En büyük buluşma

Sabri Altun

08-07-2010 11:08

Kabı kavsen… Sırların en büyüğü…

Belki de bütün sırların göründüğü menzil.

Huzura çıkan Nebiyi muhteremin bütün sırlara vakıf olduğu an.

Kâinatın gerçek yüzünün göründüğü mekân…

Hakikati kâinatın kâinatlar kadar zikirlerinin duyulduğu menzil…

Ve huzura çıkan Resulü Zişan’ın bütün bu sırları gördükten sonraki takınacağı tavır…

Ve o tavır sonucu oluşan “tehiyyatu” mukabelesinin fıtri akışı…

*                                *                          *

Şöyle düşünün: H.z Cebrail(a.s):”Ben bundan öteye gelemem. Bana yasak… Artık sen tek başına gideceksin.”

Acaba o an Resulullah beşer olması hesabıyla nasıl bir halet-i ruhiye'ye büründü.

Acaba neler düşündü.

İçini bir ürperti mi sardı bir korku mu? Yahut başka bir şey mi?

Oysaki ta küçüklüğünden beri içi cennetten getirilen kar suyuyla yıkanmış zemzemle durulanmış, huzura çıkmaya hazır hale getirilmişti…

Ama gideceği yer farklı bir yerdi…

Bak Cebrail(A.S.) bile gelmiyordu.

Zira gideceği yer hiçbir zişuurun hiçbir mahlûkun, asla hiçbir şeyin gittiği yer değildi.

Zira gideceği yer bizzat rububiyet makamıdır.

Asla hiçbir canlıya nasip olmayan bir yerdir.

Zira gideceği yer Kahharı Zülcelal’in Rahmani rahim’in Ganiyi Mutlak’ın ve hakeza bin bir esmaya sahip yaratıcının huzurudur.

İşte oraya doğru yürüyor.

Hz Cebrail(a.s) gidemedi ama ben hayalen gidebilirim.

Peşine takılıyorum Resulullah’ın, mahcup ürkek ve tüm zerrelerimi saran ürpertilerle birlikte.

Ben etrafı görmüyorum göremem de ben sadece Resulullah’ın halet-i ruhiye'sini anlamaya çalışıyorum. Onun duyduklarını, onun gördüklerinin milyarda biri dahi olsa görmeye çalışıyorum.

Aslında mantığım sezgilerim ve kabiliyetlerime göre onu his etmeye çabalıyorum.

Sadece bir kırıntı dahi olsa yetecek…

Evet, o gidiyor. Bende peşine takılıyorum…

Muhteşem bir halet… Tevazukarane bir yürüyüş…

Bu yürüyüşü ancak Resulullah yapar…

Asla endişe duyulmayan garip bir korkuyla yürüyor.

Lakin attığı adımlar…

Her adım sonsuz adımlara açılıyor… Her an sonsuzluğa doğru genişliyor.

Her anın sonsuzluğunda sonsuz sırlara vakıf oluyor.

Bunu ben bilmiyorum ama hissediyorum.

Çünkü o rabbinin bizzat çekim alanına giriyor.

Ve işte gidiyor, ben takip ediyorum.

Gidiyor kabı kavseyne doğru…

Gidiyor “Makamı Mahmud’a” doğru.

Bir bir sırlar açılıyor.

Bir an… Ve bir adım daha… Onun huzuru…

İşte ben burada kopuyorum… Korkuyorum… Titriyorum…

Ben zaten yukarıya sağa sola bakmıyorum ki…

Ay güneşte eriyor.

Güneşe hiçbir çıplak göz bakamaz.

Ve gözlerim köreliyor. Hiç bir şey göremiyorum… Artık hislerim takip ediyor.

O hala gidiyor…

Ne bitmez ne sonsuz bir zamandır kimse bilmiyor.

Belki de ezel ve ebedin birleştiği yer burasıdır. Belki de kâinat kurulduğundan beri bu an yaşanıyor.

Belki de hala Resulullah o adımları atıyordur…

Kim bilir…

Tam huzura varacağı an muazzam bir sır daha açılıyor.

İmkanat dairesinden huzura muhteşem akışları keşfediyor.

