Ali Bozkurt

Eğitimci- Yazar

Kadın Sorunları ve Çözüm Yolları

A
a
 
Kadınlar, tarih boyunca, çeşitli sorunlar yaşamış ve haksızlıklara uğramışlardır. Fakat biz bu yazıda, kadınların asrımızda karşılaştıkları sorunları ve belli bir ölçüde bu sorunların çözüm yollarını anlatmaya çalışacağız.
Ancak asıl konuya geçmeden önce şu soruya cevap aramalıyız:
Kadınlarla İlgili Sorunların Dile Getirilmesi Sırasında Ne Gibi Hatalar Yapılmaktadır?
Bu soruya kısaca şöyle cevap verebiliriz:
*Sorunlardan bir kısmı, İslamiyet’in yeterince bilinmemesi sebebiyle, din kaynaklı gibi gösterilmektedir.
*Bazı kesimler kadın sorunlarını erkek egemen bakış açısıyla, bazı kesimler de feminist bakış açısıyla değerlendirdikleri için konunun nesnel (objektif) olarak ele alınması mümkün olmamakta, bilakis çatışmacı bir üslup ortaya çıkmaktadır.
*Bazı kesimler konuyu değerlendirirken kadınların fıtratlarından kaynaklanan özelliklerini yok saydıkları için sağlıklı öneriler getirememektedirler.
Bu kısa girişten sonra asıl konuya geçelim.
Asrımızda Kadınların Karşılaştıkları Sorunlardan Bir Kısmı ve Bu Sorunların Çözüm Yolları Nelerdir?
Bu soruya on dokuz başlık altıda cevap vermeye çalışalım:
 1-Kız ve Erkek Çocuğu Sayısı:
Kız çocukların doğumu, genel olarak, aile çevrelerinde erkek çocukların doğumu kadar sevinçle karşılanmaz; gizli bir burukluk yaşanır. Bir ailenin ikinci, üçüncü çocukları da kız olarak dünyaya gelmişse, o ailenin teselli edilmeye çalışıldığına rastlamak bile mümkündür. Daha çok genç oldukları, inşallah erkek çocuk sahibi de olacakları gibi şeyler söylenir.
Üst üste üç-dört kız doğuran kadınların, erkek olur ümidiyle, yeniden hamile kalmayı göze aldıkları, ancak aynı sayıda erkek çocuğu doğuran kadınların bir kız çocuğuna sahip olma beklentisiyle hamile olmayı göze almalarının daha az görüldüğü bilinen bir gerçektir.
Kadınların birer bebek olarak dünyaya gelirken bile böyle olumsuz beklentilerle karşılaşmaları, sorunun kökünün ne kadar derinlerde olduğunu göstermesi açısından manidardır. Üstelik bu tür sorunların (hatta aşağılanmaların) yaşanmasına kadınlar itiraz etmezler veya edemezler. Çok sayıda erkek çocuk doğuran bazı kadınların övünmesi de, sorunun değişik bir yönünü göstermesi açısından anlamlıdır.
Peki, bu tür bir sorun nasıl aşılabilir? Böyle bir sorunu kim dayatıyor ki, kim gidersin?
Sorun, cemiyetle bütünleşmiş bir durumda...
O halde bu sorunun giderilmesi için, toplumun ciddi bir zihniyet değişimi yaşaması gerekir. Ümitsiz olmayalım, ama bu da on yıllar alır.
Şunu da ifade etmek gerekir ki, anlatılan bu ilk sorun var olmaya devam ettikçe, bundan sonra anlatılacak sorunların yok olması beklenemez.
2-Kızlara Verilen Bazı İsimler:
Bazen kız çocuklarına isim verilirken, varlıklarından veya sayılarından rahatsız olduğunu belli edecek adların tercih edildiği görülmektedir. Birkaç kız çocuğu doğan aile, son kızına Yeter, Besi veya Songül adını vererek, bu kızlarının doğan son kız olması ve ardından erkek çocuk gelmesi isteğini ortaya koyarlar. Bu tür isimlerin, anlatılan niyetle, ad olarak konulması şık bir tercih değildir. Böyle bir isim, her şeyden önce doğan çocuğa karşı bir saygısızlıktır. Ayrıca kadere ve yaratıcıya karşı bir sitemdir. Kendi tercihi söz konusu olmadan dünyaya gelen bir çocuğu, böylesine soğuk bir şekilde karşılayarak, onu hayat boyu anlamını izah etmekte zorlanacağı bir isimle çağrılmak zorunda bırakmak doğru olamaz. Nadiren böyle bir ismin, anlatılan sebeple değil de, bir aile büyüğünün adı olduğu için seçilmiş olması da mümkündür; bu tür bir seçim yazı kapsamının dışındadır.
