Her karışı Peygamber kokuyor

Sabri Altun

11-10-2013 09:00

Mescid-i Aksa niyetine çıkıp, ulvi duygular eşliğinde yapılası bir yolculuk seyrini İsrail’e çevirince ister istemez atmosfer başkalaşıyor.

Mekke, Medine ve Kudüs üçgenindeki uhrevi hava yerini İsrail, Filistin, İsrail-Arap ve Yahudi-İslam kavgasının kıskacına bırakıyor.

Dini duyguların manevi huzuru, yerini dini duyguların siyasal işkencesine bırakınca, gerçekten her şey farklılaşıyor.

Artık gideceğiniz yer İsrail’dir.

Eğer İsrail’e bir yolculuk yapıyorsanız, bu yolculuğun her şeye gebe olduğunu bilmeniz gerekiyor.

Arkadaşlarla yaptığımız yorumlarda; ”her şeye hazır olmamız gerektiğinin“ kararına varmıştık.

Nitekim tam uçağa bineceğimiz anda bir arkadaşımızın evraklarını girişte unutup gidip tekrar getirmeye çalışırken 5 dakikalık bir gecikme yüzünde uçağa bizi bindirmemişlerdi.

Dolayısıyla sabah saat 7'de binmemiz gerekirken o akşam saat 9'da başka bir hava alanına başka bir uçağa bilet alarak gitmek zorunda kalmıştık.

Geç saatte de olsa artık İsrail'deydik.

Yaşadığımız manzaraları daha önce çeşitli film ve belgesellerde görmüştüm.

Gümrükte pasaport kontrolü esnasında, tek tek gözlem odalarına alınma…

Tek tek sorguya çekilme…

Her detay, her hareketin hassasiyetle değerlendirilmesi…

İsimler özerinde sorgu sual…

En nihayet uzun bıktırıcı bir uğraştan sonra gümrükten çıkış…

(Herkese mi aynı uygulama var? Sanmıyorum. Eğer Müslümansanız hele hele isimleriniz; Müslim, Mücahit, Ömer ise o zaman sistem daha da ağırlaşıyor.)

Bizi gümrükte Oktay Bey karşılamıştı.

Oktay Bey hem Türk hem de İsrail vatandaşıydı.

Yahudi asıllıydı.

Hanımıyla birlikte bizi İsrail sınırları içinde onlar gezdirecek bizlere rehberlik yapacaklardı.

Asıl adı “Yusef” olan Oktay bey, bizimle Kuddüs’ün Filistin bölgesindeki otele gelip, bizi otele yerleştirdikten sonra, sabah erkenden bizi Filistinli bir rehberin teslim alacağını söyleyerek ayrılmıştı.

Kudüs’e gelip sabah namazını Mescid-i Aksa’da kılmamak olmazdı.

Arkadaşlarla istişare ettik.

O kadar yorulmuştuk ki istişare sonucu bu sabahı otelde geçirme kararı çıkmıştı.

Belki bizi caydıran kaldığımız otel ile Mescidi Aksa arasındaki 20 km mesefaydi.

O gece yatağa uzandığımızda saat 01’i geçiyordu.

Normalde yer değiştirdiğim zamanlar pek uykum gelmez lakin o gece başımı yastığa koyar koymaz uyumuştum.

Ne kadar uyuduğumu bilmiyordum, birden Yahya hocanın beni uyandırdığını gördüm ezan okuyordu.

“Kalk sabah namazını kılalım tekrar yatarız” demişti.

Hemen abdest alıp henüz ezan bitmeden sabah namazını kılmaya başladık.

Gezeceğimiz yerler o kadar çok fazlaydki gece gündüz yol alsak ancak bitirebilirdik.

Bu topraklar her üç semavi din için çok önemli ve mübarek topraklardır.

Filistin öyle mübarek bir yerki her karışı peygamber kokuyor.

Eğer nefesinizi kalbinizle alırsanız, aldığınız her nefeste peygamberler duası karışımını hissedebilirsiniz.

Ve gezeceğiniz yerler sizi peygamberlerin bir nevi yaşam alanı olan halk ile Halık arasındaki araf’ın sahralarında ilahi mesajların mühürlendiği sonsuzluklara uçurur.

