Hayal hakikat arası bir şey

Sabri Altun

12-08-2011 12:32

Gerçek olanla kurgusal ve düşsel olan iç içe geçirilerek harmanlanan bir dünya düşünün.

Tek bir konu, tek boyutlu kahraman anlayışı, tek bir anlatım biçimi, tek bir bakış açısı, tek bir kültüre ait motifler yerine çok yönlü ve değişik unsurları bir arada kullanma yoluna gidilmiş bir dünya düşünün.

Çok boyutluluk, farklılıkların zenginliği ilkesi esasını düşünün.

Bütünlüklü tek bir doğrunun olmadığı; bunun yerine farklı ve parçalardan oluşan doğruların bulunduğu bir dünya düşünün.

Bunun sonucunda içinde yaşadığımız somut dünyaya alternatif dünyalar düşünün.

İç dünyamızda, ruhumuzda, toplumsal ve bireysel hafızamızda başka dünyalar ve başka gerçeklerin de varlığını hesaplayın.

Ve bu düşünce kıvamı içerisinde gelin bir Ramazan ayında iftara bir saat kala dünyanın dışına çıkın.
Şöyle bir dünyayı seyredin.
Neler hissedeceksiniz.

*  *   *

Sonra elinizde iki dürbün olduğunu varsayın.

Bir dürbünle maddi dünyanın her karesini tüm ayrıntılarıyla gösterdiğini düşünün.

Mesela bir anda New York’un ihtişamlı binalarını içindeki tüm çalışan ve yaşayanlarını gösterirken bir anda dünyanın tüm ihtişamını gösteren tüm çağdaş uygarlığın başkentlerini didik didik taradığınızı düşünün.

Sonra dev metropollerin dev çöplüklerini taradığınızı düşünün.

O çöplüklerde günlük israf edilen tonlarca gıdayı düşünün.

Sonra o çöplüklere yığınak yapan çöp kamyonların geçtiği mekânları ve ister tek tek evlere isterseniz sadece çok yıldızlı otellere bakın.

İsterseniz biraz daha bakışınızı özelleştirip sadece açık büfe satan dev otellere ve otel zincirlerini takip edin.

Sonra yediği önünde yemediği arkasında milyonlarca insanları seyredin.

Sonra bir an Müslüman olduğunuzu hatırlayın sadece İslam alemindeki iftar sofralarına nazarlarınızı, yani dürbününüzü gezdirin.

Bütün bunları seyredene kadar iftar vaktinin geldiğini ve masalarında iftarını açan Müslümanların masalarındaki yiyecek artıklarına bakın.

Sonra böceklere, sonra kuşlara, derken okyanuslara bakıp biraz tefekkür ederken birden farkında olmadan Somali’ye baktığını göreceksiniz.

Annesinin kucağında bir deri bir kemik kalan yavrulara annesinin gözleriyle bakın…

Ne kadara garip değil mi?

Gerçekten öyle bir çocuğa annesinin gözüyle bakabilecek miyiz?

Dur! Dur!

Hemen gözünü kaçırma gel birazcık birlikte tefekkür edelim.

*   *   *

Şimdi ise hani ikinci bir dürbün vardı ya onunla dünyaya bakalım.

Bu dürbün biraz farklıdır.

Maddeden çok mana boyutunu gösteriyor.

Zahiri yaşantıdan çok kader boyutunu gösteriyor.

Şimdi yeryüzüne bakalım!

Her şey bir anda farklılaştı değil mi?

Yeryüzünden sema ya akışı görüyor musun?

Şuradaki bir düğmeye basarsan sesleri de işiteceksin.

Vaveylaları, çığlıkları duyuyor musun?

Adeta yeryüzünün tüm mahlûkatı şikâyetçi...

Sanki tüm nimetler öfkeli.

Sanki her şey insanlardan illallah ediyor her şey nefret kusuyor.

Oysa şu dürbünle dünyayı bırakıp tüm kâinata baktığımızda tüm kâinatların bir ahenk içinde zikrettiğini göreceksin.

“Ve inmin şeyin illa yusebbihu bir hamdihi.”

Sadece evet sadece yeryüzünde vaveylalar ve nefretler çıkıyor.

Beni bir titreme sardı sanırım senide sardı.

İnsan ne kadar cahil ne kadar zalimmiş değil mi?

Bu kıvamı yakalamışken yeryüzüne biraz daha derinden bakalım.

Ve düşünelim.

Yeryüzü nimetlerine bakalım.

Cenab-ı Hak, yeryüzünü büyük bir sofra yapmış ve envai çeşit nimetlerle süslemiş.

Sonra başta insanları ve ardından tüm canlıları buyur etmiş.