Cemiyet bu konuda aydınlatılarak, bu tür yanlış tercihlerin önüne geçilebilir. Bu, nispeten aşılması kolay bir sorundur.
3-Harcamalarda Ayrımcılık:
Bazı ailelerde erkek çocuk ile kız çocuğu arasında ayrım yapıldığı da bilinen bir gerçektir. Erkek çocuk için bir takım harcamalar yapılırken cömert davranılması, sıra kız çocuğuna gelince tasarruf anlayışının bir kandırmaca olarak devreye sokulması, hatta az olmakla birlikte sofrada yemek dağıtılırken erkek çocuğun kayrılması gibi şeyler rastlanan acıklı durumlardır. Yine belli bir yaştan sonra kız çocuğunun evde bir fazlalık olarak görülüp “kaşık düşmanı” olarak nitelendirilmesi son derece çirkin bir yaklaşımdır.
Bu sorun da toplumun aydınlatılması ile aşılabilecek niteliktedir.
4-Eğitimden Yararlanmada Ayrımcılık:
Kadınlarla erkeklerin eğitim imkânlarından eşit ölçüde yararlandıkları söylenemez.
Bunun için gerekli tedbirler alınmalıdır. Mesela kız liselerinin yeniden hayata geçirilmeleri halinde, lise tahsili yapan kız sayısında artış yaşanacağı göz ardı edilemez. Bu konu derinlemesine incelenip gerekli tedbirler alınmalıdır.
5-Güvende Ayrımcılık:
Bazı ailelerdeki erkekler, kız çocuklarını ahlaki anlamda yanlış bir iş yaparak başlarını önlerine eğdirecek potansiyel bir tehlike kaynağı olarak görmekte ve bu düşüncelerini kızlarına, kız kardeşlerine hissettirebilmektedirler. Bu yaklaşım, kızları üzmekte ve özgüvenlerini zayıflatmaktadır.
Bu sorun nasıl aşılabilir?
Yanlış yapma ihtimali, kızlara tapulanmış bir özellik değildir. Önemli olan ailelerin, kız olsun erkek olsun, bütün çocuklarını her türlü olumsuz ihtimale karşı donanımlı olarak yetiştirmeleridir.
6-Taciz Sorunu:
Bütün dünyada kadınlara yönelik taciz olayları -maalesef- yaşanmaktadır. Taciz olayları öncelikle bu işin mağdurlarını, ardından ise sağduyu sahibi bütün kadın ve erkekleri üzmekte, bir ölçüde psikolojilerini bozmaktadır.
Taciz sorunu nasıl aşılabilir?
Bu, genel anlamda ahlaki bir sorundur. Bu sorunun yaşanmaması için, insanların daha ahlaklı olmaları ve sorunu besleyen sebeplerin ortadan kalkması gerekir.
Nasıl mı? Nasıl olması gerektiğini, detaylara girmeden, satır başları halinde ifade edelim:
*Aileler daha bilinçli olmalı, çocuklarını nefisleriyle ve şeytanlarla baş edecek güçte yetiştirmelidir.
*Eğitim kurumları, eğitim işlevini yerine getirirken bu sorunu da göz önünde bulundurarak gençlere gerekli bilgi ve bilinci kazandırmalıdır.
*Medya, bu konuda üstüne düşen görevi yerine getirerek, dizi ve filmlerin yanı sıra haberleri de yanlış görüntü ve mesajlardan arındırmalıdır.
*Sorunun çözümü konusunda kadınlara düşen görevler varsa, onlar da gerekli fedakârlığı göstermelidir.
*Ayrıca mevcut düzenlemeler caydırıcı anlamda yeterli değilse, gerekli hukuki çalışmalar yapılmalıdır.
Tacizi sadece bir sorun olarak görmek ve bu sorundan şikâyetçi olmak elbette yeterli değildir.
