Görüyorum ama diyemiyorum

Sabri Altun

25-01-2011 10:31

   Beni ben yapan değerlere her sarıldığımda ufkumda yeni güneşlerin doğuşuna şahit olurum.

   Bazen hayatın değerleri doğrultusunda "uçkuruk" üstü laflar işittiğimde de ruhban sınıfında olmadığımı anlarım.

   Ve bir gün mutlaka bir Mercedes’e kurulup şoför’e "sür bakalım" diye emir yağdıracağımı da hayal ederim.

   Bazen bir başbakan olur sadece yapmam gerekenleri bile yaptığımda vasat üstü şeyler yaptığımı görürüm.

  “ Devlete yaranmak mı millete yaranmak mı yoksa hakka yaranmak mı?” üçgeninde,"hakkı" tepe noktaya getirip iç açıların hesabını yaparım.

   Ve bazen de her hangi bir üst makamda icraatlarımı sıralarken istifa dilekçemi arka cebimde saklarım.

   Yani hayal ederim.

   Yalanlar parayla olmadığı gibi böyle hayallere de para gitmiyor.

   Ne yazık ki gerçekler dünyasında ise mutluluklar hayalle satın alınamıyor.

   Hele hele günü birlik toplulukların günü birlik kararlar aldığı platformlarda geleceğe umutla baktığıma kimse şahit olmamıştır.

   Buna rağmen…

   Evet, buna rağmen memleket sevdası tüten türkülerim dudaklarımda hiç eksik olmamıştır.

   Lakin insan gördüğünü söylemekle mükelleftir.

   Fakat heyhat!

    Görüyorum ama diyemiyorum.

X                        x                             x

   Kaleler fethedilmek için vardır.

   Ama fethedecek cengâverler lazım.

   İnsanlığı körelten en büyük etkenlerin başında "ülfet" gelir.

   Yani alışmak…

   Yani önce pis kokuyu his eder etrafı temizleyeyim der.

   Sonra kokuya alışır hayatının bir parçası olarak kabul görür.

   Bir de:

   Çağımız insanının en büyük yetenek köreltici belası, rahata alışmak ve konumunu kaybetme korkusu…

(hele birde iktidarsan)

   Kısaca biraz daha avam lisanıyla konuşursak:"neme lazımcılık","otur oturduğun yer de" ve "sana ne?"

   Ve işte beni ben yapan değerlerde bunların hiç birisi yok.

   Ama günü birlik kararlarla yaşamak…

   Gününü kurtarmaya çalışmak…

   Derken himmetini sadece nefsine sarf etmek…

   "Himmeti milleti olanın bir millet olduğu" gerçeğinden uzaklaşmak.

   "Çağlara hükmetme" azminin sadece "güne" hükmetme adiliğine düşmek…

   Yani görmek…

   Ve gördüğünü söyleyememek…

X                         x                           x

   Nedense ırmaklar bu gün üzerime pek zorlu akıyor.

   Göçmen karakuşlardan geriye tortusu bile kalmamış ve leylekler uçuş talimi almayı unutmuş.

   Ve bataklıkları kurutmadıkça sivrisineklerden kurtulamayız.

   Lakin balık baştan kokar!

   “Asırlar var ki güneşi görmedim” demişti şair.

   Ve uzun upuzun yıllar boyunca da “orak çekiç” tehdidiyle baş başa kalmıştım.

   Orak çekiç işçi sembolüydü.

   Bolşevizm kokardı.

   Peki ya “balyoz” neyin nesi?

   Son on yılın en zorba hikâyesi değil mi?

   Hele bir senaryosu var ki Allahtan film setine ulaşmamış.

Eğer ki çekimi yapılsaydı”12 Eylül” yanında halt etmiş olacaktı.

   Önce “sakal”lar “tırpan”lanacak sonra “testere” ile “urgan”lar kesilecek ardından bir “yumruk” ve en nihayet “balyoz”…

   Gerçekten dehşet bir senaryo…

   Bütün zamanların en korkunç yapımına aday…

   Ve kesin gişe rekortmeni olurdu.