 Bütün mahlûkat bütün dilleriyle coşkun bir eda ile kendinden geçmiş sadece onu zikretmekte. Bunu görüyor… Bu akışı seyrediyor. Bende hissetmeye çalışıyorum…

Bütün mahlûkatlardan milyonlar değerinde kıymetli hediyeler sunulmakta...

O kadar büyük bir zikir ortaya çıkmaktadır ki Resulü Zişan’ı bir an hayret ve (teşbihte hata olmasın) mahcubiyete düşürüyor…

-“Ben… “ “Ben” diyor Resulullah içinden.

“bir tek kul olarak yaptığım ibadetim nerede tüm bunca mahlûkatın ibadeti nerede…”

“Benim ibadetim bu külli ibadet karşısında hiçtir”

Diye bir an aklından geçirirken. Resulunu hiçbir zaman zorda bırakmayan Rahman-ı Rahim’in, sonsuz rahmetinin tecellisi sonucu muazzam bir hadise gerçekleşir.

Belki de o an ilahi rahmetin tecellisi sonucu meydana gelen muazzam bir hadise…

Resulü Zişan: bütün kâinatın içine dolduğunu görüp kâinat kadar genişlediğini ve bütün o duaları, o tehiyatları ayine-i ruhunda hissedip bütün onları niyet ederek selam yerine “etteheyetulallah “diyor...

O an söylenmesi gereken tek kelime “ettehiyatulillah” tır ve bunu Resulullah tan başka kimse bilemezdi.

Çünkü nerde ne söylenmesi gerektiğini ancak o bilir.

Evet, Resulullah rabbine ilk lafı selam olmadı içinden gelen külli bir niyetle “tehhiyyatu” dedi…

Böylece o muhteşem mukabele başladı…

Huzurda Resulullah, Resulullah’ın önünde O…

“Nihayet kendisine iki yay kadar, hattâ daha da yakın oldu.”(Necm suresi:9)

Resulullah’ın arkasında tüm İmkanat dairesi…

Ve o teğet çizgisini bu tarafındakileri görmeye çalışan hayalim… Zira hayal da olsa rububiyet dairesi bana yasak.

Ve onları dışarıda bekleyen H.z Cebrail...

“Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, o gecede Cenâb-ı Hakka karşı selâm yerinde

 

 

demiş. Yani, "Bütün zîhayatların, hayatlarıyla gösterdikleri tesbihat-ı hayatiye ve Sânilerine takdim ettikleri fıtrî hediyeler, ey Rabbim, sana mahsustur. Ben dahi bütün onları tasavvurumla ve imanımla sana takdim ediyorum." (şualar)”

 

 

-“Ey yüce rabbim ben bütün mahlûkat namına huzurundayım. Bütün mahlûkatın bütün tahiyyelerini sana sunuyorum.”

Ve böylece insanın kâinatın hülasası olması hesabıyla, halife-i Arz olması, bütün esmaya ayine olabilmesi, Rububiyet’i ammeye mukabele edecek ubudiyeti külliye fıtratında olduğunu ve bütün mahlûkatın ibatelerini arkasına alıp bütün mahlûkat dilleriyle ibadet edebileceğinin sırrına vakıf oluyor.

Belki insanlık olarak en büyük kazancımız budur.

Yani gerçek değerimizin mahiyetini kavramamız…

Yani bizzat Rab-ı Rahim’e muhatap olmamız.

Yani kıldığımız ve kılacağımız her namazın bütün kâinat mahlûkatları adına her vakit sunabilme yeteneğimizin farkında olmamız.

Belki ben bu farkındalığın farkında olmayabilirim ama Resulullah’tan gerçekten böylesi dersler alan o kadar kuranın tilmizleri var ki her namazı adeta bir velayet miracı gibidir.

Örnek mi istersiniz:

 

"İşte, Kur'ân'ın tilmizlerinden Şah-ı Geylânî, Rufâî, Şâzelî (r.a.) gibi şakirtleri, virdlerini okudukları vakit dinle, bak! Ellerinde silsile-i zerrâtı, katarat adetlerini, mahlûkatın aded-i enfâsını tutmuşlar, onunla evradlarını okuyorlar, Cenâb-ı Hakkı zikir ve tesbih ediyorlar.(lemalar)

Ve işte Resulullah huzurda h.z Cebrail dışarıda hayalim biraz daha geniş bir alanı kapsar vaziyette seyretmekte...

