek başına kur’an’ın ve namazın hukukunu muhafaza etme şahameti mi destan değildir?
Hele Barla'da zamanın en avam topluluğunu en şuurlu ve aydın bir hale getirip asırlara hitap eden Risale_i nur üniversitesini kurması mı destan değildir?
Birde fikir cephesinde tüm zamanların birikmiş firavuniyet düşüncelerini “ekbeki küpekadan” daha aşağı bir seviyeye düşürmesi mi bir destan değildir? 
Evet, hayatının her anı sırlarla dolu,her iki dünyayı birden hissedebilen,18 bin âlemi müşahede eden,mana ve madde arasında Kayyumiyet hakikatini ilmel yakinden, hakkal yakine kadar net gören ve gösteren "Ferdiyet makamına" sahip bir mürşitten bahsediyoruz.
Ve bu mürşidin filminden…
Dolayısıyla bu zaviyeden bakılınca akla şu soru geliyor;
Acaba var olan tüm sinema teknikleri kullanılsa bu insanın gerçek mahiyeti anlatılabilir mi?
 
Hidayet nurunun bir deniz gibi tüm âlemi kuşattığı böyle bir zatın gerçek mahiyetini bir sinema filmiyle anlatmak -velev ki tüm teknikleri kullansakda -yinede imkânsızdır derim.
Fakat en azında maddi gözlerimizi ve bu çağda madde ile yoğrulmuş manevi duygularımızı doyuracak kadar filmler yapılabilir.
Ve işte "Hür Adam" bu manadaki bir ilk olması hesabıyla eğer “üstadın yanında gelmişim” diye bir hisse kapılımışsam gerçekten başarılıdır denilebilir.
Bu film sadece maddi göz ve aklımızı mest ediyor.
Sır dünyamızı hayal makinemizi ve mitsizim duygularımızı tabii ki tam anlamıyla tatmin etmiyor.
Bu bağlamda bu film gelecek açısında sinema toprağına atılan bir Bediüzzaman çekirdeği olarak düşünülebilir.
*              *                *
Daldan dala süren düşünceler yoğunluğunda gideceğimiz bir saatlik yolu almak için direksiyon salıyordum ki küçük kızımın bir sorusuyla uyanmıştım.
Gerçekten ilginç bir soru sormuştu.
Muhatabı ben olmasaydım epey bir süre soruyu düşünüp hayaller kuracaktım.
Fakat muhatap ben olduğum için ister istemez mantıklı bir cevap vermek zorundaydım.
Kızım:”baba filmin adı “Hür Adam” ama baştan sona hapiste yaşayan bir adam. Bu nasıl hür adam oluyor?”
Gerçekten ilk bakışta isimle içerik birbirleriyle tezat teşkil ediyordu.
Bediüzzaman hür dağlardan kopup gelen hiçbir tahakküme boyun eğmeyen bir fıtrattı…
Kâinata meydan okuyan iman gücünün yaşam formuydu.
Mahkûmken de hükmeden bir karakterdi.
Risalelerde bu özellik tamamen ortaya çıkıyordu lakin filmde neden bu tezat gözüküyordu?
Derken filmi bir bütün olarak düşündüğümde kızıma:
-“Bak kızım filmde her ne kadar hapishanelerde ömür geçiriyor gibi gözüküyorsa da dikkatle düşünürsen göreceksin ki; üstat tek başına bütün o zorluklara karşı göğüs gerdi. Bir devri tek başına yendi. Sonunda onlar pes etti. Her mahkeme onu beraat etmek zorunda kaldı. Onu yok etmeye güçleri yetmedi. Onun için ona ‘Hür Adam’ diyorlar”
Tabi verdiğim cevap ne kadar onu tatmin etti bilmiyorum ama beni şahsen tam tatmin etmemişti.
halbuki üstadı canlandıran Mürşit Ağa Bağ o kadar başarılı bir performans sergilemesine, hele bakışlarındaki derinliği yakalamasına rağmen sanki üstadın önünü tıkamış gibi geliyordu bana...
bakışlarındaki merhameti gösterdiği gibi celadetide göstermesi gerekir diye düşünüyorum.