Taciz eden mi, yoksa tacize uğrayan mı kabahatli, gibi kısır tartışmalar, sorunu sulandırıp çözümsüzlüğe itmekten başka bir işe yaramaz; resmin tamamını görmek gerekir.
Konu, son derce ciddi ve vahim olduğuna göre, önemsenerek ele alınmalı ve her kesim kendi payına düşen tedbire razı olmalıdır.
7-Yetim Kalmaktan Kaynaklanan Sorunlar:
Yetim kalan kız çocukları, cinsiyetleri nedeniyle, erkek çocuklarına göre daha çok mağdur olabilmektedirler. İstenmeyen hatıralarla dolu mutsuz bir çocukluktan sonra huzurlu bir yetişkinlik dönemi yaşamak zorlaşmaktadır.
Yetim kalan kız çocuklarına gösterilen ihtimam, bilimsel veriler ışığında artırılmalıdır.
8-Yanlış Arkadaşlıklar:
Orta öğretim çağındaki bazı arkadaşlıklara derin anlamlar yüklenerek, bu tür arkadaşlıkların evliliğe hazırlık dönemi için yapılan bir ön anlaşma gibi algılanması, bazı sorunların yaşanmasına sebep olmaktadır. Günümüzde evlilik yaşının otuz yaş civarına yükselmiş olması göz önünde bulundurulduğunda, on beş yıl sonra evlenecek iki gencin şimdiden bu konuda birbirlerine söz vermeleri, gerçekleşme ihtimali zayıf olan bir hayale kapıldıkları anlamına gelir.
Gençler, ileriki aylarda veya yıllarda, bunun gerçekleşmesi mümkün olmayan bir düşünce olduğunu anlayıp kararlarından vazgeçseler bile, böyle bir hatıra toplumsal değerler açısından özellikle kız tarafı için sakıncalı görülür.
Bu tür hatıralar, ciddi evlilik taleplerini tehlikeye sokabilir. Buna benzer sırlar ifşa olduğu zaman, Zararlı çıkan daha çok kız tarafı olmaktadır. Gençlerin bu tür zamansız arkadaşlıklara karşı mesafeli davranmaları, gelecekleri açısından daha doğru olacaktır.
9-İşgücü Oransızlığı:
Kadınların yaşadığı sorunlardan biri de işgücü oransızlığıdır. Çalışan bir kadın, ev işlerini de yapmak zorunda kaldığı için, çalışan bir erkekten daha çok yorulmaktadır. Ev işleri, hizmetçi tutularak hafifletilse bile, kadının annelik şefkati gereği çocuklarıyla ilgilenmesinden doğan iş yükü yeterince hafifletilemez.
Bu değerlendirmeden, “kadın çalışmasın” anlamı çıkarılmamalıdır. Bilakis kadın ile erkek arasındaki iş gücü dengesinin nasıl sağlanabileceği araştırılmalıdır.
10-Mal Varlığı Üzerinde Yeterince Söz Sahibi Olamama:
Kadınlar, kazandıkları para ve kendilerine kalan miras payları üzerinde yeterince söz sahibi olamamaktadırlar. Çalışan bazı kadınların bankamatik kartlarının kullanılma yetkisi kocalarına ait gibidir. Bazı kadınlar, maaşlı oldukları halde, cep harçlıklarını kocalarından almaktadır. Bu da kendi çapında bir sorundur. Çalışırken erkeklerle eşit, sıra harcamaya gelince kocalarının vesayeti altında bulunan kadınların uğradığı haksızlıkları da görmek gerekir.
Buna benzer sorunların yaşanmaması için, nikâh kıyılmadan önce gerekli şartların karşılıklı olarak konuşulması faydalı olur.
11-Miras Hakkından Mahrum Bırakılma:
Bazı kadınlar, bir takım hileli yollara başvurularak, miras hakkından mahrum bırakılmaktadır. Aile reisinin ölmeden önce mal varlığını erkek çocuklarına tapulaması veya önce üçüncü şahıslara satmış gibi gösterip erkek çocukların güya onlardan satın almaları gibi kanuna karşı yapılan hileler az değildir.
Bir kadının babası ile erkek kardeşlerinin yaptıkları hileli işbirliği sonunda hakkı olan mirastan mahrum bırakılması, kuşkusuz son derece acıklı bir durumdur.
