İsrail'in muvaffakiyeti, Müslümanların muvaffakiyetsizliği

Sabri Altun

08-11-2013 09:42

Kudüs Notları-3

Her asır farklı bir karakter taşıyor.
Hemen hemen her asırda dünya yeniden şekilleniyor.
Ve her asırda dünyanın aktörleri değişiyor.
En azında son dört yüzyıla baktığımızda bu durumu net görebiliyoruz.

Rönesans ve keşiflerle başlayan Avrupa  üstünlüğü zirveye tırmanırken İngilizlerin dünya hâkimiyetiyle devam etti.
Güneş batmayan bir imparatorluk kurmuşlardı.
Bunu kurarken dünyayı ajanlar ile yönettiler.

Bu ajanların neler yaptığını ajanların hatıra notlarına okuyabiliyoruz.
Tabi böylece nasıl dünyayı idare ettiklerini de öğrenebiliyoruz.
Asıl mesele bu olmadığı için sadece hatırlatmakla geçiştiriyoruz.

İngilizler, yirminci asra kadar işi getirince 20. asrın başlarında topyekûn bir dünya düzeni inşa edilmişti.
Helaket ve felaket devri yaşanıyordu.
İngilizler dünyaya öyle bir fesat şırınga etmişlerdi ki insanlık tarihinin en büyük savaşlarıyla ancak temizlenebildi.

İnsanlık iki cihan savaşı yaşadı.
Bu andan sonra yönetimi Amerika ele aldı.
Amerika bir manada batının hayırlı evladı gibiydi.
Atalarının bütün yanlışlarını öğrenmiş, kendi iç birliğini sağlamış güçlü bir şekilde dünyaya müdahale etmeye başlamıştı.

İnsanlık fikir olarak, teknolojik olarak büyük inkılâplar yaşamıştı.
Beşer tarihinin belki de en büyük bir yol ayrımına gelmişti.
Modern düşünce kapitalizmi, kapitalizm Bolşevizm’i doğurmuştu.
İbrahim’i değerler ve semavi kriterler göz ardı ediliyordu.
İnsanlık adeta peygamberleri öldürmüş, peygamberlerin mezarı başında kavgaya tutuşmuştu.

Bu gün oturup o zamana baktığımızda ilginç bir nokta dikkat çekiyor.
Zira o andan itibaren dünyayı iki aktör idare etmeye başlamıştır.
Biri Amerika diğeri Yahudiler…

Bu ikisini mercek altına aldığımızda ikisinin de ortak bir noktası olduğunu göreceksiniz.
İkisi de kendi iç âlemlerinde o çağa inat dinlerine son derece bağlılar.
Modern filozoflar modern düşünürler “tanrı öldü”,”din afyondur” diyerek insanlığı dinsizliğe sürüklerken bunlar aile yapılarıyla fazla dikkat çekmeyen devlet yasalarıyla dinlerini yaşıyorlardı.

Evet, bugün İsrail’de herhangi bir anayasa yok.
Onlar sadece Tevrat’ın kanunlarıyla yönetiliyorlar.
Bugün dünya konjöktörüne baktığımızda, öyle bir aldatmaca var ki dersiniz dünyada asla herhangi bir devlet dini şeriatla yönetilmiyor.
İslam âleminin bazı devletleri şeriatı vurguladıklarında bütün dünya ayaklanırken İsrail ve Amerika kendi dinlerinin şeriatlarıyla yönetiliyorlar.
 
Kudüs’ün sokaklarında gezerken hele Yahudi mahallesini gezerken bu hakikati daha net bir şekilde görebiliyoruz.
Yahudi mahallesini gezdiğimiz gün cumartesiydi.
Onların bayramıydı.

Öyle bir zevk öyle bir coşkuyla bayramlaşıyordular ki bana ancak çocukluğumun bayramlarını hatırlatıyorlardı.
Ki biz ancak yılda iki defa bu duyguları yaşıyorduk, bunlar ise her cumartesi aynı şevk ve heyecanla yaşıyorlardı.