Ve ne yazık ki bütün bu yerleri iki günde göreceğiz.

Bu kısa zamanı uzatmak için ancak 'an’a hükmetmek gerekecek.

Yani 'an’ın sınırsızlığını keşfetmeniz lazım.

Ve 'an’ı yudum yudum yaşamanız lazım…

***

Önce Mescid-i Aksâ’da  çeşitli vakit namazlarını kılacak, Kubbet’üs-Sahra’ya yüz sürecek, Mirac’ta Peygamberimizin (asm) üzerinden göklere ve ötesine yükseldiği Muallak Taş’ını görecek ve Miraç gecesi kendisini Mekke’den Kudüs’e binek olarak getiren Burak’ı bağladığı Burak Mescidi ile tarihî Mervan Câmiini ziyaret edeceksiniz. Sonra Ağlama Duvarı, tarihî Kıyamet Kilisesi ve Hazreti Ömer Câmiini gezeceksiniz. Ve zaman bulabilirseniz Eski Kudüs çarşılarında gezinti yapacaksınız.

Sonra, Zeytin Dağına hareket edilecek, buradan kuşbakışı Kudüs’ü temaşa edip, Sahabî Selman El-Farisî ve Râbia’tül Adeviyye türbelerini ziyaret edeceksiniz. Ardından Hazreti Meryem ve ana ve babasının medfun bulunduğuna inanılan Kilise ile Hazreti Davud türbesini ziyaret edip, daha sonra dünyanın en eski şehri ve deniz seviyesinden 400 m aşağıda bulunan Erîha ile Lut Kavminin helâk olduğu Sodom ve Gomore şehirlerinin altında kaldığı Lut Gölü'ne (Ölü Deniz) ve gezintisi yapacaksınız. Sonra Hazreti Musa Kabri ve Külliyesi ziyaret edecek ve Mescid-i Aksa’da yatsı namaz kılacaksınız.

Ertesi gün; Mescid-i Aksa’da sabah namazını müteakip Halil şehrine hareket edecek, burada Harem-i İbrahîmî’yi ve bu kapsamda Hazreti İbrahim, Hazreti İshak, Hazreti Yakup ve Hazreti Yusuf Peygamberlerin kabirlerine yüzünüzü süreceksiniz. Sonra Helhul Kasabasındaki Yunus Peygamberin kabrini ziyaret edip Beytlahm şehrine geçeceksiniz. Burada tarihî bir kilise içinde kalan Hazreti İsâ’nın doğduğu yeri ziyaret edip, kısa bir moladan sonra Telaviv ve Yafa'ya hareket edeceksiniz. Yafa’daki Sultan Mahmud Camii ve Külliyesi ile Osmanlı eserleri ziyaretinden sonra Telaviv Havalimanına hareket edip İsrail’den çıkmaya çalışacaksınız.

“Çalışacaksınız” diyorum, çünkü İsrail’e girmek bir zor ise çıkmak bin zordur.

Her şeyiniz didik didik aranıyor.

Eğer ellerinde gelse gördüklerinizi ve hissetiklerinizi bile orada bıraktırıp yollamak isterler.

Nitekim İsrail’den çıktığımız an büyük bir esaretten kurtulduğumuzun hissine kapılmıştık.

Zira her birimizi ayrı bir şekilde muameleye tabi tutmuşlardı.

Adeta onların gözünde herkes potansiyel bir teröristti.

Yalnız bu arada şu tespiti yapmadan geçmeyeceğim;
Bizler oradan ayrıldıktan sonra topluca şöyle bir düşünceye sahip olduk: Ne olursa olsun İsrail ne kadar istemse de Müslümanların mutlaka buralara gelip, kendi değerlerine sahip çıkması gerekiyor.

İsrail’in nasıl bir siyaset güttüğünü, nasıl bütün kutsal mekânları ablukaya aldıklarını, nasıl bütün Filistin’e sahip olma siyasetini izlediğini görmeleri gerekiyor.

Öyle ki İsrail kendi devlet sınırlarını belirtmemiş.

Net bir çizgi yok.

İstediği topraklara önce bir iki derme çatma tahtadan evler yapıyor sonra “burası benim” deyip ardında büyük mahalleler kuruyor.