Güvenlik güçlerinin bu tür işlemleri yolsuzluk ve hak gaspı çerçevesinde değerlendirerek, bir şikâyet gelmesini beklemeden, soruşturma açıp hukuka havale etmeleri alınabilecek tedbirler arasındadır; mevzuat buna müsait değilse gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
12-Resmi Nikâh Kıyılmadan Dini Nikâh İle Evlenilmesi:
Resmi nikâh kıyılmadan dini nikâh ile evlenilmesi neticesinde, aşağıda sıralanan sorunlar yaşanmaktadır:
*Kadınların, hiçbir kanuni güvenceleri olmadan, dini nikâh ile bir erkeğin ikinci eşi olmaları ve işler sarpa sarınca da yüzüstü bırakılmaları, az da olasa, görülen sorunlardandır.
*Bazı durumlarda yapılan dini evlilik akdinin -nikâhın mahiyeti ile asla bağdaşmadığı halde- gizli tutulduğu, özellikle ilk eşin bunu duymamsı için tedbir alındığı da söylenmektedir.
*Ailelerinden uzakta yaşayan bazı kızların resmen evlenmeyi düşündükleri erkek ile günaha girmeden rahat bir şekilde arkadaşlık yapabilmek için, ailelerinin haberi olmadan dini nikâh kıydırdıkları olmaktadır. Bazen kız, resmen evlenmekten vazgeçtiği için arkadaşlığını sona erdirmekte, ancak erkek mevcut olan dini nikâhı sürdürüp onu boşamayı kabul etmeyerek kızın büyük sıkıntılar yaşamasına sebep olabilmektedir.
*Bazen nişanlanan gençler nişanlılık dönemlerinde görüşmelerinden dolayı günaha girmemek için ebeveynlerinin bilgisi dâhilinde resmi nikâhtan aylar önce dini nikâh kıydırmaktadır. Bu da yanlış bir karardır. Nişanın bozulması söz konusu olduğunda, kız dinen boşanmış olmakta ve bir dönem dinen nikâhlı olmanın rahatlığı içinde bulundukları için yeni evlilik teklifleri sırasında bu durum sorun oluşturmaktadır.
Bütün bunlar, çok yaygın olmasa da, yaşanan sorunlardır. Dini nikâhı amacı dışında kullanmak ve bu yolla kadınların mağdur olmalarına neden olmak, dinin ruhu ile bağdaşmaz.
13-Gayr-ı Meşru Hayat:
Dünyada az da olsa bazı kadınların metres hayatı yaşamaları önemli bir sorundur. Her iki tarafın da duruma rıza göstermiş gibi davranması olayı normal bir hale sokmaz. Kaldı ki durum incelediğinde kadın tarafının bu işi isteyerek kabul etmediği, bir takım sosyal yanlışlıklar neticesinde bulunduğu konuma sürüklendiği de görülecektir.
Sayıları az da olsa kadınların böyle bir hayat sürdürmemeleri için gerekli sosyal tedbirler alınmalıdır.
14-Aile İçi Şiddete Maruz Kalma:
Bazı kadınların aile içi şiddete maruz kaldıkları da bilinen bir gerçektir. Bir insanın sırf ondan daha güçlü olduğu için sinirlendiğinde eşini dövmeye kalkışması elbette bağışlanacak bir davranış değildir. Yaşanan bu tür durumlar insanlık onuru ile bağdaşmaz.
Kadın, çoğu zaman, hiç olmaması gereken bu durumu çaresizlik içinde sineye çekmek zorunda kalır.
Bu tür manzaraları görerek büyüyen çocukların nasıl etkilendikleri ve bunun ileriki yaşantılarına nasıl yansıyacağı ise başka bir konudur.
Bu sorun için söylenecek en önemli çare şudur: Bir yuva karşılıklı sevgi ve saygı esası üzerine kurulmalıdır.
15-Boşanmada Zorluk Yaşanması:
Boşanmak isteyen kadın, haklı olsa bile, bu isteğinde zorluklar yaşamaktadır. Bu zorluklar; hem kocasının hem de kendi ailesinin baskısından çekinmesi ve yeni bir hayat kurarken karşılaşacağı sorunlar şeklinde özetlenebilir.
