Bir Çağın İz Düşümleri 2

Sabri Altun

13-03-2012 16:53

-"Yok, be bir şey yok gelirken "gırık" a takıldım da onu öğrenmek istiyorum anlat hele"

Dığır Hasan anlatmaya başlar:

-"Atalarımız anlatırlardı. Eskiden bizim köyümüz bu gölün kapladığı alanın ortasındaymış. Bir ara köylüler o kadar azıtmışlar ki, hiç bir komşu diğer komşusuna güvenemez olmuş. Kim bir fırsat bulursa çevresine yapabileceği en büyük zararı veriyormuş. Bu halde iken bir gün Hızır Aleyhiselam bir fakir kılığında köye gelmiş. Akşama kadar tek tek evleri gezmiş hiç kimse ne bir parça ekmek vermiş nede kimse misafir etmiş. En nihayet akşama doğru köyün çobanının evine gelmiş. Çoban bunu kabul etmiş. O gece sabaha doğru  önce bir öküz böğürmesi benzeri sesler duyulmuş. Sanki bu ses yerin dibinden geliyormuş. Derken sabah namazına doğru her kes derin uykuda iken her taraftan sular fışkırmaya başlamış. Hemen hemen tüm köy halkı evleriyle birlikte sulara gark olurken, sadece çobanın evi batmamış. Onun evi işte öyle bir tepeye dönüşmüş ve o tepenin üzerinde ise yeryüzünde ne kadar yemiş varsa yeşermeye başlamış. Daha sonra çobanın ailesi ile o sabah namaza kalkan bir kaç kişi boğulmaktan kurtulunca onlarda geliyorlar bu köyümüzü kuruyorlar. Zaten onun için bu köyümüzün adı da Abdulharab olarak kalmış.

Ayrıca Hızır aleyhiselam çobana demiş:

-"Bu senin evinin bulunduğu tepede yeryüzünün tüm yemişleri yeşerecektir. Fakat bu yeşerme buradaki topluluğun ahlakiyle orantılı olacaktır. Ahlak bozuldukça yemişler azalacaktır. Bu tepedeki yemiş sayısına bakıp toplumunuzu değerlendirebileceksiniz."

Sofi Bekir mest olmuştu. Tüm benliğini saran bir havf ile birlikte vücudu diken diken olmuştu. Bu korkuyu hayatı boyunca tatmamıştı. Bu ilahi gazabın verdiği garip bir korkuydu.

"Peki" dedi.

-"Şu anda acaba ne tür yemişler var orada?"

"Epey var ama büyüklerimizin anlattığına göre yarısından çoğu kurumuştur. Bu senede ben bir kaç ağacın daha kuruduğuna şahit oldum."

Sofi Bekir:

-"Demek toplum gittikçe kötüye gidiyor. Allah sonumuzu hayretsin."

Sofi Bekir bir an derin derin düşündü.

Henüz çocuk yaşındaydı. Dedesi şeyh Muhhamed'i hatırladı.

Şeyh tüm çocuklarını toplamış onlara şu nasihati veriyordu.

"Oğullarım, emri vaki er-geç gerçekleşecektir. Öyle sanıyorum ki kısa zamanda âşık olduğum Resulullah'ın âlemine göç edeceğim. Sizlere son tavsiyem şudur: Sakın ha öyle toplumun işlediği ortak günahlara bulaşmayın. Ne zamanki toplum çoğunluk olarak yanlış yollara sapar yanlışlar doğruymuş gibi yapılırsa sizler onlardan ayrılın. Onlar gibi olmayın. Çünkü öylesi günahlar büyük gazapları getirir. Adetullah’a dokunur. Büyük felaketlere uğrarsınız. Eğer benim soyumda kim ki bu günahlara bulaşmazsa 7 göbeğe kadar tasarrufum altında olacaklardır. Hem bu dünyada himmetimi görecekler hem de ahiret’te şefaatçi olacağım."

Çok kısa bir süre sonra dedesi ölmüştü.Fakat söyledikleri hala kulağında çınlıyordu.Lakin ne manaya geldiğini tam kavrayamamıştı.işte şimdi her şeyi daha net anlıyordu.

O gece zar zor uyumuştu. Bir ara ağıldaki koyun sürüsünün huysuzluğu dikkatini çekmiş dışarı çıkmış kendince göle ve dünyaya kulak kabartmış pek bir şey anlamayınca tekrar yatağına gelmiş uzanmıştı. Gece yarısına doğru bir ara uykudan uyanmış odanın içinde gökyüzünü ve gökyüzündeki yıldızları seyredince kendince garipsemişti.

"Allah Allah "demişti.

Odanın içinde gökyüzü neden bu kadar net gözüküyor ki?" böyle düşündükten sonra adeta gözleri güçlü bir etki ile kapanıp derin bir uykuya dalmıştı.