Derken o muhteşem takdime gelen muhteşem cevap:

“Esselamu aleyke ya eyyühen nebi!”

Böylece devam eden muhteşem sohbet…

Ahhh o sohbet…

Kâinat kâinat olalı, mahlûkat mahlûkat olalı, yeryüzü yeryüzü olalı böylesine mükâfatlandırılmamıştı.

Konuşan rabbim, muhatap Resul-u Zişan…

Ne büyük saadet, ne muhteşem bir manzara…

Acaba o an dönüp mahlûkata bakan olmuş mudur?

Nasılda her şey bir anda renk değiştirmiştir, nasılda her şey bir anda şenlenmiştir kim bilir... Nasılda, arştan kürsüye, arzdan kâinata kadar her şey her yer bayram yerine dönmüştür...

Çünkü;Zikirlerin hediyelerin, duaların kabul gördüğü bir andır o an.

O ana ve o sohbete tanıklık eden H.z Cebrail’e emri ilahi ile şahadet etmesi:

“Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enla muhammeden resulullah”

Ve bu şahadeti bütün mahlûkatın kıyamete kadar söylemesi…

Ne muazzam bir hadise…

 

 

DİĞER YAZILARI Bebeklerin Gücü.... 01-01-1970 03:00 Devletin inisiyatif gücü 01-01-1970 03:00 “Vurun kahpeye” 01-01-1970 03:00 Ormanda 15 Temmuz 01-01-1970 03:00 Orantısız Kavgalar 01-01-1970 03:00 Orman'da Yeni Düzen! 01-01-1970 03:00 Pralamenter sistem aslında ne demek 01-01-1970 03:00 Bir eseri hiddet… 01-01-1970 03:00 Küffara giden dualarımız. 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Ve Bir Öneri! 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve parlamenterler sistem 01-01-1970 03:00 Panama Leaks ve Bediüzzaman 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum. 01-01-1970 03:00 Bir Devrin Anatomisi 01-01-1970 03:00 İnsanları idare edenlerin gözünü kan bürümüş. 01-01-1970 03:00 Ayrık otları ve yaşlı kadınlar 01-01-1970 03:00 Müslümanlar savaşıyor. 01-01-1970 03:00 Sınırı olmayacak… 01-01-1970 03:00 Alın o sapıkları başınıza çalın 01-01-1970 03:00 SÖZ 01-01-1970 03:00 Allah rızasını düşünen üçüncü şahıslara duyurulur 01-01-1970 03:00 Dilimizi yüreğimizle güçlendirmek… 01-01-1970 03:00 Milenyum nesli ve tenha siyaset 01-01-1970 03:00 Neden Mustafa Bulut… 01-01-1970 03:00 Batının gücü nerden geliyor 01-01-1970 03:00 Sineklerin kartallalra savaşı… 01-01-1970 03:00 Ucb’un böylesi… 01-01-1970 03:00 Kavgayla gelen bir mecburiyet 01-01-1970 03:00 İsrail'in muvaffakiyeti, Müslümanların muvaffakiyetsizliği 01-01-1970 03:00 Kutsal mekânlar hapishane gibi 01-01-1970 03:00 Her karışı Peygamber kokuyor 01-01-1970 03:00 Kudüs Gezisi 01-01-1970 03:00 Hiç büyümeseydim 01-01-1970 03:00 Olimpiyatları alsak ne yazar? 01-01-1970 03:00 Dağ tepeye, tepe kuma dönmesin… 01-01-1970 03:00 Mağlubiyetin sırrı 01-01-1970 03:00 SBS'deki başarının çarpıcı öyküsü. 01-01-1970 03:00 Ey menhus ruh artık titre 01-01-1970 03:00 İftar çadırı ve nesli ati 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve gezi hareketi 01-01-1970 03:00 Belki Garip, Ama Bir Öz Eleştiri 01-01-1970 03:00 Son Osmanlıya son saldırı… 01-01-1970 03:00 Kadınlık onuru 01-01-1970 03:00 Dehlizlerdeki sahte kahramanlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Türkiye’ye sığmıyor. 01-01-1970 03:00 Hangisi daha tehlikeli? 01-01-1970 03:00 Biz Ne Olacağız? 01-01-1970 03:00 Takdir ve İhanet 01-01-1970 03:00 Ne idik, ne olacağız? 