Bediüzzaman ve gezi hareketi

Sabri Altun

24-06-2013 14:38

Bugün müthiş bir gerçekle karşı karşıyayız.

Adeta Yüzyıllık bir uyarının gerçeğe dönmesi gibi…

Bediüzzaman’ın günümüz siyasetini ta en baştan beri yadırgadığı ve ondan dolayı siyaseti terk ettiği, hatta şeytanla eşdeğer bulduğu bir gerçek…

Moda tabirle buna “toplumsal ayrışma” deniyor.

Bu hastalık öyle menem bir şeydir ki ağzınla kuş tutsan ülkeyi zirvelere taşısan yine de ülkede kaos bitmez. Hava her zaman bulanık kalır.

Zira toplumsal mukavemet bozulmuştur.

Evet, bu ayrışmaya Bediüzzaman “siyasi taraftarlık” der.

Siyasi taraftarlıkta melekler ile şeytanlar birbirine karışır, toplum bunları ayırt edemez.

Ve baştan sona zülüm kokar.

Dolayısıyla mukavemet bozulduğu için kimse kimseye güvenmez ve bunun sonucunda toplumsal güvenirlik ortadan kalkar. “Ve hariçteki düşmanların parmak karıştırmalarına tam bir zemin hazırlar.”

Hal böyle olunca karşı tarafın bütün iyi niyetleri ve güzel söylemleri kandırmaca gibi gelir.

Böylece bir iç çekişme başlar.

Eğerki baştakiler bu hali devam ettirirlerse bu çekişme zulümlerle büyür ve ilahi gazaba kadar gidip iç savaşlara dönüştürür.

Bu durumu Bediüzzaman şöyle bir cümle ile açıklar:

“İşte bu kanun-u esasî-i Kur'ânî hükmünce âsâyiş ve emniyet-i dahiliyeye ilişmek, on câni yüzünden doksan mâsumu tehlikeye atmak, gazab-ı İlâhînin celbine vesile olur.” (Emirdağ Lahikası:394)

Gelelim bu kanun-u esasiye; dikkat ederseniz Bediüzzaman hazretleri, lahikalarda özelikle Emirdağ Lahikasında ne zaman siyasetten bahsetmişse şu ayeti hatırlatır: ”Vela teziru vaziratu vizra uğra.” Bu ayet Kur’an-ı Kerimde dört ayrı surede geçer. En’am, Zumer, İsra, Fatır sureleri…

Meali şerifi: "Birisinin cinayetiyle başkaları, akraba ve dostları mesul olamaz."

Hâlbuki bu günkü siyaset tamamen bu ayetin zıddına işlemektedir.

En azında geçen yüzyıl boyunca ve şimdiye kadar...

Evet,  Bediüzzaman bir mektubunda asırlara hükmeden müthiş uyarısını şu şekilde yapar.

“Gayet kısa birkaç esası, İslâmiyetin bir kahramanı olan Adnan Menderes gibi dindarlara beyan ediyorum.
Birincisi: İslâmiyetin pek çok kanun-u esasîsinden birisi, “Vela teziru vaziratu vizra uğra“ ayet-i kerîmesinin hakikatıdır ki, "Birisinin cinayetiyle başkaları, akraba ve dostları mesul olamaz." Halbuki, şimdiki siyaset-i hâzırada particilik taraftarlığıyla, bir câninin yüzünden pek çok mâsumların zararına rıza gösteriliyor. Bir câninin cinayeti yüzünden taraftarları veyahut akrabaları dahi şenî gıybetler ve tezyifler edilip, birtek cinayet yüz cinayete çevrildiğinden, gayet dehşetli bir kin ve adaveti damarlara dokundurup kin ve garaza ve mukabele-i bilmisile mecbur ediliyor. Bu ise, hayat-ı içtimaiyeyi tamamen zîr ü zeber eden bir zehirdir. Ve hariçteki düşmanların parmak karıştırmalarına tam bir zemin hazırlamaktır. İran ve Mısır'daki hissedilen hadise ve buhranlar bu esastan ileri geldiği anlaşılıyor. Fakat onlar burası gibi değil; bize nisbeten pek hafif, yüzde bir nisbetindedir. Allah etmesin, bu hal bizde olsa pek dehşetli olur. “

İsterseniz bu paragrafın şifrelerini çözmeye çalışalım:

Birinci cümlede Sayın Mehmet Ali Bulut’un geçenlerde yazdığı bir yazısında olduğu gibi bu hitap sadece rahmetli Menderes’e yapılmamıştır.

