Kaymakamların rolü ve Anadolu Mayası

Sabri Altun

16-03-2011 10:20

Sevgili dostlar!

Bir önceki yazımda Sayın Ercan Turan ile ilgili 4 yazı yazmam gerekir diye bir başlık atmış ve bir tanesini yazmıştım.

Fakat gelen yorumlar ve yapılan spekülasyonlar sonucundan dolayı geri kalan yazıları şimdilik askıya almayı düşünüyorum.

Ayrıca İnşallah o borcumu şu an üzerinde çalıştığım."Anadolu mayasıyla mayalanan devlet -millet rabıtaları" adlı kitabımda ayrıca ödemeye çalışacağım.

Tabi bu kitap girişimi belki sizce anlamlı gelmeyebilir.

Hâlbuki mesele “Anadolu” olunca akan sular durur.

Anadolu dünyanın en farklı, en fantastik ve fantastik olduğu kadar gerçek bir güzellik abidesidir.

Anadolu bütün insanlık tarihi boyunca sadece iki topluluğa yar olmuştur.

Romalılar ve Osmanlılar…

Zira Anadolu öylesine narin bir güzeldir ki kolay kolay kimseye yar olmamıştır.

Anadolu tarihi incelenirse şu gerçek ortaya çıkacak ki: Malazgirt savaşından sonra o kadar farklı insan topluluğu muzayiğine sahip; farklı dilden, farklı dinden, farklı etnisiteden müteşekkil topluluklar anaforu olduğu halde buralar zapt edilirken hiç de büyük mukavemetle karşılanılmamış.

Çünkü Anadolu’yu mayalayan insanlar mayası temiz bir İslam topluluğuydu.

Mayası temiz insanlar bu toprakları mayaladılar ve o maya sonucu muhteşem bir Osmanlı medeniyeti inşa edildi.

Ve yine o maya sonucu yüzyıllar boyunca bu topraklar Osmanlı olarak kaldı.

Dediydik ya Anadolu’ya birçok medeniyetler göz koymuştur tarih boyunca…

İşte o göz koymalar her zaman süre gelmiştir.

19. ve 20 yüzyılda dünyaya hükmeden yeni güçler de aynı şekilde bu muhteşem güzele göz koymuşlardı.

Ne yazık ki bunu elde etmenin tek yolunun “mayasını bozmak” olduğunu biliyorlardı.

Bu sebeple yerleşik kadim medeniyetlerden oluşan Anadolu muzayiğini “tuz ruhu” adındaki bir kimyasal niteliğinde ki etnisite kavgalarını başlatacak tohumlar attılar.

Evet, yaklaşık 2 yüzyıllık bir tahrik sonucunda her şey bitti bitecek derken bana göre son yirmi yıldır tekrar bir Anadolu mayalanması hareketi başlatılmış oldu.

Tabi bunun altyapısı da Anadolu mayasının irfani ve tefeküri geleneğinin derin köklerindeki asr-ı saadetten beslenen damarın tekrar neşv-ü nema bulmasından kaynaklanıyor.

Ve bu neşvü nema son yüzyıldaki bütün baltalanmalara rağmen yeşerdi durdu. 

Anadolu tarlasında belki toprağın üstü çeşitli biyolojik ajanlarla ve sentetik sam yelleriyle harap olurken toprağın altında o damarlar asla zedelenmemişti.

Ve işte o damardan beslenen “mayası temiz” insanlar tekrar Anadolu’yu mayalamaya çıktılar.

Ve işte bu insanlardan bazıları da kaymakamlar teşkil etmektedir.

Ve işte bende kendi dünyamda kaymakamları bu kadar değerli görüyorum.

Çünkü bu toprakları, bu toprakların en ücra yerlerini dahi en çok kaymakamlar mayalayabilirler.

Bu vesileyle o kitapta sadece Ercan Turan değil ondan önceki çok sevip saydığım diğer kaymakamlarında özelliklerini yansıtmaya çalışacağım.

