Kavgayla gelen bir mecburiyet

Sabri Altun

28-11-2013 12:02

Yarını kurmak için bu günü feda etmek ayrıdır.

Yarını inşa etmek için bu günü yaşamamak daha ayrıdır.

İlk bakışta ikisi aynı gibi gözükse de aslında arasında dağlar kadar mesafe vardır.

Birisinde temelsiz bir gelecek vardır,birisinde geleceğe temel atmak vardır.

Zaten sadece günü kurtarmaya çalışmak ise başlı başına bir handikaptır.

Peki, pireye kızıp yorganı yakmaya ne demeli?

*             *            *

Evet, bu gün garip bir kavgaya şahit oluyoruz.

Hükümet mi desem hükümet artı devlet mi desem bilmiyorum ama üstlerin temsilcileri son on yıldan fazladır inşa ettikleri binanın bir duvarıyla oynamaya başladılar.

Bu gün en ami vatandaş bile biliyor ki hükümetin dershaneler özerindeki ısrarı cemaate olan bir kavgadan kaynaklanır.

Hiç kimse bunun aksini söylemesin.

Hükümet kendi eliyle büyüttüğü yahut da zaten büyüktü daha da büyümesi için önünü açtığı ve bütün imkânları seferber ettiği cemaati şimdide durdurmaya çalışıyor.

Tamam, kavganız sizin olsun.

Mutlaka bu kavganın altında kaderin garip hükmü ve ilahi adaletin tecellisi vardır.

Orası beni ve belki büyük halk ekseriyetini ilgilendirmez.

Bunun değerlendirmesini bence cemaat yapsa daha güzel bir sonuç elde edebilir.

Zira cemaat şunu herkesten çok iyi bilir ki:”insanlar zulmeder kader ise adalet eder”

Eminim ki cemaat, kadere bu fetvayı verdiren fiilini çok iyi biliyordur.

Her neyse işin bu yönünü fazla deşmeden şunu demek istiyorum:

Gerek cemaat gerekse hükümet bu kavganın büyük halk kitlelerini etkilediğini bilmiyorlar mı?

Fillerin kavgasında otların harap olması misali bu kavgada orta direğin ne kadar zarar gördüğünün farkındalar mı?

Şu gerçeğin altını bütün benliğimle çizmek istiyorum ki:

Dersaneler bizim gibi sıradan vatandaşların halı hazır sistemde can simitleridir.

Dersaneler Orta direk topluluğunun(toplumun kahır ekseriyetini teşkil eder) bazen gaflet bazen imkânsızlık, bazen sonradan akıllanma gibi çeşitli faktörlerden dolayı ve en önemlisi bu eğitim sisteminin ilkel oluşu sebebiyle 12 yıl boyunca göremediği eğitimi bir veyahut da iki yılda kazandırdığı bir sıçrama tahtasıdır.

Biz zaten toplum olarak sonradan akıllandığımız için tam iş işten geçeceği bir zamanda dershanelerin varlığı nice genç insanları tekrar topluma güçlü bir şekilde kazandırmıştır.

Cümleyi açmam gerekirse; şahsen bende dâhil okul hayatı boyunca yani ilk orta ve lise dönemince ebeveynlerin zorlamasına rağmen hiç okuma isteği olmayan on binlerce genç liseyi bitirdikten sonra aklı başına geliyor.

İşte o zaman ikinci ve hayati bir şans olarak Dersaneler çok önemli bir misyonu üstlüyorlardı.

Bu arada bunları söylerken dershanelerin tamamen masum olduğunu savunduğumu sanmayın.

Her liseyi bitiren gencin akıllandığını da savunmuyorum.

Belki az bir orandır sonradan akıllananlar…

Lakin azda olsa Dersaneler ikinci bir şans oldukları için ve bir insan bir kainattır düsturu doğrultusunda düşünülünce ne demek istediğim anlaşılır sanırım.

Eğer şu an Dersaneler kapatılırsa asla önemsenemeyecek bir gençlikten vazgeçilmiş olacağız.

Öyle ise formül ne olmalı?

Eğer gerçekten Dersaneler kapatılacaksa; baştan sona bütün eğitim sisteminin değişmesi gerekecektir.

Ki bunun gerekliliğine de tamamen inanıyorum.

Geleceğin büyük Türkiye’si hakikaten bu köhnemiş sistemle inşa edilemez.