Çünkü bir sonraki bölümde; ’Adnan Menderes gibi, "İslâmiyetin ve dînin icaplarını yerine getireceğiz"’ diyenlere bir hitaptır.

Öyle ise bu hitabın muhatabı bana göre sağın ve bilhassa demokrat misyonun bütün gelmiş ve gelecek liderleredir.

Dolayısıyla şimdiki hükümete de bir hitaptır.

Ve en başta sayın başbakana…

Öyle ise biz de şimdiki hükümete ve şu zamandaki olaylara bakan kısımları deşifre etmeye çalışalım:

Buradaki en önemli vurgu siyasi taraftarlıktır.

Siyasi taraftarlık geçen yüzyılın üçüncü dünya ülkelerinin ve bilhassa Ortadoğu’nun en büyük belasıdır.

Çünkü yukarda belirtmeye çalıştığım gibi toplumsal ayrışmanın sebebidir.

Aynı ülkenin insanları bu sebeple hiç bir zaman ortak paydalarda buluşmamıştır.

Her zaman bir çekişme her zaman bir kavga hakimdir.

Hiç bir zaman maslahat gözetilmez.

Ve ideolojiktir.

Herkes kendi ideolojisini hakim kılmaya çalışır.

Yüzyıldır bütün Ortadoğu’daki olaylar ve bilhassa Türkiye’nin durumu buna şahittir.

Dolayısıyla Bediüzzaman’ın belirttiği gibi her zaman dış müdahalelere de açıktır.

Binaenaleyh bu gün ülkemizde yaşanan gezi hadiselerinin fitilini bu durum yakmıştır.

Yani fitil bu taraftarlık sonucu oluşan ayrışma ve yakanlar ise batıdır.

Çünkü bu hastalığı içimize onlar aşıladılar.

Ve onlar kendi mallarını çok iyi tanırlar.

İstedikleri an istedikleri ülkelere kaoslar meydana getirtip balans ayarı verebiliyorlar.

Türkiye ile birlikte Endonezya ve Brezilya’da benzer olayların seyretmesi asla tesadüf değildir.

Her üç ülke de yıldızı son hızla parlayan ülkelerdi.

***

Bu mektubun her  bir şifresi çok geniş bir hakikatin derin açıklaması  olduğu için fazla uzatmamak adına son bir şifreyi daha çözmeye çalışalım.

Paragrafta iki ülkeden bahsediyor.

Mısır ve İran…

Gidin 50'li yılların İran ve Mısır'ına bakın sonra gelin bugünkü Türkiye’ye bakın, ilginç bir benzerlik bulacaksınız.

Her iki ülke de de başa geçen zamanın liderleri ülkelerini güçlendirmeye çalışmış ve güçlenirken batıyı acıtmışlardır.

1951'de işçileri yanına alarak iktidara gelen Musaddık, petrolü millileştirmeye başladı. Bu hareketi sonucunda bütün Avrupa sarsıldı özelikle Londra’nın sarsıntısı büyük oldu.

Ve ne olduysa ondan sonra oldu.

İki sene içinde Musaddık, CIA kontrolünde alaşağı edildi ve halka nifak tohumları serpildi.

İran ekonomisi bu günkü Türkiye gibi ne kadar zirvelere tırmandıysa da bir türlü İran halkı yatışmadı.

Ülkenin her tarafında ayaklanmalar durmuyordu.  Ta ki 79'da İran devrimi gerçekleşene kadar.

Ondan sonra?

Ondan sonra ise farklı bir mecra…

***

Mısır’da ise 50'lerde Cemal Abdülnasır vardı. Abdulnasır ülkesini güçlendirmek, İsrail ile savaşmak için Süveyş kanalını millileştirmeye çalışır.

Bu hareket yine batıda petrol krizine yol açar Mısır'la savaş başlar.

Birçok zikzaklar yaşanmasına rağmen sonuç itibarıyla Süveyş kanalı Birleşmiş Milletlerin kontrolüne geçer.

Ve Mısır ondan sonra ancak batının istediği kadar gelişme gösterir.

