Bir Liderin Doğuşu

Sabri Altun

22-10-2012 23:18

Başkan Carter toplantıdadır.

Muhataplarıyla diyalog halinde olduğu halde arada bir gözlerini kırmızı telefondan alamıyordu.

Sanki bir haber bekliyor gibi bir sıkıntısı vardı.

Bunu etrafındakiler de hissetmişlerdi.

Derken telefon çalar.

Başkan Carter hemen telefonu kulağına götürür.

Yanındakiler başkanın yüz hatlarından ne olabileceğini hesaplıyorlardır.

CİA başkanı vücut dilini çok iyi bildiği için dikkatlice gözlemliyordu.

Başkan telefonu indirdiği zaman CİA başkanı da arkasına rahat bir şekilde yaslanmıştı.

Çünkü biliyordu ki başkan beklediği ve olmasını istediği bir sonucu almıştı.

Telefon çok uzak bir yerden gelmişti.

Ve telefonun ucundaki adam CIA Türkiye Masası Şefi Paul Henze den başkası değildi.

Henze tarihe geçecek bir cümle söylemişti:

-“Sayın Başkanım, bizim çocuklar işi bitirdi”

Evet, gerçekten iş bitmişti.

Türkiye’de yeni bir çağ başlamıştı.

12 Eylül bir karabasan gibi ülkenin üzerine çökmüştü.

Belki tabir hoş karşılanmayacak ama bu gün oturup o zaman baktığımızda ancak şu tabiri kullanabiliyoruz:

Ülke hadım ediliyordu.

Bilimsel verilerce de sabittir ki böyle bir operasyonu geçiren bir millet ancak 30 sene sonra kişiliğini bulabilecektir.

Tehdit. korku ve dipçik altında yaşayacak bir toplumda kalıntılar ancak 30 sende kaybolacaktır.

Ta o nesil gidip yerine hür iradeli yeni bir nesil yetişene kadar…

Ve işte bu gün 30 seneyi aşmış bulunmaktayız.

Eğer bu gün oturup Çelikhan’ın bir sosyolojik tahlilini yapacaksak bu çok öneli ayrıntıyı göz önüne almamız gerekmektedir.

Evet 70 li yıllar boyunca müthiş bir kaos ortamından, kan gölünden, geceler boyu süren sokağa çıkmama korkusundan, her an her hangi bir kahvenin taranacağı tehlikesinden sonra birden bire böylesine tanklı, dipçikli, bir silindirin altından geçmek kolay değildir.

Böylesi dehşet bir psikolojiden sonra tekrar normal demokrasiye geçmek, “kaldığınız yerden devam etmek” gibi değildir.

Toplumda genel manada birçok anlayış kriterlerinin de değişmesine sebep olacaktır.

Nitekim Çelikhan’da da böyle bir anlayış değişikliğini görmekteyiz.

Demokrasinin tadına eren istediğini istediği şekilde değiştire bilme yetkisine sahip olduğunu hisseden insanlar Yaylagül’den sonra tamamen halktan, belki de sıradan birisini seçmesi gerekirken, tekrar feodal yapının bir başka versiyonuyla devam etmiştir.

Zira darbe demek cebir demektir.

Cebir ise yırtıcıdır.

Fıtratı yırtar, dürtüleri reflekse çevirir.

Dolayısıyla toplumda meydana gelen sahip olma dürtüsü kendini koruma refleksine dönmüş.

Eskiden beri tek koruyucu olarak gördüğü ağanın kapısına tekrar yöneltmiştir.

Mustafa Şahin belki de hiç hesaba katmadığımız toplumun şahsı manevisinin zulasında saklı böylesi bir refleks sonucu doğmuştur.

Ve birde Mahmut Şahin’in müthiş ferasetiyle…

Evet, Mahmut şahin bir toplumun tarihi akışının nasıl değiştirilebileceğinin örneğini sunmuştu.

Gerçek bir liderin kaybettiği anda tekrar nasıl kazanılırın dersini veriyordu.

Aslında kendisi aday olabilecek enerjiye de sahipti.

Aday olacağım deseydi kimse Asla itiraz etmeyecekti.

Ama kendisini göstermedi.

O bir manada bizlere şunu da öğretiyordu:

Hak etmişi değil liyakatli olanı sunuyordu.

Ve Mahmut Şahin en nihayet şu müthiş gerçeği haykırıyordu:

Geçmişi değerlendirip çağını okuyan ve bunları birbirleriyle sentezleyen insanlar geleceğe hükmeden insanlardır.

Tarihin bütün dönemeçlerinde bu sentezi görebilirsiniz.

Yaklaşık on yıllık ezici bir mağlubiyetten sonra kurt lider Mahmut Şahin Çelikhan’ı çok güzel okumuştu.