Mesela delidolu fakat asalet kokan duruşuyla bir Hüseyin Kök,

Engin ve müşfik bakışlarıyla bir Mustafa Kaya…

Zarif kişiliğiyle bir Harun Başıbüyük.

Çelikhan’ı ilk gördüğü zaman bütün samimiyetiyle Çelikhan’ın birçok eksikliklerini görüp içten gelerek:”ben bu Çelikhan’ın makus talihini yeneceğim” diye haykıran Mustafa Sarıkaya...

Evet, bunlar yirmi birinci yüzyılın yeniden şekillenen Anadolu’nun devlet millet bütünleşmesini sağlayan maharetli ellerdir.

Bu eller Anadolu’yu baştan sona tekrar süren ellerdir.

Bu eller Anadolu’yu ceberut devlet anlayışından kurtaran ellerdir.

Bu eller toplumu ürkeklikten de kurtaran ellerdir.

Ceberut devlet anlayışının gölgesinde yetişen benim jenerasyonumdaki insanlar nasıl bir ürkeklikle büyüdüğünü çok iyi bilirler.

Bir askerin tek başına bir köyü toplayıp süründürdüğünü, bir polisin istediği insana hakaret edip patakladığını, annelerin çocuğunu uyutmak için asker veya polisle korkuttuğu zamanları çok iyi biliyoruz.

Hele hâkim, savcı ve kaymakam mevkilerindeki insanların bambaşka bir insan sınıfında ve asla ulaşılmayacak makamlar olduğunu kabullendiğimiz zamanları henüz dün gibi hatırlıyoruz.

Resmiyet ile sivil arasında kainatlar kadar mesafeler vardı.

Ve işte bu anlayışı yukarda ismini verdiğim ve onlara benzer kaymakamlar yıkmıştır.

İşte onlar Anadolu mayasını devlete de çalan insanlardı.

İşte onlar devlet ile halk arasındaki korkunç uçurumu kapatan kahramanlardır.

Onun için onları her zaman seveceğiz.

Çünkü hiç birisi kendisin sevdirmeyecek hareketler yapmamışlardı.

Mesela bu kaymakamlardan her hangi birisi eski bir mantıkla hareket etseydi bu kadar sevilirler miydi?

Mesela bir müdürüne: “ben geldiğim zaman önümde hazır ol vaziyet te duracaksın” deselerdi böyle yâd edilirler miydi?

Mesela gelir gelmez Çelikhan’ın tüm lokantalarıyla kavga edip; “siz kötü yemek yapıyorsunuz.” deyip hemen hemen her gün Sürgü’ye gidip gelen misafirlerini de oralarda ağırlasaydılar, ne kadar hizmet etse de kim sevecekti.

Mesela bir saat süren bir toplantıda tam üç kişiye durup dururken görevini hatırlatıp: “yapacaksın arkadaş yoksa soruşturma açarım” deyip, en son sözü en başta söyleselerdi iki yıl boyunca nasıl memleketi idare edeceklerdi.

Mesela ŞŞ Anadolu lisesinin ve daha önce YİBO’nun konferans salonlarını Çelikhan’daki variyetli insanlara yaptırtan eski kaymakamlar;  “ben zenginleri sevmiyorum” diyerek variyetli insanları hiçe saysalardı. Böyle bir hizmet yapabilirler miydi?

Daha da önemlisi: mesela belediye başkanlığını da kendisine bağlı bir müdürlükmüş gibi algılayıp belediye başkanlarının hukukunu çiğneyip belediye başkanlığını da soyunsalardı...

Örneğin: Adıyaman da dâhil hemen hemen tüm ilçelerde ruhsatsız mezbahalar işletildiği gibi Çelikhan’da da ruhsatsız bir mezbaha olduğunu görünce: birlikte bir çözüm üretme yoluna gireceğine sınırlarını da aşarak “ben mezbaha için soruşturma açıp kapatacağım” deyip toplumu gerselerdi hangi akla ve neye hizmet edeceklerdi.

