Ali Bozkurt

Eğitimci- Yazar

Allah’a ve Resulüne İtaat Etmek Allah’ın Emridir

A
a
Sözlükte; baş eğmek, emredileni yerine getirmek ve söz dinlemek anlamlarına gelen itaat kelimesi, dini bir terim olarak; Allah’ın emirlerine uyup yasaklarından kaçınmak demektir.
Allah’ın tekvini iradesinin tabii bir sonucu olarak, bütün varlıklar yaratılış itibarıyla Allah’a itaat ederler.
"Sonra duman halinde olan göğe yöneldi, ona ve yerküreye: İsteyerek veya istemeyerek, gelin! dedi. İkisi de ‘İsteyerek geldik’ dediler."[1]
Allah tarafından irade edilen bir şeyin olmaması asla düşünülemez. Allah, yerin ve göklerin görülen düzen içinde olmasını emretmiş ve emir yerine gelmiştir.
Allah’ın yaratılış açısından verdiği bütün emirler yerine gelir. Yukarıdaki ayette “İsteyerek veya istemeyerek gelin!” denmesi, verilen emrin yerine getirilmesindeki mecburiyeti ifade eder. Evrenin işleyişi, tabiat olaylarının düzenli olarak meydana gelmesi, hayvanlara ve insanlara ait organların çalışması bu çerçevededir.
Allah, teşrii iradesi ile insanlara yerine getirmeleri için ibadet nevinden bir takım emirler vermiştir. Ancak bu emirler tekvini iradeye bağlı olarak verilen emirler gibi zorunlu olarak yerine gelmez. Bu emirlerin yerine gelmesi için, insanın cüzi iradesini bu yönde kullanması gerekir. Çünkü Allah, mesela namaz emrini verirken, “İsteyerek veya istemeyerek namaz kılın” dememiştir; namaz kılmamızı emretmiş, ancak bu emrin yerine getirilip getirilmemesini irademize bırakmıştır. Mükellefiyet kabilinden olan diğer emirler de böyledir. İster itaat eder, salih bir kul oluruz, ister karşı çıkar asi olmayı tercih ederiz. İtaat  edersek cenneti, isyan edersek cehennemi hak etmiş oluruz.
"De ki: Gökleri ve yeri yoktan var eden, yedirdiği halde yedirilmeyen Allah'tan başkasını mı dost edineceğim! De ki: Bana Müslüman olanların ilki olmam emredildi ve sakın müşriklerden olma! (denildi). De ki: Ben, Rabbim'e isyan edersem gerçekten büyük bir günün (kıyametin) azabından korkarım. O gün kim azaptan kurtarılırsa, gerçekten Allah onu esirgemiştir. İşte apaçık kurtuluş budur."[2]
Bu ayetlerden şunları anlıyoruz:
1-Niçin Allah’tan başkası dost edinilmemelidir? Çünkü gökleri ve yeri yoktan var eden Allah’tır. Yedirdiği halde yedirilmeyen Allah’tır. Böyle bir Rab bırakılıp başka varlıklar dost edinilebilir mi?
2-Hz. Muhammed (s.a.v.)’e peygamber olması münasebetiyle ilk Müslüman olması ve asla müşrik olmaması emredilmiştir.
3-Allah, Hz Muhammed (s.a.v.)’e, kıyametin azabından korktuğu için Allah’a isyan etmesinin mümkün olmadığını, diğer insanlara da anlatmasını istemektedir.
4-İşte bizler bunları bilerek, ancak Allah’ı dost edinmeli, gerçek anlamda Allah’a teslim olmalı, asla şirk koşmamalı ve büyük günün azabından korkarak hiçbir hususta Allah’a isyan etmemeliyiz.