***

Son tahlilde şu denilebilir:

Geçen yüzyılın en çarpıcı toplumsal karakter insanların bir birlerini hazmetmemesi…

Ortada bir iktidar var ve herkesin gözü onda.

Adeta ülke halkları bir çukura itilmiş orda çıkmanın anahtarı iktidarı alanın eline verilmiş.

İktidar olan ise yukarı çıkmaya çalışırken başları ezerek çıkıyor.

Ve başı ezilen ise iktidarın ayaklarından tutuyor yukarı çıkmasına engel oluyor.

Ve bu döngü bir asırdır sürüyor.

İşte bu çıkmazı Bedüzzaman bu mektupla çözüyor.

Gerçekten çukurdan çıkmak isteyen uygulasın.

Çok mesafe kateden bu günkü hükümetin ve bilhassa sayın başbakanın kulakları çınlasın...

DİĞER YAZILARI Bebeklerin Gücü.... 01-01-1970 03:00 Devletin inisiyatif gücü 01-01-1970 03:00 “Vurun kahpeye” 01-01-1970 03:00 Ormanda 15 Temmuz 01-01-1970 03:00 Orantısız Kavgalar 01-01-1970 03:00 Orman'da Yeni Düzen! 01-01-1970 03:00 Pralamenter sistem aslında ne demek 01-01-1970 03:00 Bir eseri hiddet… 01-01-1970 03:00 Küffara giden dualarımız. 01-01-1970 03:00 15 Temmuz Ve Bir Öneri! 01-01-1970 03:00 Bediüzzaman ve parlamenterler sistem 01-01-1970 03:00 Panama Leaks ve Bediüzzaman 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum. 01-01-1970 03:00 Bir Devrin Anatomisi 01-01-1970 03:00 İnsanları idare edenlerin gözünü kan bürümüş. 01-01-1970 03:00 Ayrık otları ve yaşlı kadınlar 01-01-1970 03:00 Müslümanlar savaşıyor. 01-01-1970 03:00 Sınırı olmayacak… 01-01-1970 03:00 Alın o sapıkları başınıza çalın 01-01-1970 03:00 SÖZ 01-01-1970 03:00 Allah rızasını düşünen üçüncü şahıslara duyurulur 01-01-1970 03:00 Dilimizi yüreğimizle güçlendirmek… 01-01-1970 03:00 Milenyum nesli ve tenha siyaset 01-01-1970 03:00 Neden Mustafa Bulut… 01-01-1970 03:00 Batının gücü nerden geliyor 01-01-1970 03:00 Sineklerin kartallalra savaşı… 01-01-1970 03:00 Ucb’un böylesi… 01-01-1970 03:00 Kavgayla gelen bir mecburiyet 01-01-1970 03:00 İsrail'in muvaffakiyeti, Müslümanların muvaffakiyetsizliği 01-01-1970 03:00 Kutsal mekânlar hapishane gibi 01-01-1970 03:00 Her karışı Peygamber kokuyor 01-01-1970 03:00 Kudüs Gezisi 01-01-1970 03:00 Hiç büyümeseydim 01-01-1970 03:00 Olimpiyatları alsak ne yazar? 01-01-1970 03:00 Dağ tepeye, tepe kuma dönmesin… 01-01-1970 03:00 Mağlubiyetin sırrı 01-01-1970 03:00 SBS'deki başarının çarpıcı öyküsü. 01-01-1970 03:00 Ey menhus ruh artık titre 01-01-1970 03:00 İftar çadırı ve nesli ati 01-01-1970 03:00 Belki Garip, Ama Bir Öz Eleştiri 01-01-1970 03:00 Son Osmanlıya son saldırı… 01-01-1970 03:00 Kadınlık onuru 01-01-1970 03:00 Dehlizlerdeki sahte kahramanlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Türkiye’ye sığmıyor. 01-01-1970 03:00 Hangisi daha tehlikeli? 01-01-1970 03:00 Biz Ne Olacağız? 01-01-1970 03:00 Takdir ve İhanet 01-01-1970 03:00 Ne idik, ne olacağız? 