Bir yanda bunları görürken diğer yanda Amerika’nın filmleri hayalimde canlanıyordu.
Amerikalıların her filmlerinde ön plana çıkardıkları dini motifleri ve ailelerindeki dini yaşayışları, her sabah ve akşam “tanrılarına” hamd etmeleri hayalimde cirit atıp bütün benliğimi sararken, ağlama duvarına doğru gidiyorduk.

Yukarda ağlama duvarını seyredince o manzara ister istemez içimde burukluğa sebep oluyordu.
İçimi tarifi imkânsız bir hüzün yavaş yavaş sarıyordu.
Zaten mahalle boyunca Yahudilerin yaşam alanlarıyla Filistinlilerin mahallelerini kıyaslayıp aradaki farkı düşündükçe içim burkulmuştu.
Onların dinlerine olan hürmeti ve bütün İslam âleminin lakaytlığı hayal dünyamı allak bulak etmişti.

Ve işte şimdi ağlama duvarına doğru gidilen büyük alanın içindeydim.
Kubbet-ül sahra ve Mescidi Aksa gözlerimin önünde yavaş yavaş silinmeye başlıyordu.
İçine girdiğim hüzün girdabı ağlama duvarına doğru attığım her adım gözlerimde yaşa inkılap etmeye hazırlanıyordu.
Öyle sanıyorum ki o duvara vardığım anda istemsiz olarak gözlerimde yaşlar fışkıracaktı.

Hayatımda nadir yaşadığım bir kasavet içindeydim.
Az bir mesafe kamıştı ki Allah'tan bir görevli başımıza Yahudi takkesi “kippa”yı almadan gidemeyeceğimizi söylemişti de gurup liderimiz Davut hoca madem öyle biz de oraya gitmek zorunda değiliz deyip geri çekilmişti.

Geri dönünce sanki büyü bozulmuştu.
“Oh be, beni büyük bir kâbustan uyandırdın“ dedim.

Aslında kâbus devam ediyordu.
Buralara gelmemdeki maksadım daha önce de belirttiğim gibi madem İsrail’e geliyorsak, Mescid-i Aksa’yı ziyaretle birlikte, İsraillilerin bu başarısının arkasındaki sırrı keşfetmeye çalışmaktı.
Ve işte o sırrın anahtarını bugün ele geçirmiştim.

İsrail’in dinine ve mukaddesatına aşk ve şevkle bağlılığıydı.
Bunlar dinlerine bu kadar bağlı iken bizler de birbirimize bu kadar düşman iken asla bunları yenemezdik.

Bunlar kendi inançları doğrultusunda kendi soylarında ki peygamberlere bu kadar hürmetkârken bizler nerdeyse Resulullah’ı (asm) devre dışı bırakmaya çalışmışken tabii ki bunları yenemeyiz.

Resulullah’ı devre dışı bırakmaya çalıştığımızı söylerken abartmadığımı anlamak isterseniz, önce Vahabi’lere ve Mekke Medine’yi idare ederken nasıl davrandıklarını incelemek ve ülkemizde cumhuriyetin ilk yıllarında Resulullah ve İslamiyet için takınılan tavra göz gezdirmek yeterli olacaktır.

Daha önce Yahudilerle ilgili okuduğum bir kitapta şöyle bir tanımlama getirilmişti: her bir Yahudi bütün dünyayı kendisine düşman bilir, eğer hayatta kalmak istiyorsa yaptığı işi en güzel şekilde yapmak zorundadır. Yani her ne konu olursa olsun bir Yahudi kendi mesleğinde mutlaka birinci olmazsa ölecek diye bir korku ve mecburiyetle yaşıyor.
Hakikaten bu manayı da buradaki İsraillilerin gözlerinden okumak mümkündür.