Sabah namazına ise Dığır Hasan’ın feryadıyla uyandı.

Uyandığında Dığır Hasan’ın dövündüğünü tüm ev halkının feryad-u figan ettiğini gördü. Sebebini soracaktı ki, Dığır’ın ağlayarak -"Zelzele" dediğini anladı.

"Zelzele"

Evet, tek bir kelime ama neler anlatmıyor ki. Kaybolan mekânlardan yok olan vücutlara, yıkılan evlerden mahvolan yuvalara kadar kitaplar dolusu ilahi kaderleri anlatacak kadar geniş manalı bir kelimedir zelzele...

Meğer gece yarısı her kes derin uykuda iken -zaten hep derin uykularda derin gafletlerde olur ya...- deprem olmuş yattığı evin etrafındaki evlerin hepsi harabeye dönmüş altında kaç kişi kalmışsa hepsi ölmüştü. İşin en garip ve ibret verici tarafı ise yattığı evin tavanının uçmasıydı. Normalde o tavanın evin içine çökmesi lazımken sanki bir güç tavanı kesmiş yan tarafa fırlatmıştı.

Manzara dehşet verici olduğu kadar acıtıcıydı.

İnsan bu manzara karşısında öylesine bir acziyete düşüyor ki, saklanacak ve kaçacak bir delik arıyor ama ne mümkün...

Gidecek hiç bir yer yok kaçacak hiç bir mekân yok.

Sığınacak tek yer; bir çocuğun annesinde dayak yediği halde tekrar annesinin kucağına girmeye çalıştığı gibi Allah’ın gazabından tekrar Allah’ın rahmetine sığınmaktır. Çünkü başka çare yoktur.

Zira sebeplerin sükût ettiği bir zaman dilimidir zelzele anları...

Bu zelzele mutlaka kendi köyünde de olmuştur. Öyle ise çoluk çocuğu... Artık bir saniye duramazdı. İçini müthiş bir kıskaç sarmıştı. Abdulharab’ı kendi acısıyla baş başa bırakıp köyünün yolunu tuttu.

 

 