01-01-1970 03:00 Mustafa Şahin 01-01-1970 03:00 Bir Liderin Doğuşu 01-01-1970 03:00 Yaşayan Efsane,Reis Yaylagül 01-01-1970 03:00 Mahmut Şahin 01-01-1970 03:00 Toplumsal refleksler 01-01-1970 03:00 Sükût Ediyorum 01-01-1970 03:00 Gelemeyen Bahar 01-01-1970 03:00 Herkes işine Baksın... 01-01-1970 03:00 Suçlu Benim 01-01-1970 03:00 Ormanın Tarihi Yeniden Yazılıyor 01-01-1970 03:00 Baykuş’un Gözleri 01-01-1970 03:00 Bir Masalım Var 01-01-1970 03:00 Deccal operasyonu mu Kürt sorunu mu? 01-01-1970 03:00 Eğitim, Toplum Ve İntihar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Ve Kızların Hakkı 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 2 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 1 01-01-1970 03:00 Kelimeler canlanır mı? 01-01-1970 03:00 Kavimler neden helak oldular? 01-01-1970 03:00 Ene ve nefsin serüveni 01-01-1970 03:00 Amerika’yı sömürmek… 01-01-1970 03:00 "mahşeri gördüm" 01-01-1970 03:00 Küre-i Arz Konuşunca... 01-01-1970 03:00 Kim ayvayı yiyecek? 01-01-1970 03:00 Baba mı dediniz? 01-01-1970 03:00 Hangi rejim? 01-01-1970 03:00 Bir Çıkmazın Anatomisi 01-01-1970 03:00 Hayal hakikat arası bir şey 01-01-1970 03:00 Zindandaki delik 01-01-1970 03:00 Yumurta idaresi 01-01-1970 03:00 Hain Köpek 01-01-1970 03:00 Bireyin gücü mü cemiyetin gücü mü? 01-01-1970 03:00 Acıdan söz et bana 01-01-1970 03:00 Bu film burda bitmez 01-01-1970 03:00 Demokratik yağmurlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Net ve TOKİ sürecinde almamız gereken ders 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa Veya Mü’min’in Yitik Malları 01-01-1970 03:00 Kaymakamların rolü ve Anadolu Mayası 01-01-1970 03:00 Kaymakamlar Geçidi 01-01-1970 03:00 Düşman içimizde… 01-01-1970 03:00 Kördüğüm Bir Dünya… 01-01-1970 03:00 Yansın Tahrir Meydanı 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum 01-01-1970 03:00 Mahkum adam nasıl hür adam olur? 01-01-1970 03:00 “Hür Adam”la açılan ufuklar… 01-01-1970 03:00 "Yarab hayretimi arttır" 01-01-1970 03:00 Her şey 'kün' de saklı 01-01-1970 03:00 Eyvah Amerika'yı kızdırdık 01-01-1970 03:00 Asrın en büyük eğitim yanlışı 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 2 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 01-01-1970 03:00 Haritaya dikkat! 01-01-1970 03:00 Devlet ve Ramazan Bayramı 01-01-1970 03:00 Onlar rahmete uçtu ya bize ne olacak? 01-01-1970 03:00 Perde gerisine bakalım bence… 01-01-1970 03:00 Yıkılmayan duvarlar (Mutluluğa yolculuk-2) 01-01-1970 03:00 Heni en lekum (Mutluluğa yolculuk) 01-01-1970 03:00 Asya'nın bahtına saplandım 2 01-01-1970 03:00 Şahin Bakışlı adam 01-01-1970 03:00 Hesaplanmayan Hesap 01-01-1970 03:00 Dağdan iniş… 01-01-1970 03:00 Cennette futbol var mı 01-01-1970 03:00 Gerçeğin çizgileri ve bir Ceylan 01-01-1970 03:00 Bayramlar Ve Bazı Adetlerimiz 01-01-1970 03:00 Irmak Ummanda Boğulur 01-01-1970 03:00 Tahrik,yara ve kontr hareketler. 01-01-1970 03:00 Cüruf’a Dikkat 01-01-1970 03:00 Ham Çarık Ve Kıl Çorap 01-01-1970 03:00 Uygun Adım 01-01-1970 03:00 Şimdi Jari Zamanı 01-01-1970 03:00 Ve yeni valimiz... 01-01-1970 03:00