01-01-1970 03:00 Mustafa Şahin 01-01-1970 03:00 Bir Liderin Doğuşu 01-01-1970 03:00 Yaşayan Efsane,Reis Yaylagül 01-01-1970 03:00 Mahmut Şahin 01-01-1970 03:00 Toplumsal refleksler 01-01-1970 03:00 Sükût Ediyorum 01-01-1970 03:00 Gelemeyen Bahar 01-01-1970 03:00 Herkes işine Baksın... 01-01-1970 03:00 Suçlu Benim 01-01-1970 03:00 Ormanın Tarihi Yeniden Yazılıyor 01-01-1970 03:00 Baykuş’un Gözleri 01-01-1970 03:00 Bir Masalım Var 01-01-1970 03:00 Deccal operasyonu mu Kürt sorunu mu? 01-01-1970 03:00 Eğitim, Toplum Ve İntihar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Ve Kızların Hakkı 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 2 01-01-1970 03:00 Bir Çağın İz Düşümleri 1 01-01-1970 03:00 Kelimeler canlanır mı? 01-01-1970 03:00 Kavimler neden helak oldular? 01-01-1970 03:00 Ene ve nefsin serüveni 01-01-1970 03:00 Amerika’yı sömürmek… 01-01-1970 03:00 "mahşeri gördüm" 01-01-1970 03:00 Küre-i Arz Konuşunca... 01-01-1970 03:00 Kim ayvayı yiyecek? 01-01-1970 03:00 Baba mı dediniz? 01-01-1970 03:00 Hangi rejim? 01-01-1970 03:00 Bir Çıkmazın Anatomisi 01-01-1970 03:00 Hayal hakikat arası bir şey 01-01-1970 03:00 Zindandaki delik 01-01-1970 03:00 Yumurta idaresi 01-01-1970 03:00 Hain Köpek 01-01-1970 03:00 Bireyin gücü mü cemiyetin gücü mü? 01-01-1970 03:00 Acıdan söz et bana 01-01-1970 03:00 Bu film burda bitmez 01-01-1970 03:00 Demokratik yağmurlar 01-01-1970 03:00 Çelikhan Net ve TOKİ sürecinde almamız gereken ders 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa Veya Mü’min’in Yitik Malları 01-01-1970 03:00 Kaymakamların rolü ve Anadolu Mayası 01-01-1970 03:00 Kaymakamlar Geçidi 01-01-1970 03:00 Düşman içimizde… 01-01-1970 03:00 Kördüğüm Bir Dünya… 01-01-1970 03:00 Yansın Tahrir Meydanı 01-01-1970 03:00 Görüyorum ama diyemiyorum 01-01-1970 03:00 Mahkum adam nasıl hür adam olur? 01-01-1970 03:00 “Hür Adam”la açılan ufuklar… 01-01-1970 03:00 "Yarab hayretimi arttır" 01-01-1970 03:00 Her şey 'kün' de saklı 01-01-1970 03:00 Eyvah Amerika'yı kızdırdık 01-01-1970 03:00 Asrın en büyük eğitim yanlışı 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 2 01-01-1970 03:00 Tehlike kapımızda 01-01-1970 03:00 Haritaya dikkat! 01-01-1970 03:00 Devlet ve Ramazan Bayramı 01-01-1970 03:00 Onlar rahmete uçtu ya bize ne olacak? 01-01-1970 03:00 Perde gerisine bakalım bence… 01-01-1970 03:00 En büyük buluşma 01-01-1970 03:00 Yıkılmayan duvarlar (Mutluluğa yolculuk-2) 01-01-1970 03:00 Heni en lekum (Mutluluğa yolculuk) 01-01-1970 03:00 Asya'nın bahtına saplandım 2 01-01-1970 03:00 Şahin Bakışlı adam 01-01-1970 03:00 Hesaplanmayan Hesap 01-01-1970 03:00 Dağdan iniş… 01-01-1970 03:00 Cennette futbol var mı 01-01-1970 03:00 Gerçeğin çizgileri ve bir Ceylan 01-01-1970 03:00 Bayramlar Ve Bazı Adetlerimiz 01-01-1970 03:00 Irmak Ummanda Boğulur 01-01-1970 03:00 Tahrik,yara ve kontr hareketler. 01-01-1970 03:00 Cüruf’a Dikkat 01-01-1970 03:00 Ham Çarık Ve Kıl Çorap 01-01-1970 03:00 Uygun Adım 01-01-1970 03:00 Şimdi Jari Zamanı 01-01-1970 03:00 Ve yeni valimiz... 01-01-1970 03:00