Daha da önemlisi…

Her neyse…

Kim ne derse desin modern çağın demokratik toplumlarında kaymakamlık ve benzeri makamların misyonu zaten bellidir. Lakin Anadolu’da bu iş biraz daha farklı olmak zorundadır. Çünkü modern çağ ile kadim ve köklü medeniyetimizin bir terkibi yapılmak gerekiyorsa kaymakamların rolü çok büyüktür.

Vesselam…

 

DİĞER YAZILARI Bebeklerin Gücü.... 01-01-1970 03:00 Devletin inisiyatif gücü 01-01-1970 03:00 “Vurun kahpeye” 01-01-1970 03:00 Ormanda 15 Temmuz 01-01-1970 03:00 Orantısız Kavgalar 01-01-1970 03:00 Orman'da Yeni Düzen! 01-01-1970 03:00 Pralamenter sistem aslında ne demek 01-01-1970 03:00 Bir eseri hiddet… 01-01-1970 03:00 Küffara giden dualarımız. 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Ve Bir Öneri! 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve parlamenterler sistem 01-01-1970 03:00 Panama Leaks ve Bediüzzaman 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum. 01-01-1970 03:00 Bir Devrin Anatomisi 01-01-1970 03:00 İnsanları idare edenlerin gözünü kan bürümüş. 01-01-1970 03:00 Ayrık otları ve yaşlı kadınlar 01-01-1970 03:00 Müslümanlar savaşıyor. 01-01-1970 03:00 Sınırı olmayacak… 01-01-1970 03:00 Alın o sapıkları başınıza çalın 01-01-1970 03:00 SÖZ 01-01-1970 03:00 Allah rızasını düşünen üçüncü şahıslara duyurulur 01-01-1970 03:00 Dilimizi yüreğimizle güçlendirmek… 01-01-1970 03:00 Milenyum nesli ve tenha siyaset 01-01-1970 03:00 Neden Mustafa Bulut… 01-01-1970 03:00 Batının gücü nerden geliyor 01-01-1970 03:00 Sineklerin kartallalra savaşı… 01-01-1970 03:00 Ucb’un böylesi… 01-01-1970 03:00 Kavgayla gelen bir mecburiyet 01-01-1970 03:00 İsrail'in muvaffakiyeti, Müslümanların muvaffakiyetsizliği 01-01-1970 03:00 Kutsal mekânlar hapishane gibi 01-01-1970 03:00 Her karışı Peygamber kokuyor 01-01-1970 03:00 Kudüs Gezisi 01-01-1970 03:00 Hiç büyümeseydim 01-01-1970 03:00 Olimpiyatları alsak ne yazar? 01-01-1970 03:00 Dağ tepeye, tepe kuma dönmesin… 01-01-1970 03:00 Mağlubiyetin sırrı 01-01-1970 03:00 SBS'deki başarının çarpıcı öyküsü. 01-01-1970 03:00 Ey menhus ruh artık titre 01-01-1970 03:00 İftar çadırı ve nesli ati 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve gezi hareketi 01-01-1970 03:00 Belki Garip, Ama Bir Öz Eleştiri 01-01-1970 03:00 Son Osmanlıya son saldırı… 01-01-1970 03:00 Kadınlık onuru 01-01-1970 03:00 Dehlizlerdeki sahte kahramanlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Türkiye’ye sığmıyor. 01-01-1970 03:00 Hangisi daha tehlikeli? 01-01-1970 03:00 Biz Ne Olacağız? 01-01-1970 03:00 Takdir ve İhanet 01-01-1970 03:00 Ne idik, ne olacağız? 01-01-1970 03:00 Mustafa Şahin 01-01-1970 03:00 Bir Liderin Doğuşu 01-01-1970 03:00 Yaşayan Efsane,Reis Yaylagül 01-01-1970 03:00 Mahmut Şahin 01-01-1970 03:00 Toplumsal refleksler 01-01-1970 03:00 Sükût Ediyorum 01-01-1970 03:00 Gelemeyen Bahar 01-01-1970 03:00 Herkes işine Baksın... 