Muazzam bir Rububiyet ve Rahimiyet değil mi?

Ve sonra şöyle demiş:
“Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, Allah rızkını vermesin.” (Hud/6)
 
Ve Bediüzaman bundan ve buna benzer ayetlerden şu hükmü çıkartmış:
“Hayatı kim vermiş, yapmış ise; rızıkla o hayatı besleyen ve idâme eden de odur.” (Sözler)
 
Şimdi gelelim iftar vaktine…
Hani dünyanın dışına çıkmıştık ya!
Gelmişken bir noktaya daha dikkat edelim.
Yeryüzündeki iftar saatine bakalım.
Bütün müminler sofra başında ilahi emri bekliyorlar.
Sabahtan beri aç kalmışlar tüm nimetlerin tadını hissetmişler.
Büyük Rububiyeti kavramışlar ve külli bir ubudiyetle karşılık verecekler.

Bir anda ezanla birlikte şükür içinde iftar ediyorlar.
Bir anda yeryüzünü savmın nuru sardı değil mi?
Ramazanın rahmeti orucun bereketiyle buluştu ve mü’min insanlar şükür secdesine vardılar.
İşte demin gördüğümüz tüm vaveylaları bu nur sardı hatta tüm kâinatın nazarı dikkatini bile celbetti.
Şimdi bütün kâinat mahlûkatıyla birlikte tüm melekler mü’min insana hayran hayran bakmaktadır.
Fakat…
Fakat…
Şu israf da olmazsa…
Ehli dünya bunun farkında olmayabilir ama mü’minler bunun farkında olmalı.
Sadece sofralarımızdaki fazlalıkları bile israf etmeyip Somalilere gönderseydik hiçbir çocuk açlıktan ölmeyecekti.
Zira taahhüdü Rabbaniyeyi bizler bozuyoruz.
Korkarım ki kader hükmünü kötü koyacaktır…

