Deccal operasyonu mu Kürt sorunu mu?

Sabri Altun

13-04-2012 10:33

Bir Kürt olarak, yani Türkiye cumhuriyeti ulus devletinde yaşayan bir Kürt olarak, hayatımı derinden etkileyecek bir travma yaşamadım.
Namusun ağır yükü altına girmedim.
Faili meçhuller görmedim.
Ailemizden yahut komşularımızdan her hangi birilerinin çağrılıp “bir daha dönmeyenlerimiz” olmadı.
Kaldığım dershanelerde (Nur dershaneleri) başka bir Kürt arkadaşla, ”ikinci kanal” diye tarif edilen Kürtçe diyaloglarımıza fazla müdahaleler de yaşamadım.
Bizim yahut çevre köylerimiz boşaltılmadı.
Çoluk-çocuk, yaşlı ihtiyarlarla birlikte sürgünler yaşamadım/memleket olarak yaşamadık.
İkide bir şehit askerlerimiz gelmediği gibi dağdan çarpışma sonucu ölülerimiz de gelmedi.
Bütün bunlara rağmen;
Şalvar giydiğimiz için 12 Eylül zamanlarında zaman zaman yüzümüze tükürüldü, okulda dilimizi konuşma yasağı yaşadık, medeni cesaretimizi yitirdik, evde farklı okulda farklı kişiliklere bürünmek zorunda kaldık...
 
Bu yazdıklarıma benzer sosyal hayatın yüzlerce kademesinde an be an yaşanan insanlık dramlarını, bir hayat boyunca duydum yaşayanların bir kısmına temas ettim.
Birçok Kürt kardeşlerime nazaran ciddi sıkıntılara maruz kalmayışıma rağmen tahrikler yaşadım.
İkinci, üçüncü sınıf muamelesi gördüm.
Lakin hayatımın hiçbir döneminde azınlık psikolojisine kapılmadım.
Çünkü bu vatan herkes gibi benim de vatanımdı.
Çünkü hayatım Allah’ın bir lütfü olarak Risale-i Nur'la mayalanmıştı.
Ve Risale-i Nur bana hep büyük resmi gösteriyordu.

***

Münazarat Sempozyumu münasebetiyle Mardin’deydim.
Farklı duyguların cenderesinde yuvarlanıyordum.

Kürt meselesi konuşulacak.

Kürtlerin bu ülke için bir sorun olup olmadığı dile getirilecekti.

Bediüzzaman’ın yüz yıl önce bu çağa hitap eden sesiyle konuşulacaktı.

Konuşan Bediüzzaman olacaktı.

Bu sesi tercüme edenler bilim insanları olacaktı.

Yer, bilim yeri üniversite olacaktı.

Asıl sıkıntım ise gerçekten Bediüzzaman’a ve nur talebelerine yakışır bir üslup kullanılacak mı?

Gerçekler tüm çıplaklığıyla masaya yatırılacak mı?

Yoksa hükümetin “demokratik açılım” politikası gibi politik bir yaklaşım mı sergilenecekti?

Derken ilk şok ilk konferansla geldi.

Mücahit Bilici verdiği bu konferansla salonda bulunan devlet erkânından tutun, bilim adamlarına, oradan salonu dolduran her seviyedeki insanlara adeta beyinsel takla attırdı.

Bediüzzaman’ın “ekmeksiz yaşarım hürriyetsiz yaşamam” karakterinin bu sempozyuma yansıyacağını en büyük sinyalini vermişti.

Sayın editörümüzün bu konferansı sitemizde yayınlamasını tavsiye ediyorum.