01-01-1970 03:00 Suçlu Benim 01-01-1970 03:00 Ormanın Tarihi Yeniden Yazılıyor 01-01-1970 03:00 Baykuş’un Gözleri 01-01-1970 03:00 Bir Masalım Var 01-01-1970 03:00 Deccal operasyonu mu Kürt sorunu mu? 01-01-1970 03:00 Eğitim, Toplum Ve İntihar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Ve Kızların Hakkı 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 2 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 1 01-01-1970 03:00 Kelimeler canlanır mı? 01-01-1970 03:00 Kavimler neden helak oldular? 01-01-1970 03:00 Ene ve nefsin serüveni 01-01-1970 03:00 Amerika’yı sömürmek… 01-01-1970 03:00 "mahşeri gördüm" 01-01-1970 03:00 Küre-i Arz Konuşunca... 01-01-1970 03:00 Kim ayvayı yiyecek? 01-01-1970 03:00 Baba mı dediniz? 01-01-1970 03:00 Hangi rejim? 01-01-1970 03:00 Bir Çıkmazın Anatomisi 01-01-1970 03:00 Hayal hakikat arası bir şey 01-01-1970 03:00 Zindandaki delik 01-01-1970 03:00 Yumurta idaresi 01-01-1970 03:00 Hain Köpek 01-01-1970 03:00 Bireyin gücü mü cemiyetin gücü mü? 01-01-1970 03:00 Acıdan söz et bana 01-01-1970 03:00 Bu film burda bitmez 01-01-1970 03:00 Demokratik yağmurlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Net ve TOKİ sürecinde almamız gereken ders 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa Veya Mü’min’in Yitik Malları 01-01-1970 03:00 Kaymakamlar Geçidi 01-01-1970 03:00 Düşman içimizde… 01-01-1970 03:00 Kördüğüm Bir Dünya… 01-01-1970 03:00 Yansın Tahrir Meydanı 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum 01-01-1970 03:00 Mahkum adam nasıl hür adam olur? 01-01-1970 03:00 “Hür Adam”la açılan ufuklar… 01-01-1970 03:00 "Yarab hayretimi arttır" 01-01-1970 03:00 Her şey 'kün' de saklı 01-01-1970 03:00 Eyvah Amerika'yı kızdırdık 01-01-1970 03:00 Asrın en büyük eğitim yanlışı 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 2 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 01-01-1970 03:00 Haritaya dikkat! 01-01-1970 03:00 Devlet ve Ramazan Bayramı 01-01-1970 03:00 Onlar rahmete uçtu ya bize ne olacak? 01-01-1970 03:00 Perde gerisine bakalım bence… 01-01-1970 03:00 En büyük buluşma 01-01-1970 03:00 Yıkılmayan duvarlar (Mutluluğa yolculuk-2) 01-01-1970 03:00 Heni en lekum (Mutluluğa yolculuk) 01-01-1970 03:00 Asya'nın bahtına saplandım 2 01-01-1970 03:00 Şahin Bakışlı adam 01-01-1970 03:00 Hesaplanmayan Hesap 01-01-1970 03:00 Dağdan iniş… 01-01-1970 03:00 Cennette futbol var mı 01-01-1970 03:00 Gerçeğin çizgileri ve bir Ceylan 01-01-1970 03:00 Bayramlar Ve Bazı Adetlerimiz 01-01-1970 03:00 Irmak Ummanda Boğulur 01-01-1970 03:00 Tahrik,yara ve kontr hareketler. 01-01-1970 03:00 Cüruf’a Dikkat 01-01-1970 03:00 Ham Çarık Ve Kıl Çorap 01-01-1970 03:00 Uygun Adım 01-01-1970 03:00 Şimdi Jari Zamanı 01-01-1970 03:00 Ve yeni valimiz... 01-01-1970 03:00