   Gerçi bunca tahribattan sonra seyirci bulmak biraz zor olacaktı ama kimin umurunda…

   Camiler harabeye dönmüş, okullar kapatılmış, sokak ortasında örtülüler idam edilmiş… Bunların hiç birisi bizi ilgilendirmemeli.

   Bir sürü idarecimiz var.

   Bence felaket tellallığı yapmamızın manası yok(!)

   Sayın Ahmet Altan bu ince noktaları kestirmiyor galiba.

 

   Hem o kadar düşünen iktidardaki kafalarımız varken sayın Ahmet Altan’a ne olmuş ki o kadar çırpınıyor.

  “ Kral çıplak” demek sana mı kalmış kardeş.

   ‘Görmek’ ile ‘diyememek’ arasındaki farkı hala anlamamışsan mahkemeye düşmeyi hak ediyorsun demektir.

   Balyozla uğraşacağına ta ilk günden beri desteklediğin iktidara bir sonraki seçim için önerilerde bulun.

   Görebildiklerin diyemediklerini aştığı sürece sen de kral olursun.

   Gör ama deme.

   Bak bende görüyorum ama diyemiyorum.

*           *          *

   Sıradan toplumlar idare edilen toplumlardır.

   Mesela her on yılda birileri kafası estikçe darba yaparlar.

   Sonra bakarlar ki değişik giyimde rengârenk elbiseler var, bazı renk tonlarını hiç sevmediği için bir asker gönderir tüm halkı meydana toplar.

   Ve der:

   “Ey ahali ben sizin yanlış elbiseler giydiğinizi gördüğüm için bu darbeyi yaptım. Artık böyle rengârenk elbiseler almak zorunda kalmayacaksınız. Hem bizim milletimize de bu yakışmaz. Biz yeniçerilerden, sipahilerden …(sonra yanındaki yaverine hafiften fısıldar:-’başka ne tür asker vardı lan!’.yaveri cin gibidir. Hemen halka yönelip alkış işareti yapar ve meydan alkışlarla çınlar. Komutan memnun olmuştur. Alkışlar kesilince tekrar içine bir nefes çeker yüksek bir sesle bağıracağı an ne diyeceğini düşünür. Bir şey aklına gelmeyince) yani işte hepinize tek elbise giydirmeyi emrediyorum.

   Sonra kürsüden inince bir ses işitir.

   Bütün halk başını sesten tarafa çevirir.

   Yaşlılar –“eyvah” der.

   En öndeki şakşakçılar kızarak alçak bir sesle böğürerek-“ bu densizde kim” der.

   Ve komutan ağır ağır sesin geldiği tarafa yönelirken koskoca alanda çıt çıkmamaktadır.

   Tam o arada bir serçe kuşu uçarken bir tüyü düşer tüy yuvarlanır döne dolaşa yere inerken, muhteşem duruşlu bir süvari’nin burnunun dibinde yere doğru süzülür.

   Meğerki bu korkusuz sesin sahibi Don Kişot’tur.

   -“Sen!” der.

   —Ey komutan bu halkı ne hakla burada bu güneşin altında topluyorsun. Ben ki tarihteki yel değirmenlerine savaş ilan etmişim. Bakıyorum ki bu ülkede de yel değirmeni yerini başka şeyler almış. Hemen bu halkın önünde seni düelloya davet ediyorum. Çıkar ‘balyoz’unu ve karşıma çık.”

   Sonra at uşağına, yani Sancho Panza’ya dönerek;-“bu seferde yere yıkılırsam bu zırhı değiştireceğim.”

 

   Ve bir boğuşma olur. Etraf toz duman içindedir. Don Kişot tüm haşmetiyle yere yığılırken;

   -“ben halk için varım ben sizin gibi zorbalarla savaş için varım. Ben yere yığıldıkça güçlenirim.” diye haykırır.

   İşte bu son haykırış halktan da karşılık bulunca zorlu bir direniş başlar ve bir gurup halk Don Kişot’u kaçırır.

