Kutsal mekânlar hapishane gibi

Sabri Altun

24-10-2013 09:07

Kutsal mekânlar hapishane gibi

 

Kudüs gezisinden notlar-3
 
Çok kısa bir süre içinde çok fazla yerler gezileceği için yoğun bir tempoyla gezi sürerken bile dakik bir gözle baktığınızda parçalar arasındaki bütünlüğü görebiliyorsunuz.

Zahiri bir serbestiyet içerisinde birbirine tamamen zıt iki toplumun, her an patlamaya hazır duyguların uçuştuğunu hissedebilirsiniz.

Gerek Yahudiler gerekse Filistinliler bu toprakları kendi öz malı gibi düşündüğü için bir başkasının sahiplenmesine asla razı olmayan bir tutumu görebiliyorsunuz.

Yahudiler gücü elinde bulundurmanın cüretiyle öteki insanlara bakarken Filistinliler; ”bu yerler atadan kalma bizimdir. Hiç kimseye buraları kaptırmayacağız” edasıyla, lakin geçici bir yenilginin hazımsızlığını taşıyarak yaşadığını çıkartabiliyorsunuz.

Yahudiler asırlardır süre gelen yurtsuzluklarını,”tanrının vaat ettiği topraklara” kavuşmanın hasretini giderircesine bütün duygularıyla ölümüne bu topraklara sarılarak hayatlarını idame ederken, zaman zaman ırkçılığın bütün dehşetini bu beldelerde yaşatmışlar.

Öyle ki rehberimiz İsa beyin anlattıklarını duyduğumda Yahudilerin tarih boyunca sahip oldukları fitne ve fesat kişiliklerine hem mekân hem de gözle görülen tahribatlarıyla şahit oluyordum.

Mesela bazı yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı alanlara geldiğimizde, İsa bey: ”işte burada falan tarihte bir Yahudi buradaki bütün topluluğu taramış. Onun için o günden beri buralarda sıkı güvenlik önlemleri alınmıştır.”

Tabi hepsinin içinde belki de en kötüsü 21 Ağustos 1969 tarihinde Denis Ruhan adlı bir Yahudi tarafından Mescid-i Aksa’yı Selahatin-i Eyubi’nin yüzlerce yıllık minberiyle birlikte yakılmasıdır.
Bütün bu olayların çoğunu yeni duyuyorduk.

Olayların çoğu dış dünyadan habersizken bazı duyulan olayları ise Filistinliler yapmıştır diye dünyaya lanse etmişler.
 
İşte bunları duyduğunuzda dalıp gidiyorsunuz.
En dehşet terörü estiren Yahudiler olduğu halde dünyaya Yahudiler mazlum, Filistinliler ve Müslümanlar ise terörist olarak üflenmiş.
Al sana, üste çıkıp rakibini ölesiye döverken dünyaya ağlayarak “dövülüyorum imdat” diye bağıran Yahudi taktiği…

***

Kuddüs’ün sokaklarında gezerken bütün dikkatimi Filistinli çocukların üzerine çekmiştim.
Bakışlarında dünyayı nasıl algıladıklarını çözmeye çalışıyordum.
Pervasız bakışları vardı.
Hepsinin yaşam standartları üçüncü dünya standartlarındaydı.
Her şeye rağmen hayatlarından memnundular.

Umarsız tavırlar ve gözü peklik, gözlerini bir ateş çemberinde açtıkları için olsa gerek deyip düşünüyordum ki Halil şehrindeki Hz. İbrahim’in ve hareminin kabrinin bulunduğu mescide doğru gidiyorduk.
Birden kendimi büyük bir hapishanenin duvarları arasında yürüdüğümü sandım.

Dar bir sokakta sadece gökyüzünün görüldüğü duvarlar arasında ve duvarların üstü yuvarlak tel örgülerle örgülü olarak bir an ürpermiştim.
“Yanlışlıkla hapishaneye mi gidiyoruz?” diye düşünmüştüm.

Sokak bittikten sonra demir parmaklıklar ve turnikelerle örülü bir girişte kulede bir İsrail askeri kapıda ise bir bayan askerin kontrolünde içeriye girdik.
(Ne yazık ki gezdiğimiz bütün kutsal mekânların hepsi böyle hapishane girişi gibiydi ve hepsi İsrail askerlerince kontrol ediliyordu.)

Giriş iki bölmeliydi birinci bölüme girince birden kapılar kapandı. Zira o anda ikinci bölümde Filistinli 9-10 yaşlarında bir çocukla kuledeki İsrail askeri arasında Arapça bir diyalog yaşanmıştı.