Bu ülkenin bütün insanları bunu dinlemeli…


***

Sonra oturumlar başladı.
Beklediğimden da sert konuşmalar oluyordu.
Kürt olmayan tebliğciler bildiklerini ve gördüklerini olduğu gibi aktarırken, Kürt tebliğciler yaşadıklarını tereddütsüz aktarıyorlardı.
Başta Nurcular sonra Türkiye hakkında bütün bildiklerim, belki korkularım ve de tabularım bir bir yıkılırken, ezberlerim bozuluyordu.
Mesela doğuyla ilgili devletten hep beklentim ”devletin şefkatli eli ve yüzü iken” buradaki bilim insanları daha farklı bir boyuttan bahsettiler.
“Devlet adil olsun” yeterdi.
Ulus devlet Osmanlı çınarını budayıp tüm dallarını kesip bir acaib-i mahlûkat sırığa benzettiği bu devlette eğer Kürtler direnç göstermeseydi büyük kültürlerin sonsuza kadar yok olacağı gerçeği anlatılıyordu.
Öyle ise bundan gayrı bu mücadele sadece Kürtlerin mücadelesi olmamalıydı.
Çerkezlerin de Lazların da Ermenilerin de Süryanilerin de mücadelesi verilmeliydi.
“Her kavim Allah’ın bir ayetidir.”

Peki ana dille eğitim…
Ana dille eğitim hiç bu kadar net bir şekilde ifade edilmemişti.
Her kavmin kendi lisanıyla konuşması kadar tabii bir haktır ana dille eğitim.
Bu bir lütuf değil insan olmanın gereğidir.
Evet, konuşmacıları dinledikçe düşüncelerim yalpalıyordu.
Eş zamanlı farklı yerlerde konuşmalar yapıldığı için salonlar arasında mekik dokuyordum.
Üç koca gün nasıl geçti farkında değildim.
Bir ara bir salonda bana göre çok ilginç bir diyalog yaşandı.
Bir Kürt konuşmacı yaşananları anlatırken aşırı bir ajitasyon üslubu kollanıyordu.
Salonda alkışlar peş peşe yükselirken, şahsen zaman zaman gözlerimde yaşlar akıyordu.
El hak yaşananlar doğruydu.
Yaşananlalar doğru, üslup da acıtıcı olunca ister istemez duygular tavan yapıyordu.
Öyle ki konuşmasının sonunda moderatör:
“Siz Kürtlerin ne yaşadıklarını biliyoruz, şimdi hesap soruyorsunuz. Peki, biz kime hesap soracağız. Biz de dinimizi yaşamadık. Bizim de kızlarımız başörtüsünden dolayı zülüm gördü. Bizim de hürriyetimiz elimizden alındı. Biz ne yapacağız?”

Ve işte bana göre her şey bu noktada saklıdır.
Tam bu noktada büyük resmi görmek gerekir.
Doğuda Kürtler şeyh Said isyanıyla, Dersim isyanıyla kıyıma uğratılırken, batıda Menemen'de aynı şeyler yapılmamış mıydı? Trakya’da zamanın âlimleri ağaçlara asılmamış mıydı?
Yüzyıllarca yaşadıkları memleketlerini bırakıp yurt dışı edilen Ermeniler de olmamış mıydı?
Kim bu memleketi bu hale getirmişti?
İşte bu noktada beraber sempozyumu izlediğimiz kadim dostum Yahya hocanın dudaklarında şu cümleler dökülüyordu:
“Biz yıllarca kuklalarla savaşmışız. İpleri elinde tutanları görmemişiz.”
İsmail Benek Bey bana, "Sence nasıl bir tablo ortaya çıkıyor” diye sorarken:
“Kürtler de Türkler de birbirlerini daha iyi tanıyacaklar. Her birisi kendisinden biraz kırpacak ve aramızdaki husumet kalkacaktır” dedim.
Konuşmalarımızın arasında misafirler gelip İsmail Bey ilgilenmek zorunda kaldığı için devam edemedik. Eğer devam etseydim şunu diyecektim:
“Bu ülkenin düzlüğe çıkması için önce Nurcuların düzlüğe çıkması gerekiyor. Ne zaman ki bu cemaatler birbirlerini tam anlarsa işte o zaman arkadaki silüet tüm çıplaklığıyla ve dehşetiyle ortaya çıkacaktır. Bu gün o silüetin önünü sırlayan camlar kırılıyor.”
Nitekim son gün Mehmet Ali Bulut değerlendirme konuşmasında tek kelimeyle işi net bir şekilde özetleyecekti:
“Deccal operasyonu.”