Bu sorunun aşılması ancak diğer sorunların aşılmasıyla mümkün olabilir.
16-Boşandıktan Sonra Evlenmede Zorluk Yaşanması:
Boşanan çiftlerden erkek, yeni bir evliliğe daha kolay adım atarken, kadının yeni bir evlilik yapması çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Yirmi yaşlarında iken boşanan iki çocuklu bir kadın, bütün ömrünü çocuklarına adamak zorunda kalmaktadır.
17-Cinsel Obje Gibi Takdim Edilmek:
Kadınların birer cinsel obje gibi görülmeleri, haklı olarak, en çok rahatsız olunan konular arasındadır. Buna rağmen bazı ticari reklâmlarda kadının cinsel yönü öne çıkarılmakta, hiç alakası yokken ve ihtiyaç değilken, reklâma şuh bir özellik kazandırılabilmektedir.
Bu tür reklâmlar, denetim mekanizmalarınca engellenmelidir.
18-Seks Kölesi Olma Sorunu:
Bazı kadınların dünyanın değişik bölgelerinde, değişik şartlar altında seks kölesi olarak çalışmak zorunda bırakılmaları ise, son derece utanç vericidir.
Bu, bir insanlık sorunudur. Bu sorun, birleşmiş milletler tarafından ele alınmalı ve çözüm yolları bulunmalıdır.
19-Kadınlara Yönelik Töre Cinayetleri:
Kadınlara yönelik töre cinayetleri de en önemli sorunlardandır.
Gerçekten suçlu olsa bile, bir insanın hangi şartlarda ve nasıl cezalandırılacağına aile meclisleri değil, ancak müesses nizam karar verir.
Bu sorunun yaşanmaması için şu öneriler sıralanabilir:
a-Her genç kız, kendi rızası olmadan evlendirilemeyeceği hususunda tam bir güvence içinde bulunmalıdır.
b-Yine her genç kız, evleneceği kişi hususunda nihai kararın kendi özgür iradesine ait olduğundan emin olmalıdır.
c-Aileler, kız çocuklarının kendi evlatları olduğunu bilmekle birlikte, yeni hayatın onlar tarafından yaşanacağını ve her insanın bağımsız bir şahsiyet olduğunu da bilmelidir.
d-Gençler, birlikte olma şartının usulüne uygun kıyılmış nikâh olduğu bilinci ile yetiştirilmelidir.
e-Dini hükümler yanlış bilinmemeli, kimse kendisini ceza verme konusunda yetkili sanmamalıdır.
Son olarak şu sorunun cevabını da vermeliyiz:
Kadınların Yaşadıkları Sorunlardan Kurtulmaları İçin İnsanlık Âleminin Hangi Temel Niteliklere Sahip Olması Gerekir?
Bu soruya kısaca şu şekilde cevap verebiliriz:
1.Ahlaki erdemler en üst seviyede içselleştirilmelidir.
2.Her insan, kendi inancı çerçevesinde, başkasına haksızlık yapmanın ne kadar yanlış olduğunu bilmelidir.
3.Kanunlar caydırıcı olmalı ve insanlar kanun hâkimiyetini önemsemelidir.
4.Kadınların yaşadığı sorunlar, sadece kadınlara aitmiş gibi değerlendirilmemeli, birer insanlık sorunu olarak algılanmalıdır.
5.Her erkek kendine şu soruyu sormalıdır: “Ben, kadınların herhangi bir sorun yaşamalarına sebep oluyor muyum?”  Ve bu sorunun cevabı kesinlikle, “Hayır” olmalıdır.
6.Her erkek, bununla da yetinmeyip, kadınların maruz kaldıkları sorunlardan kurtulmaları için elinden geleni yapmalıdır.
7.Her erkek, damadının kızına nasıl davranmasını arzu ediyorsa, karısına öyle davranmalıdır.
8.Kadınlar, dikkatli olmalı, söz ve davranışlarıyla sorun oluşmasına sebebiyet vermekten kaçınmalıdırlar.
Kadınların karşılaştıkları bütün sorunlardan kurtulmaları için, erkeklerle kadınların samimi bir işbirliği içinde olmaları gerekir.
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Çelikhan'ın en önemli sorunu nedir?

duyurular DUYURULAR
arşiv HABER ARŞİVİ