Onu hür kılan en büyük yönü;hapishanelere ve mahkemelere aldırış etmemesiydi.
Hapishaneleri bir hizmete muhtaç yer olarak gördüğü gibi mahkemeleri ise kur’an’ın ve namazın hukukunu muhafaza etmek ve gelecek nesillere iman hürriyetini kazandırmak için bir savunma mercii gibi görüyordu.
Bunun en büyük delili ise sarığı idi.
Onun sarığına bile gücü yetmeyen nasıl olurda o kadar mahkum edebilirlerdi?
Öyle ise onun mahkumiyeti hakim güçlerin kuvvetinden kaynaklanmıyordu.
Onun mahkumiyeti kendi tabiriyle “kaderin hükmüydü”.
“İnsanlar zulmeder kader ise adalet eder.”
Dolayısıyla bediüzzaman’ın hayatını ve kişiliğni azçok bilen bir nurcu olarak filmi ele aldığınızda o noktalarda bir eksiklik gözükecektir.

DİĞER YAZILARI Bebeklerin Gücü.... 01-01-1970 03:00 Devletin inisiyatif gücü 01-01-1970 03:00 “Vurun kahpeye” 01-01-1970 03:00 Ormanda 15 Temmuz 01-01-1970 03:00 Orantısız Kavgalar 01-01-1970 03:00 Orman'da Yeni Düzen! 01-01-1970 03:00 Pralamenter sistem aslında ne demek 01-01-1970 03:00 Bir eseri hiddet… 01-01-1970 03:00 Küffara giden dualarımız. 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Ve Bir Öneri! 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve parlamenterler sistem 01-01-1970 03:00 Panama Leaks ve Bediüzzaman 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum. 01-01-1970 03:00 Bir Devrin Anatomisi 01-01-1970 03:00 İnsanları idare edenlerin gözünü kan bürümüş. 01-01-1970 03:00 Ayrık otları ve yaşlı kadınlar 01-01-1970 03:00 Müslümanlar savaşıyor. 01-01-1970 03:00 Sınırı olmayacak… 01-01-1970 03:00 Alın o sapıkları başınıza çalın 01-01-1970 03:00 SÖZ 01-01-1970 03:00 Allah rızasını düşünen üçüncü şahıslara duyurulur 01-01-1970 03:00 Dilimizi yüreğimizle güçlendirmek… 01-01-1970 03:00 Milenyum nesli ve tenha siyaset 01-01-1970 03:00 Neden Mustafa Bulut… 01-01-1970 03:00 Batının gücü nerden geliyor 01-01-1970 03:00 Sineklerin kartallalra savaşı… 01-01-1970 03:00 Ucb’un böylesi… 01-01-1970 03:00 Kavgayla gelen bir mecburiyet 01-01-1970 03:00 İsrail'in muvaffakiyeti, Müslümanların muvaffakiyetsizliği 01-01-1970 03:00 Kutsal mekânlar hapishane gibi 01-01-1970 03:00 Her karışı Peygamber kokuyor 01-01-1970 03:00 Kudüs Gezisi 01-01-1970 03:00 Hiç büyümeseydim 01-01-1970 03:00 Olimpiyatları alsak ne yazar? 01-01-1970 03:00 Dağ tepeye, tepe kuma dönmesin… 01-01-1970 03:00 Mağlubiyetin sırrı 01-01-1970 03:00 SBS'deki başarının çarpıcı öyküsü. 01-01-1970 03:00 Ey menhus ruh artık titre 01-01-1970 03:00 İftar çadırı ve nesli ati 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve gezi hareketi 01-01-1970 03:00 Belki Garip, Ama Bir Öz Eleştiri 01-01-1970 03:00 Son Osmanlıya son saldırı… 01-01-1970 03:00 Kadınlık onuru 01-01-1970 03:00 Dehlizlerdeki sahte kahramanlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Türkiye’ye sığmıyor. 01-01-1970 03:00 Hangisi daha tehlikeli? 01-01-1970 03:00 Biz Ne Olacağız? 01-01-1970 03:00 Takdir ve İhanet 01-01-1970 03:00 Ne idik, ne olacağız? 