Biz rehberimize: “neler oluyor?” diye sorunca, İsa Bey: “Çocukla asker ağız dalaşı yaptılar. Asker kızdığı için kapıları kapattı. Birazdan başka askerler gelip çocuğu alacak ki sonra bizi bıraksınlar.”

“Peki, çocuk ne dedi” diye sordum.
İsa Bey, “Çocuk en son askere; ‘sen kendini kahraman mı sanıyorsun?’ dediği için asker kızdı.” dedi.

Hazreti İbrahim’in mescidinde namaz kılarken o çocuğu ve onun şahsında bütün Filistinli çocukları düşünüyordum.
Sonra bizim çocukları düşündüm.
Sonra benim neslimin bu hayata benzer bir hayat yaşadığı 12 Eylül dönemini düşündüm.

Postallı bir dünyanın gri renkli atmosferlerin dipçik ve namlu eşliğinde soluduğumuz oksijenin ruhumuzu nasıl bir kasavetle boğduğu anları yaşadım.

Sonuçta onlar bizim askerimiz olduğu halde damarlarımıza şırınga edilen ürkeklikle nasıl nesillerin devşirildiğini hesaplarken burada Filistinli çocukların o yaşadığımız atmosferin bin katı daha korkunç atmosferler altında yaşadıklarının kıyası bile yapılmayacağını düşünüyordum.

Biz ancak kırk sene sonra kendimizi bulmaya başlarken, Filistinliler acaba kaç nesil daha bu şekilde yaşayacak?
Ve bu vebal başta bütün insanlığın sonra İslam âleminin sırtında ağır bir yük olarak durmuyor mu?

(Devam edecek)

