Haritaya dikkat!

Sabri Altun

15-09-2010 23:25

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Ülkemiz son yüzyılın belki de en büyük eşiğini geride bıraktı.

Şu anda yapılması gereken; her kesin kendi sorumlulukları doğrultusunda sonucu okuması dır.

Siyasetçi kendi açısında, sosyal bilimci kendi açısında okuyacağı gibi, laikler ve dindarlarda kendisi açısında sonucu çok iyi okuyup değerlendirmesi lazımdır.

Tabii ki en başta iktidar partisi bu değerlendirmeyi her kesten daha çok yapması en önemlisidir.

İsterseniz şöyle düşünün:

Bu referandumun en önemli argümanı daha çok demokrasi değil miydi?

Çok yetersizde olsa bir ihtilal anayasasına karşı çıkıştı.

Normal şartlarda her akli selim insanın her vatanını seven “demokratın “buna seve seve “evet” demesi lazımken; daha önceki seçimlerde demokratların kalesi olan birçok ilde(mesela Aydın ve Manisa gibi…) “hayır” çıktı.

Ve bu sonuç bana göre çok ilginç geldi.

Daha da ilginci kıyı şeridi boyunca “hayır”cıların lokalize olmasıydı.

Yani en “köylü Mehmet emmi” ile tabiri caiz ise en okumamış sıradan halk demokrasiye sahip çıkarken, yaşam şekli sözde en aydın olan kesim sahip çıkmadı.

Bu sizce de düşündürücü değil mi?

Bu sonuç bana iki şeyi hatırlattı.

Birincisi iktidarın duruşu…

İkincisi iktidarın duruşuyla birlikte İslamiyeti temsil eden görüş, düşünce ve cemaatlerin İslamiyeti gerektiği şekilde anlatamaması ya da gösterememesi…

Ülkemizde sosyolojik olarak üç çeşit insanın yaşadığı bir gerçektir.

Dindarlar, dini sevmeyenler ve dini sevdiği halde yaşamayanlar.

Eskiden beri demokrat” geleneğinde (ki Bediüzzaman’ın demokrat partiyi tercih etmesinin altındaki önemli sırlardan biriside buydu)hem dindarların hem de dini sevip de yaşamayanların buluştuğu ortak değer olan iktidarlarda toplumsal mutabakat rahatlıkla oluşabiliyordu.

Zaten bunun sonucu olarak da ülkemiz sosyalizmin ya da komünizmin kucağına düşmemişti.

Zira “demokratın” çağdaş manası da her kesim insanın başkasına zarar vermeden rahatlıkla yaşam biçimini sergilemesi değil mi?

Öyle ise bu oylamada ortaya çıkan sonuç da, iktidar partisi demek ki ülkenin bu yoğun kesitinde ki geleneksel demokratlara “demokratlığını” kabul ettirmemiş.

Bunun asıl sebebi ise; idarecilerin dindar olması ve kökenidir.

Diğer taraftan buna paralel olarak göz ardı edilmemesi gereken bir gerçek daha da ortaya çıktı ki; en az bir dönem daha Ak Parti iktidarı gözüküyor.

Öyle ise şu sonuca varmak mümkün:

Kıyı kesiti dışında tüm demokratlar bu iktidarı demokrat kabul ediyor.

Peki, kıyı kesimi neden bunları bu şekilde kabul etmiyor?

İsterseniz önce bu bölgede “hayır” çıkmasının nedeni özerinde biraz kafa yoralım.

Bence işin can alıcı tarafı bölge insanının “yaşam biçiminden” kaynaklanıyor.

Bu bölgedeki insanımızın bilinçaltında dehşetli bir korku yerleşmiş ya da yerleştirilmiştir.

Öyle sanıyorum ki referandum boyunca özellikle CHP bu kitlenin kulağına İranvari bir yaşam biçimini hatırlatıp;”evet çıkarsa bu iktidar, şeriatı getirecek ve hepimizin yaşam şeklini değiştirecek. Polis zoruyla çarşafa bürüneceğiz. Kısaca çağdaş yaşam diye bir şey kalmayacak.” Gibi bir sürü korkularla bu insanları korku uçurumlarına yuvarlatarak psikolojisini de bozdular.

Kim ne derse desin bu bölgede hayır çıkmasının en büyük etkeni bu düşünce idi.

Şimdi isterseniz bir an kendimizi onları yerine koyalım.

Ülkede çok güçlü dindar bir iktidar var.

Sistemi yavaş yavaş kemirmeye çalışıyor.

Önce kemiriyor sonra bir bir çökertiyor.

Kaleler tek tek düşüyor.

Rejimi koruyan güçler sırayla çökertiliyor.

Devletin sermayesi yön değiştirmiş, bürokrasi tamamen yer değiştirmiş, üniversite zapt edilmiş, askerler susturulmuş, en son dayanak yargıydı şimdide onu kemirmeye başladılar.