01-01-1970 03:00 Mustafa Şahin 01-01-1970 03:00 Bir Liderin Doğuşu 01-01-1970 03:00 Yaşayan Efsane,Reis Yaylagül 01-01-1970 03:00 Mahmut Şahin 01-01-1970 03:00 Toplumsal refleksler 01-01-1970 03:00 Sükût Ediyorum 01-01-1970 03:00 Gelemeyen Bahar 01-01-1970 03:00 Herkes işine Baksın... 01-01-1970 03:00 Suçlu Benim 01-01-1970 03:00 Ormanın Tarihi Yeniden Yazılıyor 01-01-1970 03:00 Baykuş’un Gözleri 01-01-1970 03:00 Bir Masalım Var 01-01-1970 03:00 Deccal operasyonu mu Kürt sorunu mu? 01-01-1970 03:00 Eğitim, Toplum Ve İntihar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Ve Kızların Hakkı 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 2 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 1 01-01-1970 03:00 Kelimeler canlanır mı? 01-01-1970 03:00 Kavimler neden helak oldular? 01-01-1970 03:00 Ene ve nefsin serüveni 01-01-1970 03:00 Amerika’yı sömürmek… 01-01-1970 03:00 "mahşeri gördüm" 01-01-1970 03:00 Küre-i Arz Konuşunca... 01-01-1970 03:00 Kim ayvayı yiyecek? 01-01-1970 03:00 Baba mı dediniz? 01-01-1970 03:00 Hangi rejim? 01-01-1970 03:00 Bir Çıkmazın Anatomisi 01-01-1970 03:00 Hayal hakikat arası bir şey 01-01-1970 03:00 Zindandaki delik 01-01-1970 03:00 Yumurta idaresi 01-01-1970 03:00 Hain Köpek 01-01-1970 03:00 Bireyin gücü mü cemiyetin gücü mü? 01-01-1970 03:00 Acıdan söz et bana 01-01-1970 03:00 Bu film burda bitmez 01-01-1970 03:00 Demokratik yağmurlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Net ve TOKİ sürecinde almamız gereken ders 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa Veya Mü’min’in Yitik Malları 01-01-1970 03:00 Kaymakamların rolü ve Anadolu Mayası 01-01-1970 03:00 Kaymakamlar Geçidi 01-01-1970 03:00 Düşman içimizde… 01-01-1970 03:00 Kördüğüm Bir Dünya… 01-01-1970 03:00 Yansın Tahrir Meydanı 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum 01-01-1970 03:00 “Hür Adam”la açılan ufuklar… 01-01-1970 03:00 "Yarab hayretimi arttır" 01-01-1970 03:00 Her şey 'kün' de saklı 01-01-1970 03:00 Eyvah Amerika'yı kızdırdık 01-01-1970 03:00 Asrın en büyük eğitim yanlışı 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 2 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 01-01-1970 03:00 Haritaya dikkat! 01-01-1970 03:00 Devlet ve Ramazan Bayramı 01-01-1970 03:00 Onlar rahmete uçtu ya bize ne olacak? 01-01-1970 03:00 Perde gerisine bakalım bence… 01-01-1970 03:00 En büyük buluşma 01-01-1970 03:00 Yıkılmayan duvarlar (Mutluluğa yolculuk-2) 01-01-1970 03:00 Heni en lekum (Mutluluğa yolculuk) 01-01-1970 03:00 Asya'nın bahtına saplandım 2 01-01-1970 03:00 Şahin Bakışlı adam 01-01-1970 03:00 Hesaplanmayan Hesap 01-01-1970 03:00 Dağdan iniş… 01-01-1970 03:00 Cennette futbol var mı 01-01-1970 03:00 Gerçeğin çizgileri ve bir Ceylan 01-01-1970 03:00 Bayramlar Ve Bazı Adetlerimiz 01-01-1970 03:00 Irmak Ummanda Boğulur 01-01-1970 03:00 Tahrik,yara ve kontr hareketler. 01-01-1970 03:00 Cüruf’a Dikkat 01-01-1970 03:00 Ham Çarık Ve Kıl Çorap 01-01-1970 03:00 Uygun Adım 01-01-1970 03:00 Şimdi Jari Zamanı 01-01-1970 03:00 Ve yeni valimiz... 01-01-1970 03:00