Kur’an’da Allah’a ve Resulüne itaat, genellikle birlikte zikredilmektedir. Çünkü bu iki itaat birbirini tamamlar. Allah’a itaat etmeden resulüne itaat etmek veya Resulüne itaat etmeden Allah’a itaat etmek mümkün değildir. Allah’a ve Resulüne itaat, birbirlerinin mütemmimidir.
Allah’a ve Resulüne itaat edilen bir toplumda; genel anlamda anarşi ve kargaşa, özel anlamda ise bencillik ve ahlaksızlık olmaz.
Şimdi Allah’a ve Resulüne itaat etme konusunu ayet-i kerimelerin ışığı altında incelemeye çalışalım.
1.Allah’a  ve Resulüne İtaat Etmek Allah’ın Emridir:
"Allah'a itaat edin, Resûle de itaat edin ve (kötülüklerden) sakının. Eğer (itaatten) yüz çevirirseniz bilin ki Resûlümüzün vazifesi apaçık duyurmak ve bildirmektir."[3]
Bu ayetten şunları anlamalıyız:
1-Allah’a ve resulüne itaat etmek, Allah’ın emridir.
2-Kur’an’da yasaklanan günahlardan uzak durmak, Allah’a ve resulüne itaat etmenin doğal bir vecibesidir.
3-Hz. Muhammed (s.a.v.)’in görevi, Allah’ın emirlerini bildirmektir.
4-Hz. Muhammed (s.a.v.) tarafından tebliğ edilen emir ve yasakları öğrendikten sonra, bu emir ve yasakların gereğini yerine getirmekten yüz çevirenler, İlahi cezaya müstahak olurlar.
5-Allah’a ve resulüne itaat etmenin önemini bilerek ve bu bilginin gereğini yerine getirerek yaşamalıyız.
2.Allah’a ve Peygamberine İtaat Etmemek Bir Cihetle Küfürdür:
"De ki: Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez."[4]
Konyalı Mehmet Vehbi Efendi, bu ayeti tefsir ederken şunları söylemektedir:
“Eğer itaatten i’raz ederseniz Allah-ü Tealâ sevmez” demek” siz kâfir olursunuz. Binaenaleyh; Allah-ü Tealâ size muhabbet etmez demektir. Yani i’taz; risaletini tasdikten i’raz olduğuna binaen küfür olmuştur. Ama risaletini tasdik edip de tembellik ederek sünnetini ihya etmemek suretiyle adem-i itaatten küfür lazım gelmez.”[5]
Müfessir Sabuni ise şöyle izah ediyor:
“Eğer itaat etmekten yüz çevirirlerse, bilsinler ki Allah, ayetlerini inkâr edenleri ve peygamberlerine isyan edenleri sevmez.”[6]
3.Allah’a, Resulüne ve Ulu’l-emre İtaat Etmek Gerekir:
"Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir."[7]
Bu ayetten şunları anlıyoruz:
1-Kitaba ve sünnete sarılmak suretiyle Allah’a ve resulüne itaat etmek gerekir.
2-Müslüman oldukları ve Allah’ın dinine bağlı kaldıkları müddetçe idarecilere itaat etmek icap eder.[8]
3-Ulu’l-emr, “emir sahipleri, emir verme salahiyeti taşıyan ve bu konumda olanlar yani âmirler” demektir. Başkan, aile reisi, kumandan, ana-baba, bilmeyenlere göre bilenler (âlimler) de bunlardandır.[9]
4-Anlaşmazlığa düşülen konuları Allah’a arz, anlaşmazlığın cevabını Kur’an’da aramak demektir.
5-Günümüzde anlaşmazlığa düşülen konuları Resulüne arz, sünnetindeki hükümlere başvurmak anlamına gelir.
4.Allah, Peygamberleri kendilerine İtaat Edilsinler Diye Göndermiştir:
"Biz her peygamberi -Allah'ın izniyle- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan bağışlanmayı dileseler, Resul de onlar için istiğfar etseydi Allah'ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı. Hayır, Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazlar. "[10]
Bu iki ayetten şunları anlıyoruz:
1-Peygamberlere itaat etmek Allah’ın emridir.