DİĞER YAZILARI Bebeklerin Gücü.... 01-01-1970 03:00 Devletin inisiyatif gücü 01-01-1970 03:00 “Vurun kahpeye” 01-01-1970 03:00 Ormanda 15 Temmuz 01-01-1970 03:00 Orantısız Kavgalar 01-01-1970 03:00 Orman'da Yeni Düzen! 01-01-1970 03:00 Pralamenter sistem aslında ne demek 01-01-1970 03:00 Bir eseri hiddet… 01-01-1970 03:00 Küffara giden dualarımız. 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Ve Bir Öneri! 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve parlamenterler sistem 01-01-1970 03:00 Panama Leaks ve Bediüzzaman 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum. 01-01-1970 03:00 Bir Devrin Anatomisi 01-01-1970 03:00 İnsanları idare edenlerin gözünü kan bürümüş. 01-01-1970 03:00 Ayrık otları ve yaşlı kadınlar 01-01-1970 03:00 Müslümanlar savaşıyor. 01-01-1970 03:00 Sınırı olmayacak… 01-01-1970 03:00 Alın o sapıkları başınıza çalın 01-01-1970 03:00 SÖZ 01-01-1970 03:00 Allah rızasını düşünen üçüncü şahıslara duyurulur 01-01-1970 03:00 Dilimizi yüreğimizle güçlendirmek… 01-01-1970 03:00 Milenyum nesli ve tenha siyaset 01-01-1970 03:00 Neden Mustafa Bulut… 01-01-1970 03:00 Batının gücü nerden geliyor 01-01-1970 03:00 Sineklerin kartallalra savaşı… 01-01-1970 03:00 Ucb’un böylesi… 01-01-1970 03:00 Kavgayla gelen bir mecburiyet 01-01-1970 03:00 İsrail'in muvaffakiyeti, Müslümanların muvaffakiyetsizliği 01-01-1970 03:00 Her karışı Peygamber kokuyor 01-01-1970 03:00 Kudüs Gezisi 01-01-1970 03:00 Hiç büyümeseydim 01-01-1970 03:00 Olimpiyatları alsak ne yazar? 01-01-1970 03:00 Dağ tepeye, tepe kuma dönmesin… 01-01-1970 03:00 Mağlubiyetin sırrı 01-01-1970 03:00 SBS'deki başarının çarpıcı öyküsü. 01-01-1970 03:00 Ey menhus ruh artık titre 01-01-1970 03:00 İftar çadırı ve nesli ati 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve gezi hareketi 01-01-1970 03:00 Belki Garip, Ama Bir Öz Eleştiri 01-01-1970 03:00 Son Osmanlıya son saldırı… 01-01-1970 03:00 Kadınlık onuru 01-01-1970 03:00 Dehlizlerdeki sahte kahramanlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Türkiye’ye sığmıyor. 01-01-1970 03:00 Hangisi daha tehlikeli? 01-01-1970 03:00 Biz Ne Olacağız? 01-01-1970 03:00 Takdir ve İhanet 01-01-1970 03:00 Ne idik, ne olacağız? 01-01-1970 03:00 Mustafa Şahin 01-01-1970 03:00 Bir Liderin Doğuşu 01-01-1970 03:00 Yaşayan Efsane,Reis Yaylagül 01-01-1970 03:00 Mahmut Şahin 01-01-1970 03:00 Toplumsal refleksler 01-01-1970 03:00 Sükût Ediyorum 01-01-1970 03:00 Gelemeyen Bahar 01-01-1970 03:00 Herkes işine Baksın... 01-01-1970 03:00 Suçlu Benim 01-01-1970 03:00 Ormanın Tarihi Yeniden Yazılıyor 01-01-1970 03:00 Baykuş’un Gözleri 01-01-1970 03:00 Bir Masalım Var 01-01-1970 03:00 Deccal operasyonu mu Kürt sorunu mu? 01-01-1970 03:00 Eğitim, Toplum Ve İntihar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Ve Kızların Hakkı 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 2 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 1 01-01-1970 03:00 Kelimeler canlanır mı? 01-01-1970 03:00 Kavimler neden helak oldular? 01-01-1970 03:00 Ene ve nefsin serüveni 01-01-1970 03:00 Amerika’yı sömürmek… 01-01-1970 03:00 "mahşeri gördüm" 01-01-1970 03:00 Küre-i Arz Konuşunca... 01-01-1970 03:00 Kim ayvayı yiyecek? 01-01-1970 03:00 Baba mı dediniz? 01-01-1970 03:00 Hangi rejim? 01-01-1970 03:00 Bir Çıkmazın Anatomisi 01-01-1970 03:00 Hayal hakikat arası bir şey 01-01-1970 03:00 Zindandaki delik 01-01-1970 03:00 Yumurta idaresi 01-01-1970 03:00 Hain Köpek 01-01-1970 03:00 Bireyin gücü mü cemiyetin gücü mü? 01-01-1970 03:00 Acıdan söz et bana 01-01-1970 03:00 Bu film burda bitmez 01-01-1970 03:00 Demokratik yağmurlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Net ve TOKİ sürecinde almamız gereken ders 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa Veya Mü’min’in Yitik Malları 01-01-1970 03:00 Kaymakamların rolü ve Anadolu Mayası 01-01-1970 03:00 Kaymakamlar Geçidi 01-01-1970 03:00 Düşman içimizde… 01-01-1970 03:00 Kördüğüm Bir Dünya… 01-01-1970 03:00 Yansın Tahrir Meydanı 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum 01-01-1970 03:00 Mahkum adam nasıl hür adam olur? 01-01-1970 03:00 “Hür Adam”la açılan ufuklar… 01-01-1970 03:00 "Yarab hayretimi arttır" 01-01-1970 03:00 Her şey 'kün' de saklı 01-01-1970 03:00 Eyvah Amerika'yı kızdırdık 01-01-1970 03:00 Asrın en büyük eğitim yanlışı 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 2 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 01-01-1970 03:00 Haritaya dikkat! 01-01-1970 03:00 Devlet ve Ramazan Bayramı 01-01-1970 03:00 Onlar rahmete uçtu ya bize ne olacak? 01-01-1970 03:00 Perde gerisine bakalım bence… 01-01-1970 03:00 En büyük buluşma 01-01-1970 03:00 Yıkılmayan duvarlar (Mutluluğa yolculuk-2) 01-01-1970 03:00 Heni en lekum (Mutluluğa yolculuk) 01-01-1970 03:00 Asya'nın bahtına saplandım 2 01-01-1970 03:00 Şahin Bakışlı adam 01-01-1970 03:00 Hesaplanmayan Hesap 01-01-1970 03:00 Dağdan iniş… 01-01-1970 03:00 Cennette futbol var mı 01-01-1970 03:00 Gerçeğin çizgileri ve bir Ceylan 01-01-1970 03:00 Bayramlar Ve Bazı Adetlerimiz 01-01-1970 03:00 Irmak Ummanda Boğulur 01-01-1970 03:00 Tahrik,yara ve kontr hareketler. 01-01-1970 03:00 Cüruf’a Dikkat 01-01-1970 03:00 Ham Çarık Ve Kıl Çorap 01-01-1970 03:00 Uygun Adım 01-01-1970 03:00 Şimdi Jari Zamanı 01-01-1970 03:00 Ve yeni valimiz... 01-01-1970 03:00