Dolayısıyla bu değişim yapılacaksa yinede basit bir hesapla şu an dershanelerin önünde yığılmış lise mezunu gençleri (ki sayısını istatistikçiler bilirler) ve en az 5 yıl boyunca mezun olacak çocuklarımızın hesabını iyi yapmamız gerektiğine inanıyorum.

Öyle ise bu gerçeği hesaba katıp yumuşak bir geçiş yapılmalıdır.

Bir diğer husus: eğer sistemi değiştirmeden sadece bir kavga sonucu bu Dersaneler kapatılacaksa bu bir zülüm olacaktır.

Bu zulmün vebalıda çok ağır olacağını her aklıselim bilir.

Başka bir hesap yapacak olursak:

Eğer gerçekten Dersaneler kapatılacaksa vatandaşın cebinde fuzuli paralar çıkması istenmiyorsa;

Milli eğitim gitsin dershanelerin çalışma sistemini incelesin ve her okulunu dershanelerin ciddiyetinde bir eğitim yuvası haline getirsin.

Yani dershanelerle rekabet etsin.

Eğer Dersaneler stajyer öğretmenlerle bunu başarıyorsa yüzyıllık bir tecrübeye sahip milli eğitim pekâlâ dershaneleri durdurabilir.

Elhasıl top hükümette, zoraki bir faul aldılar şimdi kaleye bir serbest vuruş yapacaklar.

İster öyle ister böyle bu vuruşu mutlaka gol yapmaları gerekir.

Yoksa stat başlarına çöker ve hepimiz zarar göreceğiz…

 