Belki gezdiğimiz yollar boyunca onlarca mahalle ve yüzlerce boş evlere rast gelmiştik.

Diğer tarafta başta Filistinliler olmak üzere yerleşik halkı oradan çıkartmaya zorluyor.

Mesela Kudüs üç büyük dinin kutsal beldesi olduğu halde, tamamen kendi kontrolünde olduğu halde gerek Filistinli Müslümanları gerekse orada yaşayan Hıristiyanları göçe zorluyorlar.

Her ne kadar Filistinliler mevzi kaybetmemişlerse de fazla bir yetkileri olmadığı gibi Hıristiyanlar gizli bir göçün eşiğine gelmişler.

Rehberimizin anlattığına göre epey Hıristiyan göç etmiş ve daha da göç edeceklere benziyorlarmış.

(Devam edecek)

(Mescid-i Aksa'da sohbet)

(Lut Gölü)

 

DİĞER YAZILARI Bebeklerin Gücü.... 01-01-1970 03:00 Devletin inisiyatif gücü 01-01-1970 03:00 “Vurun kahpeye” 01-01-1970 03:00 Ormanda 15 Temmuz 01-01-1970 03:00 Orantısız Kavgalar 01-01-1970 03:00 Orman'da Yeni Düzen! 01-01-1970 03:00 Pralamenter sistem aslında ne demek 01-01-1970 03:00 Bir eseri hiddet… 01-01-1970 03:00 Küffara giden dualarımız. 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Ve Bir Öneri! 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve parlamenterler sistem 01-01-1970 03:00 Panama Leaks ve Bediüzzaman 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum. 01-01-1970 03:00 Bir Devrin Anatomisi 01-01-1970 03:00 İnsanları idare edenlerin gözünü kan bürümüş. 01-01-1970 03:00 Ayrık otları ve yaşlı kadınlar 01-01-1970 03:00 Müslümanlar savaşıyor. 01-01-1970 03:00 Sınırı olmayacak… 01-01-1970 03:00 Alın o sapıkları başınıza çalın 01-01-1970 03:00 SÖZ 01-01-1970 03:00 Allah rızasını düşünen üçüncü şahıslara duyurulur 01-01-1970 03:00 Dilimizi yüreğimizle güçlendirmek… 01-01-1970 03:00 Milenyum nesli ve tenha siyaset 01-01-1970 03:00 Neden Mustafa Bulut… 01-01-1970 03:00 Batının gücü nerden geliyor 01-01-1970 03:00 Sineklerin kartallalra savaşı… 01-01-1970 03:00 Ucb’un böylesi… 01-01-1970 03:00 Kavgayla gelen bir mecburiyet 01-01-1970 03:00 İsrail'in muvaffakiyeti, Müslümanların muvaffakiyetsizliği 01-01-1970 03:00 Kutsal mekânlar hapishane gibi 01-01-1970 03:00 Kudüs Gezisi 01-01-1970 03:00 Hiç büyümeseydim 01-01-1970 03:00 Olimpiyatları alsak ne yazar? 01-01-1970 03:00 Dağ tepeye, tepe kuma dönmesin… 01-01-1970 03:00 Mağlubiyetin sırrı 01-01-1970 03:00 SBS'deki başarının çarpıcı öyküsü. 01-01-1970 03:00 Ey menhus ruh artık titre 01-01-1970 03:00 İftar çadırı ve nesli ati 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve gezi hareketi 01-01-1970 03:00 Belki Garip, Ama Bir Öz Eleştiri 01-01-1970 03:00 Son Osmanlıya son saldırı… 01-01-1970 03:00 Kadınlık onuru 01-01-1970 03:00 Dehlizlerdeki sahte kahramanlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Türkiye’ye sığmıyor. 01-01-1970 03:00 Hangisi daha tehlikeli? 01-01-1970 03:00 Biz Ne Olacağız? 01-01-1970 03:00 Takdir ve İhanet 01-01-1970 03:00 Ne idik, ne olacağız? 