***

Evet, bu ülke deccal operasyonuna maruz kalmıştı. Hatlar arasında bağlar kopmuş herkes birbirine düşman olmuştu.
Peki bu sempozyum bu konuda ne kadar etkili olacak?
Gerçekten bir yaptırım gücü olacak mı?
Beklenen değişime ne kadar ön ayak olacak?
Belki bir sonraki yazımızda bunları konuşabiliriz.

 

DİĞER YAZILARI Bebeklerin Gücü.... 01-01-1970 03:00 Devletin inisiyatif gücü 01-01-1970 03:00 “Vurun kahpeye” 01-01-1970 03:00 Ormanda 15 Temmuz 01-01-1970 03:00 Orantısız Kavgalar 01-01-1970 03:00 Orman'da Yeni Düzen! 01-01-1970 03:00 Pralamenter sistem aslında ne demek 01-01-1970 03:00 Bir eseri hiddet… 01-01-1970 03:00 Küffara giden dualarımız. 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Ve Bir Öneri! 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve parlamenterler sistem 01-01-1970 03:00 Panama Leaks ve Bediüzzaman 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum. 01-01-1970 03:00 Bir Devrin Anatomisi 01-01-1970 03:00 İnsanları idare edenlerin gözünü kan bürümüş. 01-01-1970 03:00 Ayrık otları ve yaşlı kadınlar 01-01-1970 03:00 Müslümanlar savaşıyor. 01-01-1970 03:00 Sınırı olmayacak… 01-01-1970 03:00 Alın o sapıkları başınıza çalın 01-01-1970 03:00 SÖZ 01-01-1970 03:00 Allah rızasını düşünen üçüncü şahıslara duyurulur 01-01-1970 03:00 Dilimizi yüreğimizle güçlendirmek… 01-01-1970 03:00 Milenyum nesli ve tenha siyaset 01-01-1970 03:00 Neden Mustafa Bulut… 01-01-1970 03:00 Batının gücü nerden geliyor 01-01-1970 03:00 Sineklerin kartallalra savaşı… 01-01-1970 03:00 Ucb’un böylesi… 01-01-1970 03:00 Kavgayla gelen bir mecburiyet 01-01-1970 03:00 İsrail'in muvaffakiyeti, Müslümanların muvaffakiyetsizliği 01-01-1970 03:00 Kutsal mekânlar hapishane gibi 01-01-1970 03:00 Her karışı Peygamber kokuyor 01-01-1970 03:00 Kudüs Gezisi 01-01-1970 03:00 Hiç büyümeseydim 01-01-1970 03:00 Olimpiyatları alsak ne yazar? 01-01-1970 03:00 Dağ tepeye, tepe kuma dönmesin… 01-01-1970 03:00 Mağlubiyetin sırrı 01-01-1970 03:00 SBS'deki başarının çarpıcı öyküsü. 01-01-1970 03:00 Ey menhus ruh artık titre 01-01-1970 03:00 İftar çadırı ve nesli ati 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve gezi hareketi 01-01-1970 03:00 Belki Garip, Ama Bir Öz Eleştiri 01-01-1970 03:00 Son Osmanlıya son saldırı… 01-01-1970 03:00 Kadınlık onuru 01-01-1970 03:00 Dehlizlerdeki sahte kahramanlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Türkiye’ye sığmıyor. 01-01-1970 03:00 Hangisi daha tehlikeli? 01-01-1970 03:00 Biz Ne Olacağız? 01-01-1970 03:00 Takdir ve İhanet 01-01-1970 03:00 Ne idik, ne olacağız? 01-01-1970 03:00 Mustafa Şahin 01-01-1970 03:00 Bir Liderin Doğuşu 01-01-1970 03:00 Yaşayan Efsane,Reis Yaylagül 01-01-1970 03:00 Mahmut Şahin 01-01-1970 03:00 Toplumsal refleksler 01-01-1970 03:00 Sükût Ediyorum 01-01-1970 03:00 Gelemeyen Bahar 01-01-1970 03:00 Herkes işine Baksın... 