2-Peygamberlere itaat etmeyenler, kendilerine zulmetmişlerdir.
3-Bir süre peygambere itaat etmedikleri halde pişman olup tövbe eden ve bu durumunu peygamber (s.a.v.)’e arz edip onun kendileri için istiğfar etmesini temin edenler, Allah tarafından affedilir.
4-Allah’a itaat edip iman etmek, anlaşmazlıklar konusunda Allah’ın resulünü hakem seçip, hiçbir sıkıntı duymadan, onun verdiği hükümleri  kabul etmeyi gerektirir.
5.Mü’minler, Allah’a ve Resulüne İtaat Ederler:
"Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah ve Resûlüne itaat edin."[11]
Hayatın her alanında Allah’a ve resulüne itaat zorunluluğu vardır.
Savaş ganimetleri, Hz. Muhammed (s.a.v.) tarafından, Allah’ın bildirdiği şekilde taksim edilmiştir. Ashabın bu hususta özel tasarruflarda bulunmayarak, Allah’a ve resulüne itaat etmeleri, ilahi emirdir.
"Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir." [12]
Bu ayette genel anlamda bir mü’min tanımlaması yapılmaktadır. Bu tanımlama içinde Allah’a ve resulüne itaat etmek de yer almaktadır.
6.Peygamberin Görevi Tebliğ, Bizim Görevimiz İtaattir:
"Allah'a itaat edin, Peygamber'e de itaat edin. Yüz çevirirseniz bilin ki, elçimize düşen apaçık bir duyurmadır."[13]
Allah’a itaat edin, dendikten sonra önemine binaen itaat emri bir daha tekrar edilerek Peygambere itaat edilmesi istenmiştir. Peygambere itaatten yüz çevirmek, ona bir zarar vermez, çünkü onun görevi sadece tebliğdir; ancak yapılan tebliğe uymayanlar, Allah tarafından hesaba çekilip gerekli cezaya çarptırılacaklardır.
7.Allah’a ve Resulüne İtaat Edenler, Birbirleriyle Çekişmezler:
"Allah ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider. ..."[14]
Düşmana karşı başarılı olmak için Allah’a ve resulüne itaat etmek gerekir. Birbiriyle çekişme, düşmana karşı zafiyet meydana getirir. Zafiyet ise korku ve yenilgiye neden olur.
8.Allah’a ve Resulüne İtaat, Hayat Verecek Şeylere Uymak Demektir:
"Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız."[15]
Allah ve resulü Kur’an’a çağırır. Kur’an ise gerçek anlamda kurtuluş, dünya ve ahiret saadetidir. Kur’an bize hayat verir. Kalpleri çeviren Allah’tır.
9.İman Etmeden Boyun Eğmek, İtaat Değildir:
"Bedevîler “İman ettik” dediler. De ki: “İman etmediniz. (Öyle ise, “iman ettik” demeyin.) “Fakat boyun eğdik” deyin. Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” [16]
Müslüman olmak, iman kalbimize tam anlamıyla girdikten sonra boyun eğip teslim olmaktır. Makbul bir Müslümanlık için, sağlam bir iman gerekir. Sağlam imana sahip olmadan bir takım dünyevi menfaatler için Müslüman olmuş gibi görünmek geçerli bir duruş değildir. Boyun eğme ve amel, iman etmenin sonucunda meydana gelmelidir.
10.Allah’a ve Resulüne İtaat, Tebliğ Edilenlerden Yüz Çevirmemeyi Gerektirir:
"Ey iman edenler! Allah'a ve Resûlüne itaat edin, işittiğiniz halde O'ndan yüz çevirmeyin. İşitmedikleri halde işittik diyenler gibi olmayın."[17] 
Hayatın her alanında ve cihad hususunda Allah’a ve resulüne itaat etmek gerekir.