Başkanlığı kaybettikten sonra kendisine has duruşuyla odalarda, kahvelerde ve bazen sokaklarda toplumun konuştuklarına kulak kabartmıştı.

Bu insanların neyi niçin istediklerinin tahlilini iyi yapmıştı.

İhtilaldan sonra ülke normal seçim atmosferlerine girince düşüncelerini tatbik etmeye başladı.

Artık şunu iyi öğrenmişti ki; değil diğer Çelikhanlılar kendi kabilesindeki insanlar bile artık o eski ağaları istemiyordu.

Sopa çağı geride kalmıştı.

Bütün kabilesini topladı.

Onlara kısaca şu açıklamalarda bulundu:

“Yaylagül dönemleri hepimizin rahatsızlığı idi. bizler kendimizi bildik bileli bu memlekette gerçek söz sahibiydik. Artık söz sahibi olmak zor kullanmakla elde edilmiyor. Artık milletin sevdiği kişiler olmak zorundayız. Eğer tekrar söz sahibi olmak istiyorsak, her kesin kabul göreceği tertemiz bir adam sunmalıyız. Bu adam ağa olmayan ama kökü bizlere dayanan bu memleketi en az bizim kadar sahiplenen birisi olmalı. Benim önerim Mustafa Şahin’dir”

Bir anda bu isim bomba gibi cemaate düştü.

Bir anda bütün gözler dip köşede oturan Mustafa Şahin’e yöneldi.

Birkaç teredüt dakikasından sonra herkes tarafında bu fikir kabul gördü ve şahinlerin adayı olarak Mustafa şahin o gece o toplantıda çıktı.

Yalnız bütün konuşmalarına ek olarak şu cümleleride kullanmıştı:

-“Ey cemaat sizlere sesleniyorum: eğer seçim zamanında ulu orta yerlerde bizlerin ağalıklarını nazara sunup “şunu bunu” yaptınız diyecekseniz, ben adamımı çekiyorum gidin istediğiniz adamı seçin.”

Mahmut şahin bu sözleriyle bütün kabilenin tek yumruk olmasını sağlamıştı.

Böylece 15 yıllık süren bir başkanlık temelleri atılmış oluyordu.

 