01-01-1970 03:00 Suçlu Benim 01-01-1970 03:00 Ormanın Tarihi Yeniden Yazılıyor 01-01-1970 03:00 Baykuş’un Gözleri 01-01-1970 03:00 Bir Masalım Var 01-01-1970 03:00 Eğitim, Toplum Ve İntihar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Ve Kızların Hakkı 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 2 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 1 01-01-1970 03:00 Kelimeler canlanır mı? 01-01-1970 03:00 Kavimler neden helak oldular? 01-01-1970 03:00 Ene ve nefsin serüveni 01-01-1970 03:00 Amerika’yı sömürmek… 01-01-1970 03:00 "mahşeri gördüm" 01-01-1970 03:00 Küre-i Arz Konuşunca... 01-01-1970 03:00 Kim ayvayı yiyecek? 01-01-1970 03:00 Baba mı dediniz? 01-01-1970 03:00 Hangi rejim? 01-01-1970 03:00 Bir Çıkmazın Anatomisi 01-01-1970 03:00 Hayal hakikat arası bir şey 01-01-1970 03:00 Zindandaki delik 01-01-1970 03:00 Yumurta idaresi 01-01-1970 03:00 Hain Köpek 01-01-1970 03:00 Bireyin gücü mü cemiyetin gücü mü? 01-01-1970 03:00 Acıdan söz et bana 01-01-1970 03:00 Bu film burda bitmez 01-01-1970 03:00 Demokratik yağmurlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Net ve TOKİ sürecinde almamız gereken ders 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa Veya Mü’min’in Yitik Malları 01-01-1970 03:00 Kaymakamların rolü ve Anadolu Mayası 01-01-1970 03:00 Kaymakamlar Geçidi 01-01-1970 03:00 Düşman içimizde… 01-01-1970 03:00 Kördüğüm Bir Dünya… 01-01-1970 03:00 Yansın Tahrir Meydanı 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum 01-01-1970 03:00 Mahkum adam nasıl hür adam olur? 01-01-1970 03:00 “Hür Adam”la açılan ufuklar… 01-01-1970 03:00 "Yarab hayretimi arttır" 01-01-1970 03:00 Her şey 'kün' de saklı 01-01-1970 03:00 Eyvah Amerika'yı kızdırdık 01-01-1970 03:00 Asrın en büyük eğitim yanlışı 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 2 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 01-01-1970 03:00 Haritaya dikkat! 01-01-1970 03:00 Devlet ve Ramazan Bayramı 01-01-1970 03:00 Onlar rahmete uçtu ya bize ne olacak? 01-01-1970 03:00 Perde gerisine bakalım bence… 01-01-1970 03:00 En büyük buluşma 01-01-1970 03:00 Yıkılmayan duvarlar (Mutluluğa yolculuk-2) 01-01-1970 03:00 Heni en lekum (Mutluluğa yolculuk) 01-01-1970 03:00 Asya'nın bahtına saplandım 2 01-01-1970 03:00 Şahin Bakışlı adam 01-01-1970 03:00 Hesaplanmayan Hesap 01-01-1970 03:00 Dağdan iniş… 01-01-1970 03:00 Cennette futbol var mı 01-01-1970 03:00 Gerçeğin çizgileri ve bir Ceylan 01-01-1970 03:00 Bayramlar Ve Bazı Adetlerimiz 01-01-1970 03:00 Irmak Ummanda Boğulur 01-01-1970 03:00 Tahrik,yara ve kontr hareketler. 01-01-1970 03:00 Cüruf’a Dikkat 01-01-1970 03:00 Ham Çarık Ve Kıl Çorap 01-01-1970 03:00 Uygun Adım 01-01-1970 03:00 Şimdi Jari Zamanı 01-01-1970 03:00 Ve yeni valimiz... 01-01-1970 03:00