   Artık don Kişot yepyeni bir zafer kazanmıştır.

   Ve beni de bir düşünce sarmıştır.

   Hakikaten Don Kişot’u olmayan bir tarih düşünemiyorum.

   Don Kişotlar olmazsa yel değirmenlerini kim devirmeden devrilecekti.

   Don Kişotlar olmazsa bir toplum sıradanlıktan nasıl çıkacaktı.

   Bence her toplumun bir Don Kişot’u olmalı.

   Ama ben değilim.

   Çünkü ben görüyorum ama diyemiyorum…

 

 

DİĞER YAZILARI Bebeklerin Gücü.... 01-01-1970 03:00 Devletin inisiyatif gücü 01-01-1970 03:00 “Vurun kahpeye” 01-01-1970 03:00 Ormanda 15 Temmuz 01-01-1970 03:00 Orantısız Kavgalar 01-01-1970 03:00 Orman'da Yeni Düzen! 01-01-1970 03:00 Pralamenter sistem aslında ne demek 01-01-1970 03:00 Bir eseri hiddet… 01-01-1970 03:00 Küffara giden dualarımız. 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Ve Bir Öneri! 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve parlamenterler sistem 01-01-1970 03:00 Panama Leaks ve Bediüzzaman 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum. 01-01-1970 03:00 Bir Devrin Anatomisi 01-01-1970 03:00 İnsanları idare edenlerin gözünü kan bürümüş. 01-01-1970 03:00 Ayrık otları ve yaşlı kadınlar 01-01-1970 03:00 Müslümanlar savaşıyor. 01-01-1970 03:00 Sınırı olmayacak… 01-01-1970 03:00 Alın o sapıkları başınıza çalın 01-01-1970 03:00 SÖZ 01-01-1970 03:00 Allah rızasını düşünen üçüncü şahıslara duyurulur 01-01-1970 03:00 Dilimizi yüreğimizle güçlendirmek… 01-01-1970 03:00 Milenyum nesli ve tenha siyaset 01-01-1970 03:00 Neden Mustafa Bulut… 01-01-1970 03:00 Batının gücü nerden geliyor 01-01-1970 03:00 Sineklerin kartallalra savaşı… 01-01-1970 03:00 Ucb’un böylesi… 01-01-1970 03:00 Kavgayla gelen bir mecburiyet 01-01-1970 03:00 İsrail'in muvaffakiyeti, Müslümanların muvaffakiyetsizliği 01-01-1970 03:00 Kutsal mekânlar hapishane gibi 01-01-1970 03:00 Her karışı Peygamber kokuyor 01-01-1970 03:00 Kudüs Gezisi 01-01-1970 03:00 Hiç büyümeseydim 01-01-1970 03:00 Olimpiyatları alsak ne yazar? 01-01-1970 03:00 Dağ tepeye, tepe kuma dönmesin… 01-01-1970 03:00 Mağlubiyetin sırrı 01-01-1970 03:00 SBS'deki başarının çarpıcı öyküsü. 01-01-1970 03:00 Ey menhus ruh artık titre 01-01-1970 03:00 İftar çadırı ve nesli ati 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve gezi hareketi 01-01-1970 03:00 Belki Garip, Ama Bir Öz Eleştiri 01-01-1970 03:00 Son Osmanlıya son saldırı… 01-01-1970 03:00 Kadınlık onuru 01-01-1970 03:00 Dehlizlerdeki sahte kahramanlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Türkiye’ye sığmıyor. 01-01-1970 03:00 Hangisi daha tehlikeli? 01-01-1970 03:00 Biz Ne Olacağız? 01-01-1970 03:00 Takdir ve İhanet 01-01-1970 03:00 Ne idik, ne olacağız? 01-01-1970 03:00 Mustafa Şahin 01-01-1970 03:00 Bir Liderin Doğuşu 01-01-1970 03:00 Yaşayan Efsane,Reis Yaylagül 01-01-1970 03:00 Mahmut Şahin 01-01-1970 03:00 Toplumsal refleksler 01-01-1970 03:00 Sükût Ediyorum 01-01-1970 03:00 Gelemeyen Bahar 01-01-1970 03:00 Herkes işine Baksın... 