DİĞER YAZILARI Bebeklerin Gücü.... 01-01-1970 03:00 Devletin inisiyatif gücü 01-01-1970 03:00 “Vurun kahpeye” 01-01-1970 03:00 Ormanda 15 Temmuz 01-01-1970 03:00 Orantısız Kavgalar 01-01-1970 03:00 Orman'da Yeni Düzen! 01-01-1970 03:00 Pralamenter sistem aslında ne demek 01-01-1970 03:00 Bir eseri hiddet… 01-01-1970 03:00 Küffara giden dualarımız. 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Ve Bir Öneri! 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve parlamenterler sistem 01-01-1970 03:00 Panama Leaks ve Bediüzzaman 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum. 01-01-1970 03:00 Bir Devrin Anatomisi 01-01-1970 03:00 İnsanları idare edenlerin gözünü kan bürümüş. 01-01-1970 03:00 Ayrık otları ve yaşlı kadınlar 01-01-1970 03:00 Müslümanlar savaşıyor. 01-01-1970 03:00 Sınırı olmayacak… 01-01-1970 03:00 Alın o sapıkları başınıza çalın 01-01-1970 03:00 SÖZ 01-01-1970 03:00 Allah rızasını düşünen üçüncü şahıslara duyurulur 01-01-1970 03:00 Dilimizi yüreğimizle güçlendirmek… 01-01-1970 03:00 Milenyum nesli ve tenha siyaset 01-01-1970 03:00 Neden Mustafa Bulut… 01-01-1970 03:00 Batının gücü nerden geliyor 01-01-1970 03:00 Sineklerin kartallalra savaşı… 01-01-1970 03:00 Ucb’un böylesi… 01-01-1970 03:00 Kavgayla gelen bir mecburiyet 01-01-1970 03:00 İsrail'in muvaffakiyeti, Müslümanların muvaffakiyetsizliği 01-01-1970 03:00 Kutsal mekânlar hapishane gibi 01-01-1970 03:00 Her karışı Peygamber kokuyor 01-01-1970 03:00 Kudüs Gezisi 01-01-1970 03:00 Hiç büyümeseydim 01-01-1970 03:00 Olimpiyatları alsak ne yazar? 01-01-1970 03:00 Dağ tepeye, tepe kuma dönmesin… 01-01-1970 03:00 Mağlubiyetin sırrı 01-01-1970 03:00 SBS'deki başarının çarpıcı öyküsü. 01-01-1970 03:00 Ey menhus ruh artık titre 01-01-1970 03:00 İftar çadırı ve nesli ati 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve gezi hareketi 01-01-1970 03:00 Belki Garip, Ama Bir Öz Eleştiri 01-01-1970 03:00 Son Osmanlıya son saldırı… 01-01-1970 03:00 Kadınlık onuru 01-01-1970 03:00 Dehlizlerdeki sahte kahramanlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Türkiye’ye sığmıyor. 01-01-1970 03:00 Hangisi daha tehlikeli? 01-01-1970 03:00 Biz Ne Olacağız? 01-01-1970 03:00 Takdir ve İhanet 01-01-1970 03:00 Ne idik, ne olacağız? 01-01-1970 03:00 Mustafa Şahin 01-01-1970 03:00 Yaşayan Efsane,Reis Yaylagül 01-01-1970 03:00 Mahmut Şahin 01-01-1970 03:00 Toplumsal refleksler 01-01-1970 03:00 Sükût Ediyorum 01-01-1970 03:00 Gelemeyen Bahar 01-01-1970 03:00 Herkes işine Baksın... 01-01-1970 03:00 Suçlu Benim 01-01-1970 03:00 Ormanın Tarihi Yeniden Yazılıyor 01-01-1970 03:00 Baykuş’un Gözleri 01-01-1970 03:00 Bir Masalım Var 01-01-1970 03:00 Deccal operasyonu mu Kürt sorunu mu? 01-01-1970 03:00 Eğitim, Toplum Ve İntihar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Ve Kızların Hakkı 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 2 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 1 01-01-1970 03:00 Kelimeler canlanır mı? 01-01-1970 03:00 Kavimler neden helak oldular? 01-01-1970 03:00 Ene ve nefsin serüveni 01-01-1970 03:00 Amerika’yı sömürmek… 01-01-1970 03:00 "mahşeri gördüm" 01-01-1970 03:00 Küre-i Arz Konuşunca... 01-01-1970 03:00 Kim ayvayı yiyecek? 01-01-1970 03:00 Baba mı dediniz? 01-01-1970 03:00 Hangi rejim? 01-01-1970 03:00 Bir Çıkmazın Anatomisi 01-01-1970 03:00 Hayal hakikat arası bir şey 01-01-1970 03:00 Zindandaki delik 01-01-1970 03:00 Yumurta idaresi 01-01-1970 03:00 Hain Köpek 01-01-1970 03:00 Bireyin gücü mü cemiyetin gücü mü? 01-01-1970 03:00 Acıdan söz et bana 01-01-1970 03:00 Bu film burda bitmez 01-01-1970 03:00 Demokratik yağmurlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Net ve TOKİ sürecinde almamız gereken ders 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa Veya Mü’min’in Yitik Malları 01-01-1970 03:00 Kaymakamların rolü ve Anadolu Mayası 01-01-1970 03:00 Kaymakamlar Geçidi 01-01-1970 03:00 Düşman içimizde… 01-01-1970 03:00 Kördüğüm Bir Dünya… 01-01-1970 03:00 Yansın Tahrir Meydanı 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum 01-01-1970 03:00 Mahkum adam nasıl hür adam olur? 01-01-1970 03:00 “Hür Adam”la açılan ufuklar… 01-01-1970 03:00 "Yarab hayretimi arttır" 01-01-1970 03:00 Her şey 'kün' de saklı 01-01-1970 03:00 Eyvah Amerika'yı kızdırdık 01-01-1970 03:00 Asrın en büyük eğitim yanlışı 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 2 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 01-01-1970 03:00 Haritaya dikkat! 01-01-1970 03:00 Devlet ve Ramazan Bayramı 01-01-1970 03:00 Onlar rahmete uçtu ya bize ne olacak? 01-01-1970 03:00 Perde gerisine bakalım bence… 01-01-1970 03:00 En büyük buluşma 01-01-1970 03:00 Yıkılmayan duvarlar (Mutluluğa yolculuk-2) 01-01-1970 03:00 Heni en lekum (Mutluluğa yolculuk) 01-01-1970 03:00 Asya'nın bahtına saplandım 2 01-01-1970 03:00 Şahin Bakışlı adam 01-01-1970 03:00 Hesaplanmayan Hesap 01-01-1970 03:00 Dağdan iniş… 01-01-1970 03:00 Cennette futbol var mı 01-01-1970 03:00 Gerçeğin çizgileri ve bir Ceylan 01-01-1970 03:00 Bayramlar Ve Bazı Adetlerimiz 01-01-1970 03:00 Irmak Ummanda Boğulur 01-01-1970 03:00 Tahrik,yara ve kontr hareketler. 01-01-1970 03:00 Cüruf’a Dikkat 01-01-1970 03:00 Ham Çarık Ve Kıl Çorap 01-01-1970 03:00 Uygun Adım 01-01-1970 03:00 Şimdi Jari Zamanı 01-01-1970 03:00 Ve yeni valimiz... 01-01-1970 03:00