Bunların önü alınmazsa tamamen her şey bitecek.

Cumhuriyet elden gidecek, laiklik yok olacak, Atatürkçülük tarihe karışacak…

Bütün bunlar bir tarafa hele birde İran gibi bir rejimde yerleştirdiler mi o zaman bu ülkede yaşanmaz.

Bu düşünce gerçekten öyle bir korkuyu beraberinde getirir ki, yaşam zindana döner.

Tabiri caiz ise köşeye sıkıştırılmış kedi misali ölümü göze alıp “can havli” ile saldırganlıklar başlayabilir.

Kısaca anlayacağınız ülkemizin önemli bir yüzdeliği büyük bir gerginlik yaşamaktadır.

Bu gerginlik bir an önce düzeltilmezse, tansiyon indirilmezse Allah korusun büyük toplumsal kaoslar bizi bekliyor olabilir.

*

Şimdi manzara buysa; yapılması gereken nedir?

Bence detaylı bir sosyo-psikolojik tahlil yapılmalı ve bu ülkede yaşayan her görüş deki insanları, özelikle dini sevip de yaşamayan kesiti rahatlatmak adına bir dizi önlemler alınmalıdır.

En başata yüzyıldır dayatılan hayali korkuların bertaraf edilmesi gerekmektedir.

Her şeyden önce bu ülkeye asla İran gibi bir rejimin gelmeyeceği ispatlanmalıdır.

İslam Türk devletlerinin tarihi geleneğindeki maturidi anlayışını tekrar gündeme getirmeli ve demokrasinin asla İslamiyet’le çatışmadığı bilakis daha da illeri seviyede barındırdığı ilan edilmelidir.

İktidar; takkiyeci bir demokrat olmadığını gerçek bir demokrat olduğunu kabul ettirmelidir.

Yanı kısaca en kısa zamanda geniş toplumsal mutabakat sağlayıcı önlemler alınmalıdır.

“Evet-hayır”ın haritadaki görüntüsü bana biraz ürkütücü geldi de…

 

 

