Yusuf Mirza Temel

Kapıların Hikayesi ve Ortadoğu

A
a
'' Kapıların hikayesi '' diyoruz biz bu hikayeye. Uzun yıllar boyu devam eden ve refleksif  şekilde ilerleyen derin bir hikaye.
     Not: Bu hikayenin muhtevası sevgili dostum Mehmed Atala'ya aittir. Onun hikayesine kendi gözümle baktığımı belirtmek isterim, kendisine muhabbetlerimle.
     Bu hikayeye başlamadan önce kesinlikle bilinmesi gereken iki şey vardır:
Birincisi, Ivan Pavlov ve Klasik Koşullanma; ikincisi, ''Bir kapıyı kapatan, bir kapıyı açar.'' cümlesinin derinliğidir.
     Pavlov ve Klasik Koşullanma
    Klasik koşullanma, bir fizyolog olan Ivan Pavlov'un köpeklerin salya sistemini araştırmasıyla ortaya çıkmıştır. Pavlov bu deneyi yaparken; araştırdığı köpeklerin bakıcılarını gördüklerini anda ağzından salya aktığını fark etmi şve daha sonra Pavlov, deneyin yönünü değiştirmiş ve daha sonraları zil sesine tepki vermeyin köpeğin, zil sesinin hemen ardından et verilmesiyle bir süre sonra zil sesine de tepki vermesi deneyin temelini oluşturmuştur.
     Burda tam olarak anlatmak istediğimiz şey, Pavlov'un köpeği değil elbette. Bunun aksine; sembolik bir canlı olan köpeğin, ''Beklediği ve istediği şeylerden önce bir takım eylemlere alıştırılması ve bu bağlamda o eylemin aslında o köpeğin istediği ve beklediği şeyin kendisine verileceğinin habercisi'' olmasıydı. Yani tam anlamıyla diyebiliriz ki; canlıların istedikleri şeyi almadan önce alıştırılan bir eyleme ya da olaya koşullanması ve bu koşullanmanın klasikleşmesidir.
     Yukardaki bilgiler bir köşede dursun, yazının ilerleyen yerlerinde konuyu bir bütün olarak ele almamız açısından lazım olacaktır.
     Bir kapıyı kapatan, bir kapıyı açar.          
     Bu söz, umutları tüketmemek adına söylenmiş bir sözdür. Bu, kapı teorisidir. Aslında tam olarak varmak istediğim her şey bu sözün derinliklerindedir. Test eden bünyelerce de çoğu zaman onaylanmıştır; bazen burda inisiyatif alıp, sözü geçen kapılara sokak ağzıyla ''Şöyle sağlam bir omuz atmak, bazen önünde yatmak, tırmalamak, kurcalamak'' falan gerekebilir. Lakin takdir edersiniz ki; burda tam olarak anlatmak istediğim şey: ''Murad edilen kapının ya da kapılardan en az birinin illa ki açılacağı'' noktasıdır. Doğrudur belki de. Ama sadece placebo ile iyileşen onca bünye varken, ''Stigmata'' denilen hadise nesilden nesile akarken inanma fasilitesini özümsemek, aza razı olmak değil midir?
      Aza razı olmak değil midir? Sorusundan sonra şu soruyu sormak isterim, biraz kafalarımızın karışması amacıyla:
     Bir kapıyı kapatan, bütün kapıları kapatmaya muktedir değil midir? Cevabı sizin takdirinize bırakacağım ama elbette ki hepiniz ''Evet, muktedirdir.'' diyeceksiniz. Ama murad edilen kapının açılacağı söyleniyorken bu nasıl olacaktı? Bence kapalı kapılardan bir örnekle izah edebiliriz bu durumu; Örneğin, Ortadoğu'da 4.000 küsur yıldır bitmek bilmeyen bir savaş realitesi var. Bu savaş, İslamiyet'ten önce başladı, günümüze kadar ulaştı. Peki Ortadoğu'da bugün yaşayan ve 4.000 yıldır savaşmakta olan, aynı zamanda bu savaşın da bir an önce son bulmesi için hayatını dua etmeye adamış ve murad edilen kapının açılacağına inanmış fakat 4.000 yıldır istenilen kapının açılmaması gibi bir durumla karşı karşıya kalan bir toplum gerçeği varken; bir kapıyı kapatmaya muktedir olan bütün kapıları kapatmaya muktedir olan ''Varlık'' bizden neyi istemekteydi o kapıları kapatmamak için ya da murad edilen kapıyı açmak için? Bu dua değildi. Hemen burda bir dipnot geçeyim ki dua olmazsa olmazımızdır ama tek başına yeterli değildir. Eğer dua olsaydı; 4.000 yıldır coğrafyasında savaşlar bitsin diye dua eden toplum, bugün istenilen kapıyı bulmuştu.
     Burda Pavlov'un, Klasik Koşullanma deneyi ile haklı olduğunu anlıyoruz. Ortadoğu toplumunda görüldüğü üzere ''Dua etmeye'' klasik koşullanmış ve dua ile istediklerimizin olacağına inanmıştık. Halbuki yanılmıştık, eğer kapılar çalınmakla aşılmıyorsa; kapıları kapatanın bizden istediği şey kapıları çalmamız değildi. Belki de yeni bir kapı bulmamızı istiyordu, ama bu kez de o kapıyı kapatan bu kapımızı da kapatabilirdi. sonra bir kapı daha, bir kapı daha, bir kapı daha.... Belki binlerce kapı daha! Muazzam bir kısır döngü var ortada, bu kısır döngüyü durdurmak için ilk olarak ''Kapıları neyin açacağını, kapıları kapatanın; kapıları tekrar açmak için bizden ne istediğini'' bulmamız lazım. Ben biraz düşüneceğim, bir dahaki yazıda bu soruya cevap bulmuş olmak için dua edeceğim ama elbette ki sadece dua etmekle yetinmeyip araştırmalarımı sürdüreceğim. Kafanızı karıştırmak için de başka bir soru soracağım:
Amacı kapıları açmak olan, neden kapıları kapatır ki?
 
1000
icon
Bulanık 2 Ağustos 2017 16:46

Değerli kardeşim Yusuf mirza gerçekten çok güzel bi konuyu ele almissiniz.Bu güzel tespitlerinizden ötürü tebrik ediyor başarılarının devamını diliyorum.

0 4 Cevap Yaz
Misafir 4 Temmuz 2017 09:48

3 farklı konuya değinmişsin yazıda 3'ününde biri biri ile alakası yok. Bilimsel bazı terimler kullanarak insanların kafasını karıştırmaya çalışmışsın hiçbir anlam ifade etmiyo.

4 3 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Çelikhan'ın en önemli sorunu nedir?

duyurular DUYURULAR
arşiv HABER ARŞİVİ