İşiten ve akıl sahibi olan bir varlığın görevi, Allah’a ve resulüne itaat etmektir.
Kâfir ve münafık olanlar işittik derler, ancak sıra işittiklerini yerine getirmeye gelince işitmemiş gibi davranırlar. Mü’minler asla böyle olmamalı, işittiklerinin gereği ne ise onu yapmalıdırlar.
11.Allah’ın Resulüne İtaat, Doğru Yolu Bulmanın Şartıdır:
"De ki: Allah'a itaat edin; Peygamber'e de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki, Peygamber'in sorumluluğu kendisine yüklenen (tebliğ görevini yapmak), sizin sorumluluğunuz da size yüklenen (görevleri yerine getirmeniz)dır. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulmuş olursunuz. Peygamber'e düşen, sadece açık seçik duyurmaktır."[18]
Bu ayette, Allah’a ve resulüne itaat birlikte emredildikten sonra, resule itaatin gerekli olduğu bir daha zikredilerek, ona itaat, doğru yolu bulmanın şartı olarak belirtilmiştir.
12.Allah’ın Resulüne İtaat Edenler Doğru Yolu Bulurlar:
"(Ey Muhammed!) De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben, yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, diriltir ve öldürür. O hâlde, Allah’a ve O’nun sözlerine inanan Resûlüne, o ümmî peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız.”"[19]
Bu ayetten şunları anlıyoruz:
1-Hz. Muhammed (s.a.v.), bütün insanlara peygamber olarak gönderilmiştir.
2-Hz. Muhammed (s.a.v.), yer ve göklerin hükümranlığı kedisine ait olan, kendisinden başka ilah bulunmayan, dirilten ve öldüren Allah (C.C.) tarafından gönderilmiştir.
3-Hz. Muhammed (s.a.v.), Allah’a ve onun sözlerine iman etmiştir.
4-Ümmi olan Hz. Muhammed (s.a.v.), Allah tarafından bilgilendirilmektedir.
5-Bizim doğru yolu bulmamız, ancak Hz. Muhammed (s.a.v.)’e tabi olmamızla mümkündür.
13.Peygambere İtaat Eden Allah’a İtaat Etmiş Olur:
"Kim Resûl'e itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur. Yüz çevirene gelince, seni onların başına bekçi göndermedik!"[20]
Bu ayette, resule itaat, Allah’a itaat olarak tanımlanmıştır. Çünkü Hz. Muhammed (s.a.v.)’in insanlara bildirdikleri, Allah’ın emirleridir. Rasulullah’ın görevi Allah’ın emir ve yasaklarını tebliğ etmektir. Bu tebliğe riayet etmeyenlerin cezasını vermek ise Allah’a aittir.
"Sana bîat edenler ancak Allah’a bîat etmiş olurlar. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. Allah’a verdiği sözü yerine getirene, Allah büyük bir mükâfat verecektir."[21]
Bu ayet; Hudeybiye olayında Müslümanların, Hz. Muhammed (s.a.v.)’e, kanlarının son damlasına kadar savaşmak üzere, biat etmelerini anlatılmakta ve biat edenlerin Allah’a biat etmiş olduklarını belirtmektedir.
Mü’min, Hz. Muhammed (s.a.v.)’e dolayısıyla Allah’a verdiği sözden dönmemelidir.
14.Allah Tarafından Sevilmek İsteyen, Resulüne itaat etmelidir:
"(Resûlüm!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir."[22]
Bu ayette Allah’a itaat ile resulüne itaat, bir bakıma aynı derecede önemli sayılmıştır. Hz. Muhammed (s.a.v.)’e itaat eden, onun vahiy ile aldığı emirlerini yerine getirmiş olacağından, Allah tarafından sevilmeyi hak eder. Allah, sevdiği kulunu bağışlar ve esirger.