DİĞER YAZILARI Bebeklerin Gücü.... 01-01-1970 03:00 Devletin inisiyatif gücü 01-01-1970 03:00 “Vurun kahpeye” 01-01-1970 03:00 Ormanda 15 Temmuz 01-01-1970 03:00 Orantısız Kavgalar 01-01-1970 03:00 Orman'da Yeni Düzen! 01-01-1970 03:00 Pralamenter sistem aslında ne demek 01-01-1970 03:00 Bir eseri hiddet… 01-01-1970 03:00 Küffara giden dualarımız. 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Ve Bir Öneri! 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve parlamenterler sistem 01-01-1970 03:00 Panama Leaks ve Bediüzzaman 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum. 01-01-1970 03:00 Bir Devrin Anatomisi 01-01-1970 03:00 İnsanları idare edenlerin gözünü kan bürümüş. 01-01-1970 03:00 Ayrık otları ve yaşlı kadınlar 01-01-1970 03:00 Müslümanlar savaşıyor. 01-01-1970 03:00 Sınırı olmayacak… 01-01-1970 03:00 Alın o sapıkları başınıza çalın 01-01-1970 03:00 SÖZ 01-01-1970 03:00 Allah rızasını düşünen üçüncü şahıslara duyurulur 01-01-1970 03:00 Dilimizi yüreğimizle güçlendirmek… 01-01-1970 03:00 Milenyum nesli ve tenha siyaset 01-01-1970 03:00 Neden Mustafa Bulut… 01-01-1970 03:00 Batının gücü nerden geliyor 01-01-1970 03:00 Sineklerin kartallalra savaşı… 01-01-1970 03:00 Ucb’un böylesi… 01-01-1970 03:00 İsrail'in muvaffakiyeti, Müslümanların muvaffakiyetsizliği 01-01-1970 03:00 Kutsal mekânlar hapishane gibi 01-01-1970 03:00 Her karışı Peygamber kokuyor 01-01-1970 03:00 Kudüs Gezisi 01-01-1970 03:00 Hiç büyümeseydim 01-01-1970 03:00 Olimpiyatları alsak ne yazar? 01-01-1970 03:00 Dağ tepeye, tepe kuma dönmesin… 01-01-1970 03:00 Mağlubiyetin sırrı 01-01-1970 03:00 SBS'deki başarının çarpıcı öyküsü. 01-01-1970 03:00 Ey menhus ruh artık titre 01-01-1970 03:00 İftar çadırı ve nesli ati 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve gezi hareketi 01-01-1970 03:00 Belki Garip, Ama Bir Öz Eleştiri 01-01-1970 03:00 Son Osmanlıya son saldırı… 01-01-1970 03:00 Kadınlık onuru 01-01-1970 03:00 Dehlizlerdeki sahte kahramanlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Türkiye’ye sığmıyor. 01-01-1970 03:00 Hangisi daha tehlikeli? 01-01-1970 03:00 Biz Ne Olacağız? 01-01-1970 03:00 Takdir ve İhanet 01-01-1970 03:00 Ne idik, ne olacağız? 01-01-1970 03:00 Mustafa Şahin 01-01-1970 03:00 Bir Liderin Doğuşu 01-01-1970 03:00 Yaşayan Efsane,Reis Yaylagül 01-01-1970 03:00 Mahmut Şahin 01-01-1970 03:00 Toplumsal refleksler 01-01-1970 03:00 Sükût Ediyorum 01-01-1970 03:00 Gelemeyen Bahar 01-01-1970 03:00 Herkes işine Baksın... 01-01-1970 03:00 Suçlu Benim 01-01-1970 03:00 Ormanın Tarihi Yeniden Yazılıyor 01-01-1970 03:00 Baykuş’un Gözleri 01-01-1970 03:00 Bir Masalım Var 01-01-1970 03:00 Deccal operasyonu mu Kürt sorunu mu? 01-01-1970 03:00 Eğitim, Toplum Ve İntihar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Ve Kızların Hakkı 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 2 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 1 01-01-1970 03:00 Kelimeler canlanır mı? 01-01-1970 03:00 Kavimler neden helak oldular? 01-01-1970 03:00 Ene ve nefsin serüveni 01-01-1970 03:00 Amerika’yı sömürmek… 01-01-1970 03:00 "mahşeri gördüm" 01-01-1970 03:00 Küre-i Arz Konuşunca... 01-01-1970 03:00 Kim ayvayı yiyecek? 01-01-1970 03:00 Baba mı dediniz? 01-01-1970 03:00 Hangi rejim? 01-01-1970 03:00 Bir Çıkmazın Anatomisi 01-01-1970 03:00 Hayal hakikat arası bir şey 01-01-1970 03:00 Zindandaki delik 01-01-1970 03:00 Yumurta idaresi 01-01-1970 03:00 Hain Köpek 01-01-1970 03:00 Bireyin gücü mü cemiyetin gücü mü? 01-01-1970 03:00 Acıdan söz et bana 01-01-1970 03:00 Bu film burda bitmez 01-01-1970 03:00 Demokratik yağmurlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Net ve TOKİ sürecinde almamız gereken ders 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa Veya Mü’min’in Yitik Malları 01-01-1970 03:00 Kaymakamların rolü ve Anadolu Mayası 01-01-1970 03:00 Kaymakamlar Geçidi 01-01-1970 03:00 Düşman içimizde… 01-01-1970 03:00 Kördüğüm Bir Dünya… 01-01-1970 03:00 Yansın Tahrir Meydanı 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum 01-01-1970 03:00 Mahkum adam nasıl hür adam olur? 01-01-1970 03:00 “Hür Adam”la açılan ufuklar… 01-01-1970 03:00 "Yarab hayretimi arttır" 01-01-1970 03:00 Her şey 'kün' de saklı 01-01-1970 03:00 Eyvah Amerika'yı kızdırdık 01-01-1970 03:00 Asrın en büyük eğitim yanlışı 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 2 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 01-01-1970 03:00 Haritaya dikkat! 01-01-1970 03:00 Devlet ve Ramazan Bayramı 01-01-1970 03:00 Onlar rahmete uçtu ya bize ne olacak? 01-01-1970 03:00 Perde gerisine bakalım bence… 01-01-1970 03:00 En büyük buluşma 01-01-1970 03:00 Yıkılmayan duvarlar (Mutluluğa yolculuk-2) 01-01-1970 03:00 Heni en lekum (Mutluluğa yolculuk) 01-01-1970 03:00 Asya'nın bahtına saplandım 2 01-01-1970 03:00 Şahin Bakışlı adam 01-01-1970 03:00 Hesaplanmayan Hesap 01-01-1970 03:00 Dağdan iniş… 01-01-1970 03:00 Cennette futbol var mı 01-01-1970 03:00 Gerçeğin çizgileri ve bir Ceylan 01-01-1970 03:00 Bayramlar Ve Bazı Adetlerimiz 01-01-1970 03:00 Irmak Ummanda Boğulur 01-01-1970 03:00 Tahrik,yara ve kontr hareketler. 01-01-1970 03:00 Cüruf’a Dikkat 01-01-1970 03:00 Ham Çarık Ve Kıl Çorap 01-01-1970 03:00 Uygun Adım 01-01-1970 03:00 Şimdi Jari Zamanı 01-01-1970 03:00 Ve yeni valimiz... 01-01-1970 03:00