DİĞER YAZILARI Bebeklerin Gücü.... 01-01-1970 03:00 Devletin inisiyatif gücü 01-01-1970 03:00 “Vurun kahpeye” 01-01-1970 03:00 Ormanda 15 Temmuz 01-01-1970 03:00 Orantısız Kavgalar 01-01-1970 03:00 Orman'da Yeni Düzen! 01-01-1970 03:00 Pralamenter sistem aslında ne demek 01-01-1970 03:00 Bir eseri hiddet… 01-01-1970 03:00 Küffara giden dualarımız. 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Ve Bir Öneri! 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve parlamenterler sistem 01-01-1970 03:00 Panama Leaks ve Bediüzzaman 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum. 01-01-1970 03:00 Bir Devrin Anatomisi 01-01-1970 03:00 İnsanları idare edenlerin gözünü kan bürümüş. 01-01-1970 03:00 Ayrık otları ve yaşlı kadınlar 01-01-1970 03:00 Müslümanlar savaşıyor. 01-01-1970 03:00 Sınırı olmayacak… 01-01-1970 03:00 Alın o sapıkları başınıza çalın 01-01-1970 03:00 SÖZ 01-01-1970 03:00 Allah rızasını düşünen üçüncü şahıslara duyurulur 01-01-1970 03:00 Dilimizi yüreğimizle güçlendirmek… 01-01-1970 03:00 Milenyum nesli ve tenha siyaset 01-01-1970 03:00 Neden Mustafa Bulut… 01-01-1970 03:00 Batının gücü nerden geliyor 01-01-1970 03:00 Sineklerin kartallalra savaşı… 01-01-1970 03:00 Ucb’un böylesi… 01-01-1970 03:00 Kavgayla gelen bir mecburiyet 01-01-1970 03:00 İsrail'in muvaffakiyeti, Müslümanların muvaffakiyetsizliği 01-01-1970 03:00 Kutsal mekânlar hapishane gibi 01-01-1970 03:00 Her karışı Peygamber kokuyor 01-01-1970 03:00 Kudüs Gezisi 01-01-1970 03:00 Hiç büyümeseydim 01-01-1970 03:00 Olimpiyatları alsak ne yazar? 01-01-1970 03:00 Dağ tepeye, tepe kuma dönmesin… 01-01-1970 03:00 Mağlubiyetin sırrı 01-01-1970 03:00 SBS'deki başarının çarpıcı öyküsü. 01-01-1970 03:00 Ey menhus ruh artık titre 01-01-1970 03:00 İftar çadırı ve nesli ati 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve gezi hareketi 01-01-1970 03:00 Belki Garip, Ama Bir Öz Eleştiri 01-01-1970 03:00 Son Osmanlıya son saldırı… 01-01-1970 03:00 Kadınlık onuru 01-01-1970 03:00 Dehlizlerdeki sahte kahramanlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Türkiye’ye sığmıyor. 01-01-1970 03:00 Hangisi daha tehlikeli? 01-01-1970 03:00 Biz Ne Olacağız? 01-01-1970 03:00 Takdir ve İhanet 01-01-1970 03:00 Ne idik, ne olacağız? 01-01-1970 03:00 Mustafa Şahin 01-01-1970 03:00 Bir Liderin Doğuşu 01-01-1970 03:00 Yaşayan Efsane,Reis Yaylagül 01-01-1970 03:00 Mahmut Şahin 01-01-1970 03:00 Toplumsal refleksler 01-01-1970 03:00 Sükût Ediyorum 01-01-1970 03:00 Gelemeyen Bahar 01-01-1970 03:00 Herkes işine Baksın... 01-01-1970 03:00 Suçlu Benim 01-01-1970 03:00 Ormanın Tarihi Yeniden Yazılıyor 01-01-1970 03:00 Baykuş’un Gözleri 01-01-1970 03:00 Bir Masalım Var 01-01-1970 03:00 Deccal operasyonu mu Kürt sorunu mu? 01-01-1970 03:00 Eğitim, Toplum Ve İntihar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Ve Kızların Hakkı 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 1 01-01-1970 03:00 Kelimeler canlanır mı? 01-01-1970 03:00 Kavimler neden helak oldular? 01-01-1970 03:00 Ene ve nefsin serüveni 01-01-1970 03:00 Amerika’yı sömürmek… 01-01-1970 03:00 "mahşeri gördüm" 01-01-1970 03:00 Küre-i Arz Konuşunca... 01-01-1970 03:00 Kim ayvayı yiyecek? 01-01-1970 03:00 Baba mı dediniz? 01-01-1970 03:00 Hangi rejim? 01-01-1970 03:00 Bir Çıkmazın Anatomisi 01-01-1970 03:00 Hayal hakikat arası bir şey 01-01-1970 03:00 Zindandaki delik 01-01-1970 03:00 Yumurta idaresi 01-01-1970 03:00 Hain Köpek 01-01-1970 03:00 Bireyin gücü mü cemiyetin gücü mü? 01-01-1970 03:00 Acıdan söz et bana 01-01-1970 03:00 Bu film burda bitmez 01-01-1970 03:00 Demokratik yağmurlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Net ve TOKİ sürecinde almamız gereken ders 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa Veya Mü’min’in Yitik Malları 01-01-1970 03:00 Kaymakamların rolü ve Anadolu Mayası 01-01-1970 03:00 Kaymakamlar Geçidi 01-01-1970 03:00 Düşman içimizde… 01-01-1970 03:00 Kördüğüm Bir Dünya… 01-01-1970 03:00 Yansın Tahrir Meydanı 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum 01-01-1970 03:00 Mahkum adam nasıl hür adam olur? 01-01-1970 03:00 “Hür Adam”la açılan ufuklar… 01-01-1970 03:00 "Yarab hayretimi arttır" 01-01-1970 03:00 Her şey 'kün' de saklı 01-01-1970 03:00 Eyvah Amerika'yı kızdırdık 01-01-1970 03:00 Asrın en büyük eğitim yanlışı 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 2 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 01-01-1970 03:00 Haritaya dikkat! 01-01-1970 03:00 Devlet ve Ramazan Bayramı 01-01-1970 03:00 Onlar rahmete uçtu ya bize ne olacak? 01-01-1970 03:00 Perde gerisine bakalım bence… 01-01-1970 03:00 En büyük buluşma 01-01-1970 03:00 Yıkılmayan duvarlar (Mutluluğa yolculuk-2) 01-01-1970 03:00 Heni en lekum (Mutluluğa yolculuk) 01-01-1970 03:00 Asya'nın bahtına saplandım 2 01-01-1970 03:00 Şahin Bakışlı adam 01-01-1970 03:00 Hesaplanmayan Hesap 01-01-1970 03:00 Dağdan iniş… 01-01-1970 03:00 Cennette futbol var mı 01-01-1970 03:00 Gerçeğin çizgileri ve bir Ceylan 01-01-1970 03:00 Bayramlar Ve Bazı Adetlerimiz 01-01-1970 03:00 Irmak Ummanda Boğulur 01-01-1970 03:00 Tahrik,yara ve kontr hareketler. 01-01-1970 03:00 Cüruf’a Dikkat 01-01-1970 03:00 Ham Çarık Ve Kıl Çorap 01-01-1970 03:00 Uygun Adım 01-01-1970 03:00 Şimdi Jari Zamanı 01-01-1970 03:00 Ve yeni valimiz... 01-01-1970 03:00