15.Merhamet Edilmek İsteyen Allah’a ve Resulüne İtaat Etmelidir:
"Allah’a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin."[23]
Bu ayet, önceki ayetlerle birlikte tetkik edildiğinde, faizden uzak durma konusunda Allah’a ve resulüne itaat etmemiz gerektiği anlaşılmaktadır. Faizle birlikte Allah’ın yasak ettiği her şeyden kaçınmak, Allah’a ve resulüne itaat etmenin gereğidir.
"Namazı kılın, zekatı verin, Peygamber’e itaat edin ki merhamet göresiniz."[24]
Allah’ın rahmetine nail olmak için, bedenle yapılan namaz kılma ve mal ile yapılan zekât verme ibadetlerini yerine getirmenin yanı sıra, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in bize bildirip örnek olduğu öteki görev ve ibadetleri de yerine getirmek gerekir.
16.Allah’a ve Resulüne İtaat Edenler, Kurtuluşa ve Mutluluğa Erenlerdir:
"Aralarında hüküm vermesi için Allah'a ve Resûlüne davet edildiklerinde, müminlerin sözü ancak ‘İşittik ve itaat ettik’ demeleridir. İşte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir. Her kim Allah'a ve Resûlüne itaat eder, Allah'a saygı duyar ve O'ndan sakınırsa, işte asıl bunlar mutluluğa erenlerdir." [25]
Allah’a ve resulüne itaat, mü’min olmanın doğal bir sonucudur. Mü’minlere yakışan, kendilerine yapılan tebliği işittiklerinde gereğini yapmalarıdır. Kurtuluşa ermek için, hem iman etmek hem de inanılan hususları yerine getirmek icap eder.
Kurtuluşa erip mutlu olmak için, Allah’a ve resulüne itaat etmek, Allah’a saygı duyarak sakınmak gerekir. Bu şartlara riayet edenler, Allah’ın azabından kurtulurlar.
17.Cehenneme Girdikten Sonra, Allah’a ve Resulüne İtaat Konusunda Duyulacak Pişmanlık Fayda Vermez:
"Yüzleri ateşte evrilip çevrildiği gün: Eyvah bize! Keşke Allah'a itaat etseydik, Peygamber'e de itaat etseydik! derler."[26]
İnkârcılar, cehenneme girip de yüzleri ateşte evrilip çevrilince, dünyada Allah’a ve resulüne itaat etmedikleri için büyük bir pişmanlık duyarlar; ancak bu pişmanlık fayda vermez, artık atıldıkları yerde ebediyen kalacaklardır.
18.Mü’min Olmak İçin Rasulullah (s.a.v)’in Verdiği Hükümlere Razı Olmak Gerekir:
"Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar."[27]
Hz. Muhammed (s.a.v.)’in verdiği hükümleri yerinde bulmak, mü’min olmanın bir gereğidir. Şuna kesin olarak inanmalıyız ki,  Rasulullah (s.a.v.), adildir, ve adaletle hükmeder.
19.Peygamberin Emrine Muhalefet Etmek, Belaya Uğrama Veya Azap Görme Nedenidir:
"(Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. İçinizden birbirini siper ederek sıvışıp gidenleri Allah gerçekten bilir. Artık onun emrine muhalefet edenler, başlarına bir belânın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar."[28]
Ashabın, Hz. Muhammed (s.a.v.)’e ismiyle değil, nebilik ve resullük unvanıyla hitap edilmeleri emredilmiştir. Buna kıyasla bizler de Hz. Muhammed (s.a.v.)’den bahsederken aramızda birinden bahseder gibi değil, salavat getirerek onu anmalıyız. Rasulullah (s.a.v.)’in emrine muhalefet edenler dünyada başlarına bir bela gelmesinden, ahirette ise cehennem azabına çarptırılmaktan sakınmalıdırlar.