01-01-1970 03:00 Suçlu Benim 01-01-1970 03:00 Ormanın Tarihi Yeniden Yazılıyor 01-01-1970 03:00 Baykuş’un Gözleri 01-01-1970 03:00 Bir Masalım Var 01-01-1970 03:00 Deccal operasyonu mu Kürt sorunu mu? 01-01-1970 03:00 Eğitim, Toplum Ve İntihar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Ve Kızların Hakkı 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 2 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 1 01-01-1970 03:00 Kelimeler canlanır mı? 01-01-1970 03:00 Kavimler neden helak oldular? 01-01-1970 03:00 Ene ve nefsin serüveni 01-01-1970 03:00 Amerika’yı sömürmek… 01-01-1970 03:00 "mahşeri gördüm" 01-01-1970 03:00 Küre-i Arz Konuşunca... 01-01-1970 03:00 Kim ayvayı yiyecek? 01-01-1970 03:00 Baba mı dediniz? 01-01-1970 03:00 Hangi rejim? 01-01-1970 03:00 Bir Çıkmazın Anatomisi 01-01-1970 03:00 Hayal hakikat arası bir şey 01-01-1970 03:00 Zindandaki delik 01-01-1970 03:00 Yumurta idaresi 01-01-1970 03:00 Hain Köpek 01-01-1970 03:00 Bireyin gücü mü cemiyetin gücü mü? 01-01-1970 03:00 Acıdan söz et bana 01-01-1970 03:00 Bu film burda bitmez 01-01-1970 03:00 Demokratik yağmurlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Net ve TOKİ sürecinde almamız gereken ders 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa Veya Mü’min’in Yitik Malları 01-01-1970 03:00 Kaymakamların rolü ve Anadolu Mayası 01-01-1970 03:00 Kaymakamlar Geçidi 01-01-1970 03:00 Düşman içimizde… 01-01-1970 03:00 Kördüğüm Bir Dünya… 01-01-1970 03:00 Yansın Tahrir Meydanı 01-01-1970 03:00 Mahkum adam nasıl hür adam olur? 01-01-1970 03:00 “Hür Adam”la açılan ufuklar… 01-01-1970 03:00 "Yarab hayretimi arttır" 01-01-1970 03:00 Her şey 'kün' de saklı 01-01-1970 03:00 Eyvah Amerika'yı kızdırdık 01-01-1970 03:00 Asrın en büyük eğitim yanlışı 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 2 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 01-01-1970 03:00 Haritaya dikkat! 01-01-1970 03:00 Devlet ve Ramazan Bayramı 01-01-1970 03:00 Onlar rahmete uçtu ya bize ne olacak? 01-01-1970 03:00 Perde gerisine bakalım bence… 01-01-1970 03:00 En büyük buluşma 01-01-1970 03:00 Yıkılmayan duvarlar (Mutluluğa yolculuk-2) 01-01-1970 03:00 Heni en lekum (Mutluluğa yolculuk) 01-01-1970 03:00 Asya'nın bahtına saplandım 2 01-01-1970 03:00 Şahin Bakışlı adam 01-01-1970 03:00 Hesaplanmayan Hesap 01-01-1970 03:00 Dağdan iniş… 01-01-1970 03:00 Cennette futbol var mı 01-01-1970 03:00 Gerçeğin çizgileri ve bir Ceylan 01-01-1970 03:00 Bayramlar Ve Bazı Adetlerimiz 01-01-1970 03:00 Irmak Ummanda Boğulur 01-01-1970 03:00 Tahrik,yara ve kontr hareketler. 01-01-1970 03:00 Cüruf’a Dikkat 01-01-1970 03:00 Ham Çarık Ve Kıl Çorap 01-01-1970 03:00 Uygun Adım 01-01-1970 03:00 Şimdi Jari Zamanı 01-01-1970 03:00 Ve yeni valimiz... 01-01-1970 03:00