DİĞER YAZILARI Bebeklerin Gücü.... 01-01-1970 03:00 Devletin inisiyatif gücü 01-01-1970 03:00 “Vurun kahpeye” 01-01-1970 03:00 Ormanda 15 Temmuz 01-01-1970 03:00 Orantısız Kavgalar 01-01-1970 03:00 Orman'da Yeni Düzen! 01-01-1970 03:00 Pralamenter sistem aslında ne demek 01-01-1970 03:00 Bir eseri hiddet… 01-01-1970 03:00 Küffara giden dualarımız. 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Ve Bir Öneri! 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve parlamenterler sistem 01-01-1970 03:00 Panama Leaks ve Bediüzzaman 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum. 01-01-1970 03:00 Bir Devrin Anatomisi 01-01-1970 03:00 İnsanları idare edenlerin gözünü kan bürümüş. 01-01-1970 03:00 Ayrık otları ve yaşlı kadınlar 01-01-1970 03:00 Müslümanlar savaşıyor. 01-01-1970 03:00 Sınırı olmayacak… 01-01-1970 03:00 Alın o sapıkları başınıza çalın 01-01-1970 03:00 SÖZ 01-01-1970 03:00 Allah rızasını düşünen üçüncü şahıslara duyurulur 01-01-1970 03:00 Dilimizi yüreğimizle güçlendirmek… 01-01-1970 03:00 Milenyum nesli ve tenha siyaset 01-01-1970 03:00 Neden Mustafa Bulut… 01-01-1970 03:00 Batının gücü nerden geliyor 01-01-1970 03:00 Sineklerin kartallalra savaşı… 01-01-1970 03:00 Ucb’un böylesi… 01-01-1970 03:00 Kavgayla gelen bir mecburiyet 01-01-1970 03:00 İsrail'in muvaffakiyeti, Müslümanların muvaffakiyetsizliği 01-01-1970 03:00 Kutsal mekânlar hapishane gibi 01-01-1970 03:00 Her karışı Peygamber kokuyor 01-01-1970 03:00 Kudüs Gezisi 01-01-1970 03:00 Hiç büyümeseydim 01-01-1970 03:00 Olimpiyatları alsak ne yazar? 01-01-1970 03:00 Dağ tepeye, tepe kuma dönmesin… 01-01-1970 03:00 Mağlubiyetin sırrı 01-01-1970 03:00 SBS'deki başarının çarpıcı öyküsü. 01-01-1970 03:00 Ey menhus ruh artık titre 01-01-1970 03:00 İftar çadırı ve nesli ati 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve gezi hareketi 01-01-1970 03:00 Belki Garip, Ama Bir Öz Eleştiri 01-01-1970 03:00 Son Osmanlıya son saldırı… 01-01-1970 03:00 Kadınlık onuru 01-01-1970 03:00 Dehlizlerdeki sahte kahramanlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Türkiye’ye sığmıyor. 01-01-1970 03:00 Hangisi daha tehlikeli? 01-01-1970 03:00 Biz Ne Olacağız? 01-01-1970 03:00 Takdir ve İhanet 01-01-1970 03:00 Ne idik, ne olacağız? 01-01-1970 03:00 Mustafa Şahin 01-01-1970 03:00 Bir Liderin Doğuşu 01-01-1970 03:00 Yaşayan Efsane,Reis Yaylagül 01-01-1970 03:00 Mahmut Şahin 01-01-1970 03:00 Toplumsal refleksler 01-01-1970 03:00 Sükût Ediyorum 01-01-1970 03:00 Gelemeyen Bahar 01-01-1970 03:00 Herkes işine Baksın... 01-01-1970 03:00 Suçlu Benim 01-01-1970 03:00 Ormanın Tarihi Yeniden Yazılıyor 01-01-1970 03:00 Baykuş’un Gözleri 01-01-1970 03:00 Bir Masalım Var 01-01-1970 03:00 Deccal operasyonu mu Kürt sorunu mu? 01-01-1970 03:00 Eğitim, Toplum Ve İntihar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Ve Kızların Hakkı 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 2 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 1 01-01-1970 03:00 Kelimeler canlanır mı? 01-01-1970 03:00 Kavimler neden helak oldular? 01-01-1970 03:00 Ene ve nefsin serüveni 01-01-1970 03:00 Amerika’yı sömürmek… 01-01-1970 03:00 "mahşeri gördüm" 01-01-1970 03:00 Küre-i Arz Konuşunca... 01-01-1970 03:00 Kim ayvayı yiyecek? 01-01-1970 03:00 Baba mı dediniz? 01-01-1970 03:00 Hangi rejim? 01-01-1970 03:00 Bir Çıkmazın Anatomisi 01-01-1970 03:00 Hayal hakikat arası bir şey 01-01-1970 03:00 Zindandaki delik 01-01-1970 03:00 Yumurta idaresi 01-01-1970 03:00 Hain Köpek 01-01-1970 03:00 Bireyin gücü mü cemiyetin gücü mü? 01-01-1970 03:00 Acıdan söz et bana 01-01-1970 03:00 Bu film burda bitmez 01-01-1970 03:00 Demokratik yağmurlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Net ve TOKİ sürecinde almamız gereken ders 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa Veya Mü’min’in Yitik Malları 01-01-1970 03:00 Kaymakamların rolü ve Anadolu Mayası 01-01-1970 03:00 Kaymakamlar Geçidi 01-01-1970 03:00 Düşman içimizde… 01-01-1970 03:00 Kördüğüm Bir Dünya… 01-01-1970 03:00 Yansın Tahrir Meydanı 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum 01-01-1970 03:00 Mahkum adam nasıl hür adam olur? 01-01-1970 03:00 “Hür Adam”la açılan ufuklar… 01-01-1970 03:00 "Yarab hayretimi arttır" 01-01-1970 03:00 Her şey 'kün' de saklı 01-01-1970 03:00 Eyvah Amerika'yı kızdırdık 01-01-1970 03:00 Asrın en büyük eğitim yanlışı 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 2 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 01-01-1970 03:00 Devlet ve Ramazan Bayramı 01-01-1970 03:00 Onlar rahmete uçtu ya bize ne olacak? 01-01-1970 03:00 Perde gerisine bakalım bence… 01-01-1970 03:00 En büyük buluşma 01-01-1970 03:00 Yıkılmayan duvarlar (Mutluluğa yolculuk-2) 01-01-1970 03:00 Heni en lekum (Mutluluğa yolculuk) 01-01-1970 03:00 Asya'nın bahtına saplandım 2 01-01-1970 03:00 Şahin Bakışlı adam 01-01-1970 03:00 Hesaplanmayan Hesap 01-01-1970 03:00 Dağdan iniş… 01-01-1970 03:00 Cennette futbol var mı 01-01-1970 03:00 Gerçeğin çizgileri ve bir Ceylan 01-01-1970 03:00 Bayramlar Ve Bazı Adetlerimiz 01-01-1970 03:00 Irmak Ummanda Boğulur 01-01-1970 03:00 Tahrik,yara ve kontr hareketler. 01-01-1970 03:00 Cüruf’a Dikkat 01-01-1970 03:00 Ham Çarık Ve Kıl Çorap 01-01-1970 03:00 Uygun Adım 01-01-1970 03:00 Şimdi Jari Zamanı 01-01-1970 03:00 Ve yeni valimiz... 01-01-1970 03:00