20.Allah’ı ve Resulünü İncitenler Lanetlenmiştir:
"Şüphesiz Allah ve Resûlünü incitenlere, Allah dünya ve ahirette lânet etmiş ve onlara aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır."[29]
Bazı İnsanların Allah’ı ve resulünü incitmelerine örnekler:
1-Allah’a şirk koşmak.
2-Allah’ın çocuk sahibi olduğunu iddia etmek.
3-Allah’ın peygamberlerini yalanlamak.
4-Hz. Muhammed (s.a.v)’in şair, sihirbaz veya mecnun olduğunu söylemek.
5-Hz. Muhammed (s.a.v.)’in aile efradına iftirada bulunmak.
21.Allah’a ve Resulüne Karşı Çıkmanın Hem Dünyevi Hem de Uhrevi Cezası Vardır:
"Bu, onların Allah'a ve Peygamberine karşı koymalarındandır. Kim Allah'a ve peygamberine karşı koyarsa, bilsin ki, Allah'ın cezası şiddetlidir."[30]
1-Allah’a ve peygamberine karşı koyanlar, bu dünyada melekler tarafından desteklenen ordularla yenilgiye uğratılmışlardır.
2-Allah’a ve resulüne karşı çıkanların göreceği şiddetli ve sürekli azap ise ahirette olacaktır.
“Eğer Allah onlara sürgünü yazmamış olsaydı, elbette onları dünyada (başka şekilde) cezalandıracaktı. Ahirette de onlar için cehennem azabı vardır. Bu, onların Allah’a ve Resûlüne karşı gelmeleri sebebiyledir. Kim Allah’a karşı gelirse bilsin ki, Allah’ın azabı şiddetlidir."[31]
1-Yahudi Nadiroğulları kabilesi, Uhud savaşından sonra Hz. Muhammed (s.a.v.) ile daha önce yaptıkları tarafsızlık anlaşmasını bozup müşriklerle işbirliği yapmaya başladılar. Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.v.), onları Medine’den sürgün etti. Bu, onların dünyadaki cezasıydı.
2-Ahirette ise, onlar için cehennem azabı vardır.
3-Dünyada yaşadıkları sürgün cezası ve ahirette görecekleri cehennem azabı, onların Allah’a ve Resulüne karşı gelmeleri sebebiyledir.
22.Allah’a ve Resulüne Karşı Çıkmanın Uhrevi Cezası Cehennemdir:
"Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim Peygamber'e karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o yönde bırakırız ve cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir."[32]
Doğru yol, peygamber tarafında delilleriyle açıklandıktan sonra kim Rasulullah (s.av.)’e karşı çıkar ve mü’minlerin yolundan ayrılıp kendine başka bir yol tutarsa, Allah onu o yolda bırakır ve cehenneme sokar.
Ayrıca bu ayetten şu hüküm de çıkarılmıştır: “Bu ayet-i kerime, icma-ı ümmetin hücciyetine ve ona muhalefetin hürmetine delalet etmektedir.”[33]
"Kim Allah'a ve Peygamberine karşı isyan eder ve sınırlarını aşarsa Allah onu, devamlı kalacağı bir ateşe sokar ve onun için alçaltıcı bir azap vardır."[34]
Allah’a ve Resulüne isyan edip Allah’ın koyduğu sınırları aşmanın cezası Cehennemdir. Onlar orada ebediyen cehennem ateşinde kalırlar. Manevi açıdan da alçaltıcı bir azap görürler.
23.Allah’a ve Resulüne İtaat Eden Büyük Kurtuluşa Ermiş Olur:
"... Kim Allah ve Resûlüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur."[35]
Allah’a ve resulüne itaat eden kişi, Allah’ın hoşnutluğunu kazanarak iki dünyada da yüksek bir rütbeye ve kurtuluşa erişmiş olur.
24.Allah’a ve Resulüne İtaat Edenler Peygamberler, Sıdıklar, Şehitler ve Salih Kişilerle Beraberdir:
"Kim Allah'a ve Resûl'e itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddîkler, şehitler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!"[36]
Bu dünyada Allah’ın ve Resulünün -emrettiklerine uyarak yasakladıklarından da kaçınarak- itaat edenler, cennette en yüksek makam sahibi olan peygamberler, sıddîkler, şehitler ve salih kişilerle beraber olacaklar, böylece kendileri de en yüksek makamlara erişmiş olacaklardır.
25.Allah’a ve Resulüne İtaat Edenler Cennete Girerler:
"... Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. ... "[37]
"... Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse Allah onu, zemininden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; orada devamlı kalıcıdırlar; işte büyük kurtuluş budur."[38]
Allah’a ve Resulüne itaat edenlerin uhrevi mükâfatları, zemininden ırmaklar akan cennettir. Cennet nimetleri sonsuz, kusursuz ve ebedidir. Onlar burada ebediyen mutlu bir şekilde hayat süreceklerdir. İşte onlar kavuşacakları bu ebedi hayat nedeniyle en büyük kurtuluşa ermiş olurlar.
Konuyu şöyle bağlayalım:
Hem Allah’a ve  hem de Resulüne itaat Allah’ın emridir.
Allah’a ve Resulüne İtaat etmemek, bir cihetle büyük günah, bir başka cihetle küfürdür.
Hem günahlardan kaçınmalı hem de inkârcı olmamalıyız.
İman etmek ve imanımızın gereğini yerine getirmek, Allah’a ve Resulüne İtaat etmenin doğal gereğidir.
Allah’a ve Resulüne itaat etmeden doğru yolda bulunmak mümkün değildir.
Allah’a ve Resulüne itaat, birbirimizle iyi geçinmeyi gerektirir.
Allah’a itaat etmeden Resulüne, Resulüne itaat etmeden de Allah’ itaat etmiş olamayız. Allaha ve Resulüne itaat birlikte olmalı.
Allah’ın sevgisine mazhar olmak, merhamet edilmek, kurtuluş ve mutluluğa ermek, ancak Allah’a ve Resulüne İtaat etmekle mümkündür.
Allah’a ve Resulüne itaat etmek, dünyada ve ahirette en büyük şeref olduğu gibi, aksi ise en büyük zillettir.
 
 
 
 
[1] 41/Fussilet-11
[2] 6/Enam: 14-16
[3] 5/Maide-92
[4] 3/Al-i İmran-32
[5] Konyalı Mehmet Vehbi, Hülasatü’l-Beyan Fi Tefsiri’l-Kur’an, C: 2, S: 582
[6] Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, C: 1, S: 366
[7] 4/Nisa-59
[8] Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, C: 1, S: 540
[9] DİB Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir,C:2, S: 87
[10] 4/Nisa-64.65.
[11] 8/Enfal-1
[12] 9/Tövbe-71
[13] 64/Teğabun-12
[14] 8/Enfal-46
[15] 8/Enfal-24
[16] 49/Hucurat-14
[17] 8/Enfal-20.21.
[18] 24/Nur-54
[19] 7/Araf-158
[20] 4/Nisa-80
[21] 48/Fetih-10
[22] 3/Al-i İmran-31
[23] 3/Al-i İmran-132
[24] 24/Nur-56
[25] 24/Nur-51.52.
[26] 33/Ahzab-66
[27] 4/Nisa-65
[28] 24/Nur-63
[29] 33/Ahzap-57
[30] 8/Enfal-13
[31] 59/Haşr-4.5.
[32] 4/Nisa-115
[33] Kur’an-ı Kerim’in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri, Ömer Nasuhi Bilmen,C: 2, S: 668
[34] 4/Nisa-14
[35] 33/Ahzab-71
[36] 4/Nisa-69
[37] 48/Fetih-17
[38] 4/Nisa-13)
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Çelikhan'ın en önemli sorunu nedir?

duyurular DUYURULAR
arşiv HABER ARŞİVİ