İstisnasız hangi Yahudi ile göz göze geldiysek derin ürkeklik dikkat çekmiştir.
Hâlbuki onların ülkesinde bir turist olarak gezdiğimiz halde bizden korktuklarını hissedebiliyorduk.
Tabi bu durumu bu şekilde görünce aslında İsrail’in saldırganlığının arkasında bir pervasızlık değil bir ürkekliğin ve derin bir korkaklığın olduğunu da görebiliyorsunuz.
Eh bu hali böyle tespit edince Kur’an ile hakikatin zıtlaşmadığını da görüyorsunuz.

DİĞER YAZILARI Bebeklerin Gücü.... 01-01-1970 03:00 Devletin inisiyatif gücü 01-01-1970 03:00 “Vurun kahpeye” 01-01-1970 03:00 Ormanda 15 Temmuz 01-01-1970 03:00 Orantısız Kavgalar 01-01-1970 03:00 Orman'da Yeni Düzen! 01-01-1970 03:00 Pralamenter sistem aslında ne demek 01-01-1970 03:00 Bir eseri hiddet… 01-01-1970 03:00 Küffara giden dualarımız. 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Ve Bir Öneri! 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve parlamenterler sistem 01-01-1970 03:00 Panama Leaks ve Bediüzzaman 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum. 01-01-1970 03:00 Bir Devrin Anatomisi 01-01-1970 03:00 İnsanları idare edenlerin gözünü kan bürümüş. 01-01-1970 03:00 Ayrık otları ve yaşlı kadınlar 01-01-1970 03:00 Müslümanlar savaşıyor. 01-01-1970 03:00 Sınırı olmayacak… 01-01-1970 03:00 Alın o sapıkları başınıza çalın 01-01-1970 03:00 SÖZ 01-01-1970 03:00 Allah rızasını düşünen üçüncü şahıslara duyurulur 01-01-1970 03:00 Dilimizi yüreğimizle güçlendirmek… 01-01-1970 03:00 Milenyum nesli ve tenha siyaset 01-01-1970 03:00 Neden Mustafa Bulut… 01-01-1970 03:00 Batının gücü nerden geliyor 01-01-1970 03:00 Sineklerin kartallalra savaşı… 01-01-1970 03:00 Ucb’un böylesi… 01-01-1970 03:00 Kavgayla gelen bir mecburiyet 01-01-1970 03:00 Kutsal mekânlar hapishane gibi 01-01-1970 03:00 Her karışı Peygamber kokuyor 01-01-1970 03:00 Kudüs Gezisi 01-01-1970 03:00 Hiç büyümeseydim 01-01-1970 03:00 Olimpiyatları alsak ne yazar? 01-01-1970 03:00 Dağ tepeye, tepe kuma dönmesin… 01-01-1970 03:00 Mağlubiyetin sırrı 01-01-1970 03:00 SBS'deki başarının çarpıcı öyküsü. 01-01-1970 03:00 Ey menhus ruh artık titre 01-01-1970 03:00 İftar çadırı ve nesli ati 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve gezi hareketi 01-01-1970 03:00 Belki Garip, Ama Bir Öz Eleştiri 01-01-1970 03:00 Son Osmanlıya son saldırı… 01-01-1970 03:00 Kadınlık onuru 01-01-1970 03:00 Dehlizlerdeki sahte kahramanlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Türkiye’ye sığmıyor. 01-01-1970 03:00 Hangisi daha tehlikeli? 01-01-1970 03:00 Biz Ne Olacağız? 01-01-1970 03:00 Takdir ve İhanet 01-01-1970 03:00 Ne idik, ne olacağız? 01-01-1970 03:00 Mustafa Şahin 01-01-1970 03:00 Bir Liderin Doğuşu 01-01-1970 03:00 Yaşayan Efsane,Reis Yaylagül 01-01-1970 03:00 Mahmut Şahin 01-01-1970 03:00 Toplumsal refleksler 01-01-1970 03:00 Sükût Ediyorum 01-01-1970 03:00 Gelemeyen Bahar 01-01-1970 03:00 Herkes işine Baksın... 01-01-1970 03:00 Suçlu Benim 01-01-1970 03:00 Ormanın Tarihi Yeniden Yazılıyor 01-01-1970 03:00 Baykuş’un Gözleri 01-01-1970 03:00 Bir Masalım Var 01-01-1970 03:00 Deccal operasyonu mu Kürt sorunu mu? 01-01-1970 03:00 Eğitim, Toplum Ve İntihar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Ve Kızların Hakkı 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 2 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 1 01-01-1970 03:00 Kelimeler canlanır mı? 01-01-1970 03:00 Kavimler neden helak oldular? 01-01-1970 03:00 Ene ve nefsin serüveni 01-01-1970 03:00 Amerika’yı sömürmek… 01-01-1970 03:00 "mahşeri gördüm" 01-01-1970 03:00 Küre-i Arz Konuşunca... 01-01-1970 03:00 Kim ayvayı yiyecek? 01-01-1970 03:00 Baba mı dediniz? 01-01-1970 03:00 Hangi rejim? 01-01-1970 03:00 Bir Çıkmazın Anatomisi 01-01-1970 03:00 Hayal hakikat arası bir şey 01-01-1970 03:00 Zindandaki delik 01-01-1970 03:00 Yumurta idaresi 01-01-1970 03:00 Hain Köpek 01-01-1970 03:00 Bireyin gücü mü cemiyetin gücü mü? 01-01-1970 03:00 Acıdan söz et bana 01-01-1970 03:00 Bu film burda bitmez 01-01-1970 03:00 Demokratik yağmurlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Net ve TOKİ sürecinde almamız gereken ders 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa Veya Mü’min’in Yitik Malları 01-01-1970 03:00 Kaymakamların rolü ve Anadolu Mayası 01-01-1970 03:00 Kaymakamlar Geçidi 01-01-1970 03:00 Düşman içimizde… 01-01-1970 03:00 Kördüğüm Bir Dünya… 01-01-1970 03:00 Yansın Tahrir Meydanı 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum 01-01-1970 03:00 Mahkum adam nasıl hür adam olur? 01-01-1970 03:00 “Hür Adam”la açılan ufuklar… 01-01-1970 03:00 "Yarab hayretimi arttır" 01-01-1970 03:00 Her şey 'kün' de saklı 01-01-1970 03:00 Eyvah Amerika'yı kızdırdık 01-01-1970 03:00 Asrın en büyük eğitim yanlışı 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 2 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 01-01-1970 03:00 Haritaya dikkat! 01-01-1970 03:00 Devlet ve Ramazan Bayramı 01-01-1970 03:00 Onlar rahmete uçtu ya bize ne olacak? 01-01-1970 03:00 Perde gerisine bakalım bence… 01-01-1970 03:00 En büyük buluşma 01-01-1970 03:00 Yıkılmayan duvarlar (Mutluluğa yolculuk-2) 01-01-1970 03:00 Heni en lekum (Mutluluğa yolculuk) 01-01-1970 03:00 Asya'nın bahtına saplandım 2 01-01-1970 03:00 Şahin Bakışlı adam 01-01-1970 03:00 Hesaplanmayan Hesap 01-01-1970 03:00 Dağdan iniş… 01-01-1970 03:00 Cennette futbol var mı 01-01-1970 03:00 Gerçeğin çizgileri ve bir Ceylan 01-01-1970 03:00 Bayramlar Ve Bazı Adetlerimiz 01-01-1970 03:00 Irmak Ummanda Boğulur 01-01-1970 03:00 Tahrik,yara ve kontr hareketler. 01-01-1970 03:00 Cüruf’a Dikkat 01-01-1970 03:00 Ham Çarık Ve Kıl Çorap 01-01-1970 03:00 Uygun Adım 01-01-1970 03:00 Şimdi Jari Zamanı 01-01-1970 03:00 Ve yeni valimiz... 01-01-1970 03:00