01-01-1970 03:00 Mustafa Şahin 01-01-1970 03:00 Bir Liderin Doğuşu 01-01-1970 03:00 Yaşayan Efsane,Reis Yaylagül 01-01-1970 03:00 Mahmut Şahin 01-01-1970 03:00 Toplumsal refleksler 01-01-1970 03:00 Sükût Ediyorum 01-01-1970 03:00 Gelemeyen Bahar 01-01-1970 03:00 Herkes işine Baksın... 01-01-1970 03:00 Suçlu Benim 01-01-1970 03:00 Ormanın Tarihi Yeniden Yazılıyor 01-01-1970 03:00 Baykuş’un Gözleri 01-01-1970 03:00 Bir Masalım Var 01-01-1970 03:00 Deccal operasyonu mu Kürt sorunu mu? 01-01-1970 03:00 Eğitim, Toplum Ve İntihar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Ve Kızların Hakkı 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 2 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 1 01-01-1970 03:00 Kelimeler canlanır mı? 01-01-1970 03:00 Kavimler neden helak oldular? 01-01-1970 03:00 Ene ve nefsin serüveni 01-01-1970 03:00 Amerika’yı sömürmek… 01-01-1970 03:00 "mahşeri gördüm" 01-01-1970 03:00 Küre-i Arz Konuşunca... 01-01-1970 03:00 Kim ayvayı yiyecek? 01-01-1970 03:00 Baba mı dediniz? 01-01-1970 03:00 Hangi rejim? 01-01-1970 03:00 Bir Çıkmazın Anatomisi 01-01-1970 03:00 Hayal hakikat arası bir şey 01-01-1970 03:00 Zindandaki delik 01-01-1970 03:00 Yumurta idaresi 01-01-1970 03:00 Hain Köpek 01-01-1970 03:00 Bireyin gücü mü cemiyetin gücü mü? 01-01-1970 03:00 Acıdan söz et bana 01-01-1970 03:00 Bu film burda bitmez 01-01-1970 03:00 Demokratik yağmurlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Net ve TOKİ sürecinde almamız gereken ders 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa Veya Mü’min’in Yitik Malları 01-01-1970 03:00 Kaymakamların rolü ve Anadolu Mayası 01-01-1970 03:00 Kaymakamlar Geçidi 01-01-1970 03:00 Düşman içimizde… 01-01-1970 03:00 Kördüğüm Bir Dünya… 01-01-1970 03:00 Yansın Tahrir Meydanı 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum 01-01-1970 03:00 Mahkum adam nasıl hür adam olur? 01-01-1970 03:00 “Hür Adam”la açılan ufuklar… 01-01-1970 03:00 "Yarab hayretimi arttır" 01-01-1970 03:00 Her şey 'kün' de saklı 01-01-1970 03:00 Eyvah Amerika'yı kızdırdık 01-01-1970 03:00 Asrın en büyük eğitim yanlışı 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 2 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 01-01-1970 03:00 Haritaya dikkat! 01-01-1970 03:00 Devlet ve Ramazan Bayramı 01-01-1970 03:00 Onlar rahmete uçtu ya bize ne olacak? 01-01-1970 03:00 Perde gerisine bakalım bence… 01-01-1970 03:00 En büyük buluşma 01-01-1970 03:00 Yıkılmayan duvarlar (Mutluluğa yolculuk-2) 01-01-1970 03:00 Heni en lekum (Mutluluğa yolculuk) 01-01-1970 03:00 Asya'nın bahtına saplandım 2 01-01-1970 03:00 Şahin Bakışlı adam 01-01-1970 03:00 Hesaplanmayan Hesap 01-01-1970 03:00 Dağdan iniş… 01-01-1970 03:00 Cennette futbol var mı 01-01-1970 03:00 Gerçeğin çizgileri ve bir Ceylan 01-01-1970 03:00 Bayramlar Ve Bazı Adetlerimiz 01-01-1970 03:00 Irmak Ummanda Boğulur 01-01-1970 03:00 Tahrik,yara ve kontr hareketler. 01-01-1970 03:00 Cüruf’a Dikkat 01-01-1970 03:00 Ham Çarık Ve Kıl Çorap 01-01-1970 03:00 Uygun Adım 01-01-1970 03:00 Şimdi Jari Zamanı 01-01-1970 03:00 Ve yeni valimiz... 01-01-1970 03:00