DİĞER YAZILARI Bebeklerin Gücü.... 01-01-1970 03:00 Devletin inisiyatif gücü 01-01-1970 03:00 “Vurun kahpeye” 01-01-1970 03:00 Ormanda 15 Temmuz 01-01-1970 03:00 Orantısız Kavgalar 01-01-1970 03:00 Orman'da Yeni Düzen! 01-01-1970 03:00 Pralamenter sistem aslında ne demek 01-01-1970 03:00 Bir eseri hiddet… 01-01-1970 03:00 Küffara giden dualarımız. 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Ve Bir Öneri! 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve parlamenterler sistem 01-01-1970 03:00 Panama Leaks ve Bediüzzaman 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum. 01-01-1970 03:00 Bir Devrin Anatomisi 01-01-1970 03:00 İnsanları idare edenlerin gözünü kan bürümüş. 01-01-1970 03:00 Ayrık otları ve yaşlı kadınlar 01-01-1970 03:00 Müslümanlar savaşıyor. 01-01-1970 03:00 Sınırı olmayacak… 01-01-1970 03:00 Alın o sapıkları başınıza çalın 01-01-1970 03:00 SÖZ 01-01-1970 03:00 Allah rızasını düşünen üçüncü şahıslara duyurulur 01-01-1970 03:00 Dilimizi yüreğimizle güçlendirmek… 01-01-1970 03:00 Milenyum nesli ve tenha siyaset 01-01-1970 03:00 Neden Mustafa Bulut… 01-01-1970 03:00 Batının gücü nerden geliyor 01-01-1970 03:00 Sineklerin kartallalra savaşı… 01-01-1970 03:00 Ucb’un böylesi… 01-01-1970 03:00 Kavgayla gelen bir mecburiyet 01-01-1970 03:00 İsrail'in muvaffakiyeti, Müslümanların muvaffakiyetsizliği 01-01-1970 03:00 Kutsal mekânlar hapishane gibi 01-01-1970 03:00 Her karışı Peygamber kokuyor 01-01-1970 03:00 Kudüs Gezisi 01-01-1970 03:00 Hiç büyümeseydim 01-01-1970 03:00 Olimpiyatları alsak ne yazar? 01-01-1970 03:00 Dağ tepeye, tepe kuma dönmesin… 01-01-1970 03:00 Mağlubiyetin sırrı 01-01-1970 03:00 SBS'deki başarının çarpıcı öyküsü. 01-01-1970 03:00 Ey menhus ruh artık titre 01-01-1970 03:00 İftar çadırı ve nesli ati 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve gezi hareketi 01-01-1970 03:00 Belki Garip, Ama Bir Öz Eleştiri 01-01-1970 03:00 Son Osmanlıya son saldırı… 01-01-1970 03:00 Kadınlık onuru 01-01-1970 03:00 Dehlizlerdeki sahte kahramanlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Türkiye’ye sığmıyor. 01-01-1970 03:00 Hangisi daha tehlikeli? 01-01-1970 03:00 Biz Ne Olacağız? 01-01-1970 03:00 Takdir ve İhanet 01-01-1970 03:00 Ne idik, ne olacağız? 01-01-1970 03:00 Mustafa Şahin 01-01-1970 03:00 Bir Liderin Doğuşu 01-01-1970 03:00 Yaşayan Efsane,Reis Yaylagül 01-01-1970 03:00 Mahmut Şahin 01-01-1970 03:00 Toplumsal refleksler 01-01-1970 03:00 Sükût Ediyorum 01-01-1970 03:00 Gelemeyen Bahar 01-01-1970 03:00 Herkes işine Baksın... 01-01-1970 03:00 Suçlu Benim 01-01-1970 03:00 Ormanın Tarihi Yeniden Yazılıyor 01-01-1970 03:00 Baykuş’un Gözleri 01-01-1970 03:00 Bir Masalım Var 01-01-1970 03:00 Deccal operasyonu mu Kürt sorunu mu? 01-01-1970 03:00 Eğitim, Toplum Ve İntihar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Ve Kızların Hakkı 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 2 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 1 01-01-1970 03:00 Kelimeler canlanır mı? 01-01-1970 03:00 Kavimler neden helak oldular? 01-01-1970 03:00 Ene ve nefsin serüveni 01-01-1970 03:00 Amerika’yı sömürmek… 01-01-1970 03:00 "mahşeri gördüm" 01-01-1970 03:00 Küre-i Arz Konuşunca... 01-01-1970 03:00 Kim ayvayı yiyecek? 01-01-1970 03:00 Baba mı dediniz? 01-01-1970 03:00 Hangi rejim? 01-01-1970 03:00 Bir Çıkmazın Anatomisi 01-01-1970 03:00 Zindandaki delik 01-01-1970 03:00 Yumurta idaresi 01-01-1970 03:00 Hain Köpek 01-01-1970 03:00 Bireyin gücü mü cemiyetin gücü mü? 01-01-1970 03:00 Acıdan söz et bana 01-01-1970 03:00 Bu film burda bitmez 01-01-1970 03:00 Demokratik yağmurlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Net ve TOKİ sürecinde almamız gereken ders 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa Veya Mü’min’in Yitik Malları 01-01-1970 03:00 Kaymakamların rolü ve Anadolu Mayası 01-01-1970 03:00 Kaymakamlar Geçidi 01-01-1970 03:00 Düşman içimizde… 01-01-1970 03:00 Kördüğüm Bir Dünya… 01-01-1970 03:00 Yansın Tahrir Meydanı 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum 01-01-1970 03:00 Mahkum adam nasıl hür adam olur? 01-01-1970 03:00 “Hür Adam”la açılan ufuklar… 01-01-1970 03:00 "Yarab hayretimi arttır" 01-01-1970 03:00 Her şey 'kün' de saklı 01-01-1970 03:00 Eyvah Amerika'yı kızdırdık 01-01-1970 03:00 Asrın en büyük eğitim yanlışı 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 2 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 01-01-1970 03:00 Haritaya dikkat! 01-01-1970 03:00 Devlet ve Ramazan Bayramı 01-01-1970 03:00 Onlar rahmete uçtu ya bize ne olacak? 01-01-1970 03:00 Perde gerisine bakalım bence… 01-01-1970 03:00 En büyük buluşma 01-01-1970 03:00 Yıkılmayan duvarlar (Mutluluğa yolculuk-2) 01-01-1970 03:00 Heni en lekum (Mutluluğa yolculuk) 01-01-1970 03:00 Asya'nın bahtına saplandım 2 01-01-1970 03:00 Şahin Bakışlı adam 01-01-1970 03:00 Hesaplanmayan Hesap 01-01-1970 03:00 Dağdan iniş… 01-01-1970 03:00 Cennette futbol var mı 01-01-1970 03:00 Gerçeğin çizgileri ve bir Ceylan 01-01-1970 03:00 Bayramlar Ve Bazı Adetlerimiz 01-01-1970 03:00 Irmak Ummanda Boğulur 01-01-1970 03:00 Tahrik,yara ve kontr hareketler. 01-01-1970 03:00 Cüruf’a Dikkat 01-01-1970 03:00 Ham Çarık Ve Kıl Çorap 01-01-1970 03:00 Uygun Adım 01-01-1970 03:00 Şimdi Jari Zamanı 01-01-1970 03:00 